Avrupa Açılımı - ADEM AKÖL

1 Aralık 2020 Salı 00:18

“Kendimizi başka yerde değil, Avrupa’da görüyor geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz” diyor, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 10-11 Aralık’taki Avrupa Liderler Zirvesi’nin sadece iki hafta öncesinde.

Bundan kısa bir süre önce de “hukuki altyapımızı geliştirerek, ekonomimizin oturduğu temelleri güçlendirerek, üretim ve istihdamı arttırarak, salgın sonrası yeniden şekillenecek dünyada kendimize iyi bir yer edinmekte kararlıyız” vurgusu yaparak Türkiye’nin hukuki yapısı ile birlikte ekonomisini de daha fazla geliştirebilmek için seferberlik başlattığının sinyallerini veriyordu Cumhurbaşkanımız.

Milattan Önce 1000 yıllarında başlayıp, Milattan Sonra 1000 yıllarına kadar süren Orta Asya’dan göç eden Türkler, dünyanın birçok yerine ve yoğunlukla Avrupa kıtasına yerleşirler… Daha sonraki dönemlerdeki Osmanlı’nın Avrupa kıtasındaki hakimiyet süresini de hesaba katarsak; Türkler Avrupa’da en az 2000 yıldan bu yana hep vardır.

Avrupa Birliği (AB), ilerleme sınırlarını çoktan belirlemiştir… Balkan ülkelerinin bir kısmını birliğe almak istememekte, Bulgaristan ve Bosna Hersek gibi önceden aldıklarıyla da ciddi sorunlar yaşamaktadır… Bu yüzden Erdoğan, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile olan ilişkilerin, AB üyeliği doğrultusunda artık gelişme göstermeyeceğinin çok iyi bilincinde olmasına rağmen Avrupa açılımını yapmıştır.

Öte yandan, seçim sonucu kesinleşmiş Biden dönemi için; “Amerika ile uzun ve yakın müttefiklik ilişkilerimizi bölgesel ve küresel tüm meselelerin çözümünde aktif olarak kullanmak arzusundayız. Rusya ve İran gibi köklü tarihi münasebetlerimizin bulunduğu ülkeleri de asla göz ardı edemeyiz” diyerek, Türkiye’nin bölge siyasetini etkileyen tüm ülkelerle karşılıklı çıkarlar doğrultusunda iyi geçinmek istediğini açık bir şekilde ifade etmiştir.

10-11 Aralık tarihlerindeki Avrupa Liderler Zirvesinde işlenecek ana konuların başında Türkiye olacağı ve birtakım yaptırımların görüşüleceği kesinleşmiş bulunmaktadır… Daha önce, çeşitli dönemlerde AB gündemine Türkiye’ye karşı birtakım yaptırımlar getirilmiş olmasına rağmen fiili olarak gerçekleştirilememişti.

Bu sefer durum daha ciddi gözüküyor… Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 15 Kasımda KKTC’yi ziyaret ederek kapalı Maraş’ın açılmasına yönelik faaliyetleri yerinde incelemiş olması, yaptırım sürecini hızlandırmıştır… Üstelik, Libya’ya sivil malzeme götürmekte olan bir Türk kargo gemisine, bir Yunan generalin komutasındaki AB emrindeki savaş gemisinin, uluslararası hukuk dışı saldırısının da, tamamen bu amaç doğrultusunda tezgahlandığı aşikardır.


Erdoğan; “daha öncesini bir kenara bıraksak bile, sadece Osmanlı’nın Avrupa’da 600 yıllık bir geçmişi var. Bu gün de kendimizi Avrupa’nın bir parçası olarak görüyoruz, ancak bu; ülkemize yönelik açık saldırılara, haksızlıklara ve çifte standarda boyun eğeceğimiz anlamına gelmiyor” diyor.

Şurası apaçık bir gerçek ki, Türkiye’nin son dönemde bölgedeki siyasi ve askeri alanlarda gösterdiği olağanüstü başarı, birçok ülkenin bölgesel çıkarları ile çelişmektedir… O ülkeler, bu durumdan hiç de hoşnut değildirler… Ve şurası da başka bir gerçek ki, Türkiye-AB ve Türkiye-ABD ilişkileri eskiden olduğundan çok daha mesafelidir.

Özellikle Azerbaycan-Ermenistan savaşı sırasında, Türkiye’nin göstermiş olduğu performans sayesinde elde edilen başarı sonucunda; Ermenistan’ın güneyinde elde edilen koridorla, bir zamanlar Atatürk’ün ‘Türk Kapısı’ diye adlandırdığı, Iğdır’dan Nahçıvan, Azerbaycan ve diğer Türk devletlerine ulaşım imkanı, Türkiye’nin gücüne güç katmıştır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dile getirdiği bu açılımlar; Türklerin 2000 yıllık bir geçmişe sahip Avrupa ile olan ilişkilerinin, üyelik söz konusu olmasa bile, geliştirilmesi gerektiğinin açık bir tezahürüdür… 2023 hedefine konulan ‘Büyük Türkiye’ oluşumu için, kendi öz haklarımızı ve ‘kardeş ülkelerin’ haklarını çiğnetmeden, tüm dünya ile karşılıklı çıkarlar doğrultusundaki münasebetlerin pekiştirilmesi gerekmektedir.

Günün Sözü

Türklere karşı Avrupa, daima haçlı geleneği benimsemekten geri kalmamıştır. Türkleri Avrupa’dan atmak, Avrupalının şuur altına yerleşmiş bir bağnazlıktır.

Prof. Dr. Halil İnalcık

Osmanlı-Türk tarihçisi

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI