Afganistan Çıkmazı - ADEM AKÖL

1 Temmuz 2021 Perşembe 02:02

ABD Başkanı Joe Biden’ın NATO’nun 14 Haziran Cenevre zirvesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teklif ettiği Afganistan Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havaalanı’nın güvenliğini koruma görevi, kabul edilmeli mi yoksa edilmemeli mi tartışması hala devam ediyor.

Bu tartışma, daha doğrusu artılarla eksilerin muhasebesinin yapıldığı beyin jimnastikleri, medyada olduğundan çok daha fazlasının hükümetin ilgili organlarında da yapıldığı muhakkaktır… Ancak medyada yapılanla Devlet’te yapılan değerlendirmeler arasında çok büyük bir fark olduğunu bilmek gerekmektedir… Medya, etraftan topladığı yüzeysel bilgilerle durumu değerlendirirken; Devletimiz, istihbarat örgütümüzün sağladığı bilgileri ve siyasilerimizin yaptığı ikili görüşmelerin tam metinlerini masaya koyarak muhasebe yapmaktadır.

Bu yüzdendir ki, onların vereceği karar, daha doğru mesnetler üzerinden oluşacaktır… Ancak bizlere düşen, çok zor olan bu görev için karar oluştururken en ince ayrıntısına kadar değerlendirilmesini sağlayıcı ikazlarda bulunmaktır… Bu yüzdendir ki 14 Haziran NATO zirvesi sonrasında ortaya çıkan bu durum ile ilgili, üçüncü yazımızı kaleme alma ihtiyacı hissettik.

Afganistan coğrafyası ve demografik yapısının çok zorlu olmasından dolayı yakın tarihimizde bile Sovyetler Birliği 10, Amerika ise 20 yıl; bataklıktan kurtulmaya çalıştıkça batan canlılar gibi çırpınıp durdu… Zaten, tarih boyunca birçok imparatorluğu yutan bir yer olarak bilinir bu ülke.

Mustafa kemal Atatürk döneminde Türkiye ile sıkı bir ilişki içerisine girer Afganistan… Atatürk, bu ülkeye büyük önem vererek “Türkiye Cumhuriyeti’nin ayakta kalması Afganistan’ın güvenliğine bağlıdır” der… Afganistan, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nden feyz ve yardım alarak modern bir ülke yaratma yolunda büyük adımlar atmış olmasına rağmen; 1979 Sovyet Ordusu, ardından da 2001 ABD işgali ile hızla talan edilerek, bugün dünyanın en geri kalmış ülkelerinden biri durumuna getirilir.

Afganistan’da, Himalayalar’ın uzantısı olan Hindikuş ve Pamir dağlarının zorlu yükseltilerinde ve kısmen düzlük, ancak çorak olan batı bölgelerinde 10’un üzerinde farklı etnik grup yaşamaktadır… Afganistan’daki salt çoğunluğu oluşturan Acem kökenli Peştunlar ve Tacikler’in yanısıra; Hazaralar, Özbekler ve Türkmenler gibi yüzde 22 kadar Türk kökenli etnik grup bulunmaktadır.

Hem coğrafi, hem de etnik bakımdan bu kadar büyük çelişkiler barındıran Afganistan’da 30 yılı aşkın süren emperyalizmin yıkım faaliyetleri; doğanın diyalektiği olarak Taliban gibi silahlı bir örgütün doğmasına yol açar… Sovyet işgalinin birkaç yıl sonrasında ülkeyi terk etmek zorunda kalarak Pakistan’ın kuzeyine yerleşen mültecilerin, ülkelerini kurtarma amacı ile kurdukları Taliban, zamanla terörizm ağırlıklı bir örgüte dönüşür.

Özellikle ABD askerlerinin çekilmeye başlaması ile kontrol ettiği toprakları hızla artırarak bu gün itibarı ile ülkenin yüzde 80’ine hakim olur Taliban güçleri… Geçtiğimiz günlerde hazırlanan Amerikan istihbarat raporunda, önümüzdeki 6 ay içerisinde Taliban’ın Afganistan’ın tümünü eline geçireceği ifade ediliyor.

ABD’nin, Taliban’ın ilerleyişini yorumlama biçimi; üstelik hem Kabil Hükümeti hem de Taliban ile sıkı temas içerisinde bulunması; oluşmakta olan yeni durumun Amerika lehine olacağı şüphesini artırmaktadır… Bu yüzden, Amerika’nın Hem ticari hem de stratejik anlamda kan kaybetmesinin en büyük 2 müsebbibi olarak gördüğü Rusya ve Çin’de sorun çıkarmak için Taliban’ı kullanacağı anlaşılmaktadır.

Emekli Amerikan askerlerinin Afganistan’da büyük toprak sahibi oldukları bilinen bir gerçektir… Öte yandan Afganistan’daki bütün kirli işleri ABD’li şirketler yönetmektedir ve bu şirketlerin başında yine emekli ABD subayları bulunmaktadır… ABD, askerlerini çekerken Kabil’in kuzeyinde bulunan 3 kilometre uzunluğunda piste sahip Bagram Havaalanı’nı kullanmaya devam edecek… Bu havaalanı çevresi tamamen yüksek dağlarla kaplı, hiçbir askeri taarruzun mümkün olamayacağı bir konumdadır… Bugün dünya Afyon ihtiyacının yüzde 90’ının Afganistan’da üretildiğini düşünürsek; ABD bu havaalanını, ne getirdiği ne götürdüğü belli olmayan, pis işleri için kullanacağı aşikardır.

Öte yandan, Afganistan’ın Çin’in “Bir Yol, Bir Kuşak Projesi” üzerinde olması, onun önemini bir kat daha artırmaktadır… Ülkedeki bakır, lityum gibi önemli madenlerin işletmesinin Çin’li şirketlerin elinde bulunması ve Taliban’ın bunlara ses çıkarmaması, aralarındaki ilişkinin boyutunu göstermektedir… Para karşılığında Taliban’ın yapmayacağı hiçbir şeyin olmadığı zaten bilinen bir gerçektir.

“Kabil Uluslararası Havaalanı’na hakim olan, Kabil’e hakim olur, Kabil’e hakim olan Afganistan’a hakim olur” deniliyor, çünkü Kabil Havaalanı Afganistan’ın uluslararasına açılan tek yasal kapısıdır… Türkiye’nin buranın güvenliğini sağlıyor olması Kabil’e hakim olması anlamını taşır ki bu, uluslararası stratejik dengede Türkiye’nin daha hissedilir olmasını sağlayacaktır… Ancak yine de Aman Dikkat!

Günün Sözü

Korkulu düş görmektense, uyanık yatmak hayırlıdır.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI