Basit Kazançlar Uğruna Geleceğimize Zarar Vermeyelim - ADEM AKÖL

19 Ekim 2020 Pazartesi 00:47

“Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız… Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz… Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız… Sizlerden çok şey bekliyoruz."

Çocuklar ülkelerin geleceğidir… Bunu en iyi kavrayan liderlerin başında gelir Mustafa Kemal Atatürk… O kadar ki; 23 Nisan gibi Türk halkının egemenliğini ilan ettiği en önemli günü, onlara bayram olarak hediye etmiştir… Ulu Önder için çocuklarımız, Türk devletinin geleceği idi… O yüzdendir ki; “bugünün çocuğunu yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevidir” diyordu.

Peki, biz ne yapıyoruz? Ülkemizin geleceğini belirleyecek olan çocuklarımıza yeteri kadar önem veriyor muyuz? 

Çocuklara önem vermek ne demek, onu biliyor muyuz? En iyi okullara göndermek, özel ders aldırtmak, marka giydirmek, odasını oyuncakla doldurmak, onlara yeteri kadar önem verdiğimiz anlamında mıdır?

Çocuklarımıza verdiğimiz önem; onlara aktardığımız sevgi, onlara verdiğimiz eğitim ve onların sağlığına gösterdiğimiz hassasiyetle doğru orantılıdır.

Her ana-baba evladını muhakkak sever, ona en ufak bir zarar dahi gelmesini istemez… Ancak, bahsettiğimiz ‘sevgi’ bu kadarcık değildir… Çocuğa, o duyguyu hissettirmek gerekiyor… Bu işin en zor tarafıdır hissettirmek… Onun sağlıklı yetişmesinin en büyük faktörüdür hissettirilen sevgi.

Her ana-baba evladına muhakkak en iyi eğitimi vermek ister… İmkanı dahilinde onu en iyi okullara göndermek ister… Ancak bahsettiğimiz ‘eğitim’ salt bu değildir… En büyük eğitim, anne babanın verdiğidir ve en zor olanıdır… Onun sağlıklı yetişmesinin en büyük faktörüdür aile içinde verilen eğitim.

Her ana-baba evladının sağlığına azami özen gösterir muhakkak… Birazcık ateşi yükselse, İmkanı dahilinde en iyi doktorlara götürmek ister… Ancak bahsettiğimiz ‘sağlık’ sadece doktora gitmekle elde edilemez… Onu etkileyen milyonlarca olumsuz faktörle karşı karşıyadır çocuklarımız yetişme çağlarında.


Ben bu milyonlarca faktör içinden çocuklarımızın sağlığını olumsuz etkileyen, onları yavaş yavaş tüketen, sadece birkaçına dikkat çekmek istiyorum… Dayanılmaz cipsler ve rengarenk şekerlemelerdir bahsetmeye çalıştığım.

Cipslerin ne kadar zararlı olduğunu bile bile çocuklarımızın onları büyük bir iştahla yemelerinin önüne geçemiyoruz… Onların sonraki yıllarda kanser, obez, diyabet, alzaimer, Parkinson, kalp rahatsızlığı, kısır, felç gibi hastalıklara yakalanmalarını istemeyiz ama bu hastalıkları tetikleyici cips tüketmelerine göz yumarız.

Şekerlemelerin ne kadar zararlı olduğunu bile bile çocuklarımızın onları büyük bir iştahla yemelerinin önüne geçemiyoruz… Onların beslenme alışkanlıklarının değişmesini, ishal olmalarını, sindirim sistemlerinin zarar görmesini, alerjik reaksiyonlara maruz kalmalarını, diş sağlıklarının bozulmasını istemeyiz ama bunları tetikleyici şekerlemeleri tüketmelerine göz yumarız.

Sadece göz yummuyoruz… Onları teşvik de ediyoruz… Nasıl mı? Bu tür gıdaları, çocukların ilgisini çekecek ambalajlar içerisine koyarak… Nasıl mı? Bu tür gıdaları marketlerin ödeme noktalarında çocukların göz hizasına yerleştirerek… Nasıl mı? Bu tür gıdaları, satış yerlerinin dışına, kaldırım üzerine yerleştirdiğimiz standlar üzerine dizerek.

Kaldırımda yürüyen bir çocuğun bunları görüp de almadan geçmesi olabilir mi? Üstelik covid-19’dan henüz kurtulamadığımız bir dönemde aksırık, öksürük neticesinde ambalajların virüslü zerreciklerle yıkanmış olmasına aldırış bile etmeden.

O zaman gelin hep birlikte en çok değer verdiğimiz varlıkların geleceğine, dolayısı ile ülkemizin geleceğine sahip çıkalım… Çocuklarımızı cezbeden bu ölümcül ürünlere hep birlikte ‘HAYIR’ diyelim.

Günün Sözü

Çocuklar geleceğimizin güvencesi, yaşama sevincimizdir. Bugünün çocuğunu, yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevidir.

Mustafa Kemal Atatürk


 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI