Bravo Büyükşehir - ADEM AKÖL

30 Temmuz 2019 Salı 01:21

Okulların tatil olmasıyla, gelir düzeyi nisbeten biraz yukarıda olan Adana’lı; 3-4 ay boyunca ya Toros’ların eteklerindeki yaylalarda yahut da güney sahillerinde serinlemeye çalışır...

Kentte kalma zorunda olanlar; ya klimanın esiri olurlar yahut da sürekli terleyerek ‘bedava hamam keyfi’ sürerler...

Peki ya çocuklar..? Çocuklarımız..? Yaşları gereği, içlerindeki enerji boşaltacak alternatifler ararlar... Ve muhakkak birşekilde kendi başlarının çaresine bakarlar...

Yaz aylarında, korku ile takip edilir basın Adana’da... Gün geçmez ki bir çocuğumuzun boğulduğu haberi gelmesin... Gün geçmez ki bir ananın feryatları yüreğimizi parçalamasın...

Yıllardır Adana’nın simgesi haline gelmiş sulama kanalları, ona simgesel olsa da etkileyici bir devinim kazandırırken; gelen acı haberlerle, elinde baltası korkutucu bir cellata dönüşür...

Lanetlenir kanallar... Ülkemizin geleceğini, körpecik bedenleri alıp götürmüştür çünkü... Bir katildir artık kanal, bir çocuk katili...

Tehlikeli olduğunu bile bile suya giren çocuklar eleştirilir bazılarımız tarafından... “Girmeyin diye ikaz ediyoruz, yine giriyorlar” diye savunma yapar bazılarımız...

Peki, bunun suçlusu çocuklar mı? Sulama kanalları mı yoksa?

Ülkemizin geleceğini şekillendirecek olan çocuklarımızı yaz aylarında da hem bedensel, hem de beyinsel olarak eğitebilmek; onları meşgul edip kötü alışkanlıklardan koruyabilmek için; gerekli olan alt yapıları oluşturmak, yerel yönetimlerin görevleri arasında değil midir?

Yani bu durumda, kanallarda boğulan çocuklarımızın katilleri kendileri mi oluyor, sulama kanalları mı..?

Muhakkak ki yerel yönetimler çocuklarımıza, gençlerimize yönelik birçok proje hayata geçirmişlerdir, geçirmeye de devam ediyorlar... Ancak her yıl onlarca çocuk sulama kanallarında serinlemeye çalışırken hayatını kaybediyorsa, burada bir sorun var demektir... Birşeyler eksik demektir...

Uyarıların etkisizleştiği bir durumda önlem almak için kanalın her iki tarafına korkuluk yapmak doğru bir düşünce idi belki ama bunu kontrol altında tutup kanala girebilmek için yer yer açılan gedikleri sürekli tamir etmek de gerekiyordu...

Kaldı ki; ortada bir ihtiyaç varsa, bu ihtiyacın karşılanabilmesi için projeler üretileceği yere; polisiye tedbirlere başvurmak, soruna çözüm de getirmez...

Bu anlamda Adana Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı çalışmayı takdir etmek gerekir... Belediye sorumluluğunda bulunan atıl haldeki tesisleri çocuklarımıza ve gençlerimize kazandıran yetkilileri kutlarım...

Faaliyete sokulan 28 yarı olimpik açık havuz, sorunu tamamen çözmeyecek belki ama; emniyet güçlerinden de destek alarak, kanala girmeye yeltenenlerin buralara yönlendirilmesiyle büyük bir ihtiyaç karşılanmış olacaktır...

Sorunu kökten çözmek; ancak tüm Adana’ya yayılmış, herkesin rahatlıkla ulaşabileceği havuz sayısını artırmak ve gerekli bilinçlendirmeyi yapmakla mümkün olur...

Aslında ben, Devlet Su İşleri (DSİ) ve Büyükşehir Belediyesi mimar-mühendislerinin bir araya gelerek bu konuya hem kalıcı, hem de ekonomik çözüm üretebileceklerine inanıyorum...

Müsait olan yerlerde su akışını engellemeden; kanalın 50 metrelik bölümleri, basit tadilatlarla yüzme havuzuna dönüştürülebilinir mesela... 50 metrelik bölümün her iki ucuna, kanal kesitinde fileler yerleştirmek ve kanala giriş-çıkışları kolaylaştırıcı platformlar yapmak belki de sorunun kökten çözülmesine yardımcı olacaktır...

DSİ ve Belediye teknik ekibinin detaylandıracağı sistem; ihtiyaç olan semtlerde, sulama mevsiminin durduğu dönemde, kanalların uygun olan kısımlarına inşa edilebilinir...

Çok küçük maliyetlerle Adana’nın havuz sayısı artmış olacak, çocuklarımızın da hayatını kurtarmış olacağız...

Bunu denemek, bir can kurtarmaya değmez mi?

Günün Sözü

Daha sonra yaparım dediğin bir şey, hiçbir zaman yapılmaz. 

Güzel bir İskoç Atasözü.

Görevlerimizi bir program dahilinde sıraya koyup zamanlarsak, bir anlamda herbirine aciliyet kazandırmış oluruz. İşte başarının gerçek sırrı budur.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI