ABD Afganistan’ı, Rusya ve Çin’e Karşı Kullanmayı mı Planlıyor? - ADEM AKÖL

28 Haziran 2021 Pazartesi 00:46

Geçtiğimiz Çarşamba günü “Afganistan’a Dikkat” başlığı ile kaleme aldığımız köşe yazımızda; 2500 yıl önce Makedonya Kralı Büyük İskender’den başlayarak günümüze kadar,  Afganistan’ın nasıl bir ‘İnsan yutan’ bataklık olduğunu anlatmaya çalışarak; NATO’nun askerlerini çekerken, Kabil Havaalanı’nın güvenlik kontrolünün Türkiye’ye verilmek istenmesinin arkasında sinsi bir plan olması ihtimalini vurgulamıştık.

Önceki ABD Başkanı Donald Trump, görev süresinin son aylarında aldığı ani bir kararla Afganistan’daki Amerikan askerlerini azaltmaya başlar… Ardından yeni Başkan Joe Biden, koltuğa oturur oturmaz yaptığı ilk icraatlarından biri olan, 29 Şubat 2020 tarihinde Katar’ın başkenti Doha’da Taliban’la imzaladığı “Afganistan’a Barış Getirme Anlaşması” uzun süreli çalışmalar sonucunda hazırlanmış sinsi planın bir parçası olarak algılanmalıdır.

Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani ve “Milli Uzlaşma Konseyi Başkanı” Abdullah Abdullah’ın Cuma günü Beyaz Saray’a çağrılıp Biden ile yaptıkları görüşmede, kapalı kapılar arkasında neler konuşulduğunu tam olarak bilmek mümkün değildir… Ancak görüşme sonrası, Biden’ın önümüzdeki yıl Afganistan’a 3.3 Milyar Dolar yardım yapma sözü vermesi, bunun üzerine Abdullah Abdullah’ın Reuters Haber Ajansı’na verdiği mülakatta “Taliban tamamen kapatmadığı sürece onlara kapılarımızı açık tutacağız” sözleri, derin anlam taşımaktadır.

Özellikle 1 Mayıs’tan itibaren, 2 aydır hummalı bir çalışma içerisinde Afganistan’daki üslerini boşaltmaya çalışıyor ABD… Bugüne kadar ABD’ye ait 6 askeri üs terk edilerek, Afganistan Silahlı Kuvvetleri’ne teslim edildi… Önemli teçhizatlar askerlerle birlikte Çin Halk Cumhuriyeti’ne yakın Amerikan üslerine götürülürken, bazı malzemeler de Afganistan yönetimine bırakılıyor.

Amerikan askerleri çekilirken oluşan boşlukları Taliban doldurmaya başladı bile… Ülkenin neredeyse yüzde 70’ini kontrolü altında tutarken; özellikle Kabil etrafındaki yerleşim birimlerini ele geçirerek, bu oranı son 2 ayda hızla arttırıyor… Ve bunun için fazla bir uğraş verdiği de söylenemez çünkü ABD’nin eğittiği Afgan askerleri silahlarıyla birlikte kendiliğinden Taliban’a katılıyor.

Öte yandan NATO güçleri için 20 yıl boyunca tercümanlık ve casusluk yapmış, güvenlik gibi önemli hizmetlerde bulunmuş olan Afgan vatandaşlarının, ABD askerleri çekildikten sonra can emniyetlerinin kalmayacağı endişesi ile onlara Amerika vizesi verilmeye çalışılıyor… Ancak bu işlemlerin uzun süreceği göz önüne alınarak, acil bir çözümle geçici olarak Pasifik Okyanusu ortasındaki ABD’ye bağlı Guam adalarında misafir edilmeleri planlanıyor.

Afganistan’da bu kadar güçlü bir konuma sahip olan Taliban’ın Doha’da bulunan sözcüsünün söylediklerine önem vermek gerekmektedir… “11 Eylül 2021’de son ABD askerinin çekilmesinden sonra Afganistan’da varlığını sürdüren askeri güç, işgalci kabul edilecektir… Hiç kimse ülkemizde askeri varlığını sürdürmeyi ummamalıdır… Bazıları böyle bir hata yaparsa Afgan halkı onları işgalci olarak kabul edecek ve geçmişte olduğu gibi onlara tepki gösterecektir. Adı ne olursa olsun, tüm yabancı güçlerin topraklarımızda bulunması kabul edilemez. Havaalanı ve diplomatik temsilciliklerin sorumluluğu Afgan halkına aittir.”

Cenevre’de 14 Haziran’daki NATO zirvesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Kabil Havaalanı’nın güvenliğini sağlama görevinin teklif edilmesinin hemen ardından verilen bu beyanatın altında yatan düşünceyi çok iyi araştırmak gerekmektedir.

Bugün gelinen noktada Talibansız bir Afganistan yönetimi mümkün gözükmemektedir… Pakistan Başbakanı İmran Han’ın “Taliban’ın Afganistan yönetiminin ortağı olmasını sağlamazsak, çok kanlı bir iç savaşa sebebiyet veririz” sözlerini de dikkate almak gerekiyor.

ABD Afganistan’a girdikten sonra haşhaş üretiminin 60 kat arttığı ve bugün dünya afyon ihtiyacının yüzde 90’ının bu bölgeden karşılandığı, buna benzer işlerden ABD’nin yılda 50 milyar dolar kazanç sağladığı söyleniyor… Üstelik bu gelirin devamı için Kabil’in 50 kilometre kuzeyinde sivil teşkilatlarını kurduğu üssün kalacağını ve Afganistan’dan sadece askerlerini çekerek başka stratejik bölgelere göndereceğini anlayabiliriz.

ABD’nin bugün önündeki en büyük engel Çin Halk Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu’dur… Afganistan üzerinden 2 farklı planı hayata geçirmeye çalışıyor… Buradaki askerlerini bir an önce Çin’i kontrol edebilecek noktalara kaydırma telaşı içerisindedir… Ancak bundan daha önemlisi, Afganistan’da Taliban’ın söz sahibi olacağı terörist bir devlet oluşturarak Uygur bölgesinden Çin’e problem yaratmak; Türkmenistan, Özbekistan ve Tacikistan-Kırgızistan üzerinden de Rusya’ya rahatsızlık vermeyi planlamaktadır.

Bu noktada, Kabil Havaalanı konusunda Türkiye’nin çok dikkatli davranması gerekmektedir… Çünkü ABD’nin hedefinde Çin ve Rusya’nın yanı sıra Türkiye de vardır… Türkiye’nin Taliban’ı çok iyi tanıyan yakın dost Pakistan ve Türk Konseyi’ne üye olan Macaristan’ı da yanına alarak Kabil Havaalanını koruma görevini üstlenmek istemesi akıllıca bir tedbir olmakla birlikte, ABD’nin sinsi oyununa gelmemek için dikkatli olmak gerekmektedir.

Günün Sözü

Başkaları için orada olun, fakat hiçbir zaman kendinizi arkada bırakmayın.

Dodinsky

Pozitif düşüncenin lideri

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI