Avrupa Parlamentosu Seçimleri ve KKTC - ADEM AKÖL

30 Mayıs 2019 Perşembe 09:16


Geçtiğimiz 23 ve 26 Mayıs tarihleri arasında 28 Avrupa Birliği (AB) ülkesinde Avrupa Birliği Parlamentosu (AP) seçimleri yapıldı... Avrupa vatandaşı 428 milyon seçmen, 751 sandalyenin sahiplerini belirlemek için 9. Kez sandığa gitti.
Avrupa Parlamentosu (AP), Avrupa Birliği’nin (AB) en üst organıdır... Avrupa Birliği’nde yaşayan 513 milyon insanı temsil eder ve temel işlevi bir siyasi güç olarak topluluk politikalarının hazırlanması için gereken kararları üretir... Yürütme organı olan Avrupa Komisyonu’nu ve üye devletlerin hükümetlerinde görev yapan bakanlardan oluşan Avrupa Birliği Konseyi’ni denetler... Üçte iki oy çoğunluğuyla Komisyon’u görevden alma ve Komisyon programını onaylama yetkisine sahiptir... Avrupa Birliği’ne yeni bir ülkenin kabul edilmesi uzun bir sürecin sonunda yine Avrupa Parlamentosu’nun oyları ile gerçekleşir.
1974 Mutlu Barış Harekatı sonucunda Kıbrıs fiili olarak ikiye bölünmüş olmasına ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Türkiye dışında hiçbir uluslararası tanınırlığı olmamasına rağmen; Kıbrıs’ı 2004 yılında bünyesine dahil eden AB, resmi olarak Kıbrıs’ın tamamını birliğin bir parçası olarak görür... 1960 Anayasası ile Türk-Rum ortaklığında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’dir onlar için geçerli kimlik... Ve bu Cumhuriyetin yasalarının uygulandığı güneydeki topraklar...
Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan Türkler, tam 45 yıldır uluslararası ambargolar altında inletilirken; güneyde yaşayan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni gasbetmiş Rumlar ise, Avrupa Birliği nimetlerinden Türkler’in hakkını da alarak faydalanmaktadırlar...
Güney Kıbrıs’taki Avrupa Parlamentosu seçimleri geçtiğimiz Pazar günü yapıldı... Yüzde 45’lik bir katılımla yaklaşık 300 bin seçmen sandığa gitti... Sınır kapılarına konan sandıklarda 81 bin kayıtlı Türk seçmenden 5600’ü de oy kullandı... Kıbrıs’ın AP’ye göndereceği 6 üyenin belirlenmesi içindi seçimler...
Seçimlerde güneydeki siyasi partiler yarıştı Rum adaylarıyla... Ancak ilk kez bu dönem solcu ana muhalefet partisi AKEL’in bir de Türk adayı vardı; Niyazi Kızılyürek... Ve bu aday, Türkler’in de verdiği oylarla 6 üyeden birisi olarak seçilir... Halbuki Kıbrıs Cumhuriyeti 1960 Anayasası’nda Türkler’in temsiliyet oranı 1/3 olarak belirlenmiştir... Yani AP’daki 6 üyenin 2’sinin Türk olması gerekiyordu aslında...
Niyazi Kızılyürek, Güney Kıbrıs’ta yaşayan bir akademisyen... Adanın yeniden birleşmesini ve 2017’de tıkanan müzakerelerin yeniden başlamasını istiyor... “AKEL, Kıbrıs’lı Türkleri eşit gören ve adada çözüm olarak toplumların bir arada yaşadığı federal bir yapıyı savunan tek parti olduğu için aday oldum” diyor Niyazi Kızılyürek... Güney Kıbrıs’ta iktidarda olan DİSİ ise AKEL’in Türklerin oyunu almak için Kızılyürek’i aday gösterdiği görüşünde...
Bazı çevreler ise Kızılyürek’in adaylığının bir fırsat olduğunu ve Kıbrıslı Türklerin bu sayede kamusal konularla ilgili sesini duyurabileceğini belirtiyor...
KKTC 2. Cumhurbaşkanı; uzun yıllar, kuzeydeki sol görüş eğilimli Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin (CTP) başkanlığını yapmış Mehmet Ali Talat ise bu durumu şöyle yorumlar... “Kıbrıs’lı Rumlar, bir Kıbrıs’lı Türk’ün AP’de Kıbrıs’ı temsil etmesini kabul etti... Ancak bunun Kıbrıs’lı Türkler’in haklarıyla bağlantısı yoktur... Bu bizim açımızdan herhangi bir değişiklik getirmez... ‘Kıbrıs sorunu çözülmeden de AP’ye girilebilir’ gibi bir yaklaşıma yol açmasına engel olmalıyız...”
Niyazi Kızılyürek’in propagandasını kuzeyde yürüten ve öteden beri Kıbrıs konusunda AKEL’le birlikte aynı görüşleri paylaşan CTP’nin eski Başkanı’nın endişelerine kulak vermek gerekir... Çünkü AKEL’in sicili temiz değil; Cumhuriyet’in kurulduğu 1960 öncesinden başlayarak Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlama sevdası olan Enosis kararını desteklemeleri buna mukabil 2004 yılında referanduma sunulan Annan Planı’na destek çıkmamaları hiç de güvenilecek bir parti olmadığını gösteriyor...
Kaldı ki AKEL, güneyde bir parti ve Kıbrıs’lı Türkleri temsil etmiyor... Kızılyürek de bir AKEL üyesi ve AP’de bir bütün olarak Kıbrıs’ın haklarını savunabilir ancak... Halbuki Kıbrıs Türkü’nün haklarını en çok da gasbeden Rumlar’ın kendileridir...
Daha büyük tehlike: Kıbrıslı Türkler 1940’larda oluşturulan Kıbrıs Adası Türk Azınlığı Kurumu (KATAK) ruhunun, AKEL’e yamanarak yeniden canlanmasına müsaade etmemelidirler... O günler çoktan geride kalmıştır... Türkler, Kıbrıs’ta ‘azınlık’ değildirler artık... 1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ortağıdırlar ve 1983’te kurulan KKTC’nin sahibidirler...


Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI