Bir Karnavalın Ardından... - ADEM AKÖL

9 Nisan 2019 Salı 09:32

Bu yıl 7.si düzenlenen Adana Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı ardında yorgunluk ancak güzel hikayeler bırakarak sona erdi...

Uluslararasılaştırma gayreti ile ilerlenen yolda, her yıl bir öncekine oranla daha fazla katılımcının dikkatini çekiyor Portakal Çiçeği Karnavalı... Tam olarak yurt dışından, Türkiye’nin diğer şehirlerinden ve Adana içinden etkinliklere katılım sayısını hesaplamak pek de kolay olmasa gerek... Karnavalın organizasyon komitesi, bir sonraki yılın programının daha sağlıklı yapılabilmesi için; birtakım teknikler kullanarak çok kaba da olsa bu rakamları hesaplaması gerekmektedir...

Karnavalın düzenlendiği sokaklarda gördüğümüz insan yoğunluğuna bakarak bu sayının rahatlıkla yüzbinlerle ifade edilebileceğini söyliyebiliriz... Toplamda bir kaç milyon insana,  farklı bir atmosfer ve farklı bir coşku yaşattı karnaval, 3 gün boyunca...

Portakal Çiçeği karnavalı ile çok iyi bir ivme yakaladı Adana... Bu fırsatı değerlendirip, geçmiş yıllarda yapılanlardan dersler çıkararak önümüzdeki yılların karnavallarına yurt dışından daha fazla sayıda ziyaretçi çekebilmenin yollarını bulmalıyız...

Önce şunu belirtmem gerekiyor ki festivalin ismi süper; Portakal Çiçeği... Bunu dünyaya daha iyi anlatabilmek için İngilizce karşılığı olan ‘Orange Blossom Fest’ veya genelleştirerek ‘Citrus Blossom Fest’ isimleri de kullanılabilir belki...

Karnavalın ismine Portakal Çiçeği dediğimize göre; ana temanın narenciye ve ürünlerinin olması gerekmektedir... Kostüm ve süslemelerde kullanılan turuncu rengin tonu çok iyi seçilmiş... Ancak etkinliklerde, satış tezgâhlarında ve özellikle de kortejde bunun daha yoğun ve daha belirgin olması gerekmektedir... Çok büyük boyutlarda portakal çiçeği ve narenciye ürünlerinin heykellerine muhakkak yer verilmelidir kortejde...

Daha önceki bir yazımızda belirttiğimiz gibi Büyükşehir binasının bitişiğinde düzenlenmesi planlanan meydana Adana’nın simgesi olabilecek devasa boyutta portakal çiçeği heykeli tasarlanmalıdır...

Özellikle akşam saatlerinde satış tezgâhlarının kurulduğu yollarda yürümenin imkânsızlaştığı ve vatandaşın sorun yaşayarak yeteri kadar eğlenemediği gerçeği dikkate alınmalıdır... Bu yerlerdeki insan yoğunluğunu azaltabilmek için, trafiğin kapatıldığı yollara ilave olarak; muhakkak Gazipaşa’nın da sadece yayalar tarafından kullanılmasının önlemlerini almak gerekmektedir...

İnsan seli içerisinde anne-babasının elinden kurtulup kalabalık arasında kaybolan çocukların annelerinin feryatlarına kulak verip bu yoğunluğu azaltarak, ailelerin daha rahat dolaşıp mutlu olabileceği ortama dönüştürülmesi kaçınılmazdır...

Adana insanı yılda birkaç gün bile olsa böyle etkinlikler yaşamaya susamıştır... Bunu karnavala katılan herkesin yüzünden okumak mümkündür...

Yollarda kurulan tezgâhlara biraz daha fazla profesyonelce düzen getirilmelidir; Tezgâhların geçit vermeyecek şekilde birbirlerine yanaştırılması yerine, mesela her 50 metrede kaldırım ile asfalt arasındaki geçişi sağlayacak boşluklar brakılmalıdır...

Böyle bir insan yoğunluğunun yaşandığı yerlerde muhakkak etrafa çöp atılacaktır ama belirli aralarla asfalt ortasına turuncuya boyanmış büyük çöp bidonları koymak bunu azaltacaktır... Özellikle etrafa saçılan boş bira ve su şişeleri hem yürümeyi zorlaştırmakta hem de bize yakışmamaktadır...

İnsan yoğunluğunun yaşandığı böyle zamanlarda zaten oksijen bakımından fakirleşen havayı bir de sucuk veya kebap pişiren tezgâhların etrafa yaydığı kontrolsüz dumanı birkaç metrelik baca zorunluluğu ile daha yukarılara atmak gerekecektir...

Karnaval organizasyon komitesini bir hususta daha eleştirmek isterim: Düzenlenen etkinliğin ismi “Adana Portakal Çiçeği Karnavalı” yani yaşadığımız kentin karnavalı... Hal böyle iken, bu kentin medyasından yardım almadan, bu kentin yerel medyasını dikkate almadan yapılan çalışmalar kendini inkâr etmek demektir... Kentimizin sesi olan ciddi gazeteleri görmezlikten gelerek ‘Karnaval Gazetesi’ çıkarılmasına hiç ama hiç anlam veremedim ve de yakıştıramadım...

 

Günün Sözü

Hayal kurmak; herşeyden önce, bir tür planlama yapmaktır.

1960’lardaki feminist hareketin lideri ünlü gazeteci ve aktivist Gloria Marie Steinem’in söylediği gibi; hayal kurmak, yapmak istediğimizi planlamak değilmidir?.. Yeter ki, onu gerçekleştirebilmek için gerekli girişimlerde bulunalım.

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI