Anzak’ların Torunları... - ADEM AKÖL

18 Mart 2019 Pazartesi 10:50

Birinci Dünya Harbi’nin ikinci yılında, 25 Nisan 1915’te Gelibolu yarımadasına çıkarma yapan 8500 Avustralya’lı ve 3000 Yeni Zelanda’lı askerden oluşan Anzak ordusunu duymayanımız yoktur... Osmanlı ordusu karşısında büyük bir yenilgiye uğramasına rağmen Türkler tarafından ağırlanan Anzak’lar... Bugün bile Türkiye, Avustralya ve Yeni Zelanda’da görkemli törenlerle yadedilen Anzaklar...

Yeni Zelanda; Güney Yarımküre’de Avustralya’nın 1500 kilometre güney-doğusunda iki büyük ve birçok küçük adadan oluşan bir ülke... Türkiye’den 17 bin kilometre uzaklıkta, Türkiyenin üçte bir büyüklüğünde, 5 milyon nüfuslu, dünyanın en yaşanılır en müreffeh ülkelerinden birisi...

Pasifik’in cenneti olarak nitelenen Yeni Zelanda, dünyanın en bol oksijenli ülkesi olarak da bilinir...

Yaklaşık 1000 yıl önce Yeni Zelanda’ya yerleşen ve bugün, ülkenin yerlileri olarak kabul edilen Maoriler’den 800 yıl sonra İngilizler de gelmeye başlar bu cennet adalara...

Yeterli bir nüfusa ulaşan İngilizler, çok geçmeden 1952 yılında özerkliklerini ilan ederler... 1900’lü yılların başlarında sömürge altındaki uluslar yavaş yavaş İngiliz İmparatorluğundan kopmaya başlayınca kurulan Milletler Topluluğu’nun (Common Wealth Countries) bir üyesi olur Yeni Zelanda...

Çok renkli bir nüfus yapısına sahiptir, dünyanın birçok ülkesinden insan barındırır topraklarında... 100 civarında farklı lisan konuşulur... İnsan hakları ve sosyal ilerleme bakımından dünyada ilk sıralarda yerini alan Yeni Zelanda’da Birleşmiş Milletler rakamlarına göre 1000’in üzerinde de Türk yaşamaktadır...

Avustralya’da doğmuş, Yeni Zelanda’da büyümüş yeni yetme bir Anzak torunu kana buluyor ülkeyi geçtiğimiz Cuma günü...

Ayni anda ülkedeki iki farklı camide ibadet yapan Müslüman’lara açılan ateş sonucu 49 kişi katledilir, aralarında 3 de Türk’ün bulunduğu 39 kişi yaralanır...

Adam kafasına koyduğu kamera ile katliamı canlı olarak yayınlar tüm dünyaya... Saldırıdan önce 74 sayfalık bir de manifesto yayınlar twitter hesabından...

Meğer 2 yıldır planlıyorlarmış bu saldırıyı; Müslümanlara yönelik saldırılar devam edecekmiş... Müslümanların Avrupa ülkelerine gitmelerini istemiyorlarmış... İstanbul tekrar Hristiyan şehri olacakmış... Hatta başınız belaya girsin istemiyorsanız boğazın batı yakasına geçmeyin diyorlar Türklere... Özellikle Cumhurbaşkanı’mız Erdoğan da hedef alınıyor manifestoda...

Saldırılarda kullanılan şarjörler üzerindeki bazı yazılar dikkat çekiyor... “Viyana 1683” ve “Miloş Obiliç...” Viyana kuşatması ile Osmanlı İmparatorluğu’nun uğradığı ağır yenilgi ve Kosova savaşında Sultan Murad’ı şehit eden Sırp’ın ismi vurgulanıyor özellikle...

Adam manyakmış... Bilgisayar oyunlarının etkisi altında kalmışmış... Son yıllarda artan ‘islamofobi’ etkisi ile yapılmışmış katliam...

Adam hiç de manyak değil; kafası çalışan, ne yaptığını çok iyi bilen, çok iyi planlama yapma veya uygulama kapasitesine sahip birisi...

Hiç de bilgisayar oyunlarının etkisi altında kalınmamış; bilgisayar oyunlarının etkisi anlık şeyler, 2 yıl boyunca planlama yapılmaz bunun için... Hele hele kalkıp da 74 sayfalık bir manifesto hazırlanmaz...

Bu heriflerin İslam karşıtı olduklarını da zannetmiyorum ben... Yaşadıkları ülkede aldıkları eğitim ve kültür buna cevaz vermez çünkü... Böyle olaylar yaşanmaz ülkelerinde...

Doğru, son yıllarda bir ‘islamofobi’ etkisi var... Ama bu uluslararası finans güçlerinin yazdığı senaryonun baş aktörü olarak belirlediği bir kimliktir ‘islamofobi...’

Uluslararası finans güçleri, tamamı refah içinde olan bir dünya istemez... Bir kısmında yüksek refah olacak; ürettiği lüks tüketim mallarını satacak, uyuşturucu ile gençlerini zehirleyecek... Bir kısmında huzursuzluk olacak; silah satacak, yeraltı zenginliklerini sömürecek... Bir kısmına huzursuzluk sinyalleri vererek oluşan gayri stabil ortamdan yararlanarak bir ülkeyi bile satın alabilecek hacimde spekülatörlük yapacak...

İşte Anzak’ların yeni yetme, hadsiz, beyin ile kalp arasındaki irtibattan yoksun bu torunları da uluslararası finans güçlerinin yazdığı senaryonun; birkaç kuruşa tav olan, kendini bilmez figüranlarından sadece birkaçı...

Viyana 1683 ve Miloş Obiliç’i biliyorlar da; 18 Mart Çanakkale Zaferi gibi nice destanlar yazmış bir milletin bu tür oyunlara karşı dik duracak iradeye sahip olduğunu unutuyorlar galiba...

Günün Sözü

Yapmak istediğinizi hemen şimdi yapın... Yarınların sayısı süratle azalmaktadır.

Dünyadan erken ayrılan ünlü aktör ve filim yapımcısı Michael Landon; erken öleceğini bilirmişçesine söylediği bu söze herkesin itibar etmesi gerekmektedir... Kaç adet yarınımızın kaldığını kim bilebilir ki?..

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI