Amerika’nın Doğu Akdeniz Enerji Planı - ADEM AKÖL

10 Şubat 2020 Pazartesi 01:34

ABD, deniz aşırı ülkelerde bulunan enerji kaynakları ile ilgili bir rapor yayınlar bir süre önce... Bu rapora göre, Doğu Akdeniz’de doğal gaz arama çalışmaları daha önce bilinenin aksine 2000’li yıllarda değil de 1950 yılında başlamış... Önceleri sadece sahil şeritlerinde yapılan bu çalışma, 1990 sonrasında açık denizlerde devam ediyor ve 1995 yılında ilk doğal gaz tesbit ediliyor.

Ancak, Doğu Akdeniz’de 2000’li yıllarda başlandığı söylenen çalışmalar; 2009 yılında İsrail’in Leviathan ve Tamar havzalarında bulunduğu açıklanan doğalgaz haberleri ile çalkalanır dünya basını... Ardından Kıbrıs’ın güneyinde Afrodit ve Mısır’ın kuzeyinde Zohr bölgelerinde zengin yataklara rastlandığı ilan edilir.

Peki ABD raporunun; 1950 yılında arama çalışmalarına başlanıp da, 1995 yılında bulunduğu iddia ettiği doğal gaz rezervleri, niye 15 yıl bekletildikten sonra 2009 yılında açıklanıyor..? İşte tam da bu noktada uluslararası enerji devleri devreye giriyor.

Önce, eski ABD Milli İstihbarat Konseyi (DNI) Başkan Yardımcısı ve CIA’nın Afganistan’daki Kurmay Başkanlığı görevlerinde bulunmuş Graham Fuller’e İslam coğrafyası ile ilgili geniş bir araştırma yaptırılır... Bu araştırmanın sonuçlarını değişik yıllarda yayınladığı kitaplarda toplar Fuller:

1991.....Evrenin Merkezi; İran Jeopolitiği

1993.....Türkiye’nin Yeni Jeopolitiği; Balkanlar’dan Batı Çin’e Kadar

1995.....Kuşatma; İslam Jeopolitiği ve Batı

1998.....Türkiye’nin Kürt Sorunu

2001.....Şii Araplar; Unutulmuş Müslümanlar

2003.....Siyasal İslamın Geleceği

2008.....Yeni Türk Devleti; İslam Dünyası’nın Odak Noktası

2010.....İslamsız Bir Dünya

Sonra, Doğu Akdeniz’i çevreleyen İslam ülkeleriyle ilgili planlar yapılmaya başlanır... Geçtiğimiz yıl, New York Times gazetesi bu bölgeye yönelik hazırlanmış planları içeren bir analiz ve harita yayınlar... Haritaya göre; Suriye 2, Irak 3, Suudi Arabistan 5, Libya 3 ve  Yemen 2 olmak üzere; bölgedeki 5 ülke parçalanıp, yerlerine 15 yeni ülke oluşturulması planlanmış... Haritada eksik olan tek ülke Türkiye idi... 2013’teki Gezi olayları ve 2016’daki Fetö kalkışması ile bunu başaramamışlardı çünkü.

ABD, Irak’la İran’ı 8 yıl kapıştırdıktan sonra, 1990 yılında Saddam’a Kuveyt’i işgal eddirtir ve ertesi yıl 1.Körfez Savaşı başlar... Ayni yılın sonlarında SSCB dağılıp, dünya 2 kutuptan tek kutba düşer... Dönemin İngiltere Başbakanı Margaret Tacher “bizim artık SSCB diye bir düşmanımız yok, tek düşmanımız İslam’dır” der.

11 Eylül 2001’de New York’taki İkiz Kuleler’e, 3 bin kişinin öldüğü uçak saldırısı düzenlenir... Saldırıyı planlayanların tam olarak açıklığa kavuşturulmamasına rağmen, suçlu El-Kaide Örgütü kabul edilerek bir ay sonra Afganistan işgal edilir... Arkasından, 2003’ün ortalarında 2.Körfez Savaşı ve Irak’ın işgali başlar...

Afganistan ve Irak’ta yokoluş savaşları devam ederken, diğer Arap ülkelerinde hazırlıklar tamamlanır ve ‘Arap Baharı’ operasyonları başlatılır... Güya Arap halklarının demokrasi, özgürlük ve insan hakları talepleri ile; Tunus, Mısır, Libya, Suriye, Bahreyn, Cezayir, Ürdün ve Yemen’de büyük çaplı silahlı hareketler; Moritanya, Suudi Arabistan, Umman, Irak, Lübnan ve Fas’ta küçük çaplı ayaklanmalar ve silahlı çatışmalar başlatılır.

Türkiye ve Arap ülkeleri, Doğu Akdeniz’de çıkarılan bu problemlerle uğraşırken, uluslararası enerji devleri; Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni kullanarak bölgedeki hidrokarbon yataklarını parsellerler... Yunanistan, İspanya’nın Sevilla Üniversitesi’ne yaptırdığı Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) haritası ile, Libya ve Mısır’ın haklarını gasp eder, Türkiye’yi de Antalya körfezine hapseder.

Mısır’lı gazeteci Saber Mashour 2 ay önce yayınladığı bir makalede şöyle der... “Araplar, tüm müslümanların tek bir devlet içinde yaşamaları gerektiğine inanır ve Osmanlı Devleti’nin varlığını hala kabul ederler... I.Dünya Savaşı’nda kendi liderlerinin İngilizler’le işbirliği yapıp Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasına sebep oldukları için onlara hain gözü ile bakarlar... Araplar, Erdoğan’ı İslam bayrağını taşıyan bir lider olarak görürler ve Libya konusunda Türkiye’yi desteklerler.”

Arap dünyasının bu duygularından güç alan Türkiye, bölgedeki etkinliğini; 10 farklı ülkede kurduğu üslerle ve mazlumlara el uzatarak artırır... Doğu Akdeniz’deki donanma gücünü geliştirir, sismik araştırma ve sondaj filosu kurar ve son olarak da Libya ile MEB anlaşması yaparak, vurucu hamleyi hayata geçirir.

Amerika’nın Doğu Akdeniz Enerji planı suya düşmüştür... Artık Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları Türkiye’siz yönetilemeyecek... Ancak bunu kabullenmeleri biraz zor olacak... Sonuç vermeyecek başka çözümler arayacaklar bir süre...

Günün Sözü

Kanunlar, örümcek ağları gibidir; zayıflar ağa yakalanır, güçlülerse ağı delip geçer.

Honore De Balzac

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI