Azim ve Başarı - ADEM AKÖL

8 Eylül 2021 Çarşamba 10:39

Başarının yetenek ve çaba ürünü olduğu hiç tartışma kaldırmaz bir kuraldır… “Uzun vadeli bir hedefe yönelik uğraşların yoğunluğunun, yönünün ve süresinin bir işlevi” olarak tanımlanır başarı… Başarının final değil, başarısızlığın ise dünyanın sonu olmadığını çok iyi bilmek gerekir… Önemli olan, devam edebilecek cesarete sahip olmaktır… Elde edilen deneyimler sonucunda muhakkak başarı yakalanacaktır.

Cumhuriyet döneminin sayılı iş adamları arasında, ön sıralarda yer alır Nuri Demirağ ismi… Türkiye’nin 10 bin kilometrelik demiryolu ağının 1250 kilometrelik ilk bölümünü gerçekleştirmesi üzerine Mustafa Kemal Atatürk tarafından ona verilir “Demirağ” soyadı.

Vizyonu geniş bir iş adamıdır Nuri Demirağ… Türkiye’de ilk uçak fabrikasının kuruluşu, ilk sigara kağıdı üretimi, ilk yerli paraşüt üretimi gibi ilkleri gerçekleştirir… İstanbul Boğazı üzerinde köprü yapılması ve Keban’a büyük bir baraj inşası fikirlerini ilk kez gündeme getiren kişidir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında ordunun uçak ihtiyacı, halktan ve işadamlarından toplanan bağışlarla karşılanmaktaydı… Kendisinden uçak satın almak için başlatılan bir bağış kampanyasına katılması istendiğinde “Benden bu millet için bir şey istiyorsanız, en mükemmelini istemelisiniz. Mademki bir millet tayyaresiz yaşayamaz, öyleyse bu yaşama vasıtasını başkalarının lütfundan beklememeliyiz. Ben bu uçakların fabrikasını yapmaya talibim” sözleriyle karşılık vermişti.

“Avrupa’dan, Amerika’dan lisanslar alıp uçak yapmak kopyacılıktan ibarettir. Demode tipler için lisans verilmektedir. Yeni icat edilenler ise bir sır gibi, büyük bir kıskançlıkla saklanmaktadır. Binaenaleyh kopyacılıkla devam edilirse, demode şeylerle beyhude yere vakit geçirilecektir. Şu halde Avrupa’dan ve Amerika’nın son sistem tayyarelerine mukabil, yepyeni bir Türk tipi vücuda getirilmelidir” sözleriyle, dışarıya bağımlı kalmadan milli üretimin önemine vurgu yapar Nuri Demirağ.

Fabrikayı kurar, deneme uçuşlarının yapılabileceği İstanbul Yeşilköy’deki bugünkü Atatürk Havalimanı’nın olduğu araziyi satın alıp, dönemin en büyük uçuş pistlerinden birisini inşa eder… Dahası, uçakları kullanacak Türk pilotlarının yetişmesi için, pistin bulunduğu arazide bir ‘Gök Okulu’ açar.

1936 Yılında ilk tek motorlu uçağı, 1938 yılında çift motorlu 6 kişilik yolcu uçağını üretir… Bu uçak 1944 yılında Dünya Havacılığı Yolcu Uçakları A sınıfına kabul edilir ve Türk Hava Kurumu’ndan (THK) ilk siparişler alınır.

Ancak ne yazık ki, sabotaj kokan bir talihsizlik sonucu; THK’ya teslim edilecek uçakların son deneme uçuşunda, uçaklardan biri düşer, pilot ölür ve THK siparişi iptal eder… Ardından THK ile yıllarca devam eden bir mahkeme süreci başlar… Enteresandır, uçakların yurt dışına satılmaması için meclisten kanun bile çıkartılır ve fabrika 1950’de kapatılmak zorunda kalınır.

Sadece bu mu? Amerika 1950 yılından başlayarak Türkiye’yi hep kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye başlar… Truman Doktrini ve Marshall Yardımları adı altındaki uygulamalarla ABD’nin uydusuna dönüşür Türkiye.

“Boş verin şu ilkel trenlerle yolculuk yapmayı; gelin size araba satalım, istediğiniz yere daha rahat gidin” diyerek, demiryolu ağları iptal edilir, karayollarına ağırlık verilir ve ABD’den benzin yutan 8 silindirli Buick’ler, Zephyr’lar, Lincoln’lar, Cadillac’lar doldurur büyük şehirlerin yollarını.

“Nedir şu üzerinizdeki Nuh Nebi’den kalma pamuklu giysiler? Gelin size çağımıza uygun, naylon içerikli giysiler satalım” diyerek her şehre Amerikan pazarları açılır, vatandaşı yabancı ürünlere alıştırabilmek için… Sonuçta pamuk üretimi azalır, çırçır fabrikaları kapanır ve Türkiye’nin tekstil sanayiindeki gücü başka ülkelerin eline geçmiş olur.

Bu örnekleri çoğaltabiliriz, ancak öz olarak Türkiye’ye “sen üretme, biz sana satarız” denildi ve biz de buna riayet etmek zorunda kaldık, yıllar boyunca…

Ancak devran hep böyle devam etmeyecekti…

Günün Sözü

Bir şeyi hakikaten yapmak istiyorsan bir yolunu muhakkak bulursun, istemiyorsan bir mazeret bulursun.

Jim Rohn

 

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI