Büyükşehir ve Sivrisinek ile Mücadele - ADEM AKÖL

9 Haziran 2020 Salı 01:35

Pek çoğumuz bilmiyor yahut da fazla önemsemiyoruz belki ama, dünyanın en tehlikeli ve ölümcül yaratığı şüphesiz sivrisineklerdir... Dünyadaki bulaşıcı hastalıkların yüzde 17’sini oluşturan Sıtma, Dang Humması, Sarı Humma ve Fil Hastalığı; sivrisinekler tarafından insanlara bulaşır ve yılda 700 binden fazla can alır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün hazırladığı bir rapora göre, sivrisineklerin yaydığı Dang Humması; son yıllarda 110 ülkeye yayılarak, toplamda 3 ila 4 milyon vakaya ulaşmıştır.

Dinazorlar zamanından beri dünyamızda var olan sivrisineklerin, Güney Amerika Kıtası’ndan tüm dünyaya yayıldığı iddia edilir... Binlerce yıldır, insanları rahatsız eden, ölümlere yol açan, hatta Büyük İskender’in bile bir sivrisinek ısırığından öldüğü söylenen bu küçük yaratıklar, bazı hayvanlara da zarar vermektedir... Köpeklerde sıkça görülen kalp kurdu, sivrisinekler tarafından taşınır mesela.

Sivrisineklerin erkekleri 5 ila 7 gün arasında yaşar ve bitki özü ile diğer şeker kaynaklarından beslenirler... İnsanlara zarar veren kan emiciler, dişilerdir... Yumurtlayabilmek için, protein ve demir bakımından zengin kana ihtiyaçları vardır... Saniyede yarım metreden fazla bir süratle insan üzerine konarak yeteri kadar kan içtikten sonra 2-3 gün yumurtaların olgunlaşması için dinlenirler... Durgun sulara yumurtalarını brakmalarının ardından, yeni bir yumurtlama dönemi için tekrar kan arayışına çıkarlar. Bu süreç, dişilerin 1-2 haftalık ömürleri bitene kadar devam eder.

Durgun ve tatlı sulara brakılan yumurtalardan kısa bir süre sonra larvalar çıkar... Oksijen alabilmek için sık sık su yüzüne çıkan larvaların besin kaynağı algiler ve tek hücreli canlılardır... Yetişkin sivrisinek haline gelmeden önce; kara koşullarına uyum sağlamak üzere pupa şeklini alarak başkalaşım geçirirler ve tüm organların oluşumu tamamlanır.

Oluşumu tamamlanmış sivrisineklerde hayati döngü başlar... Dişiler, vızıltı sesi çıkararak erkeklere adres bildirirler... Çiftleşme tamamlandıktan sonra, insanların çıkardığı karbon-di-oksit ve ter, onları kan emmeye davet eder... Bilim insanlarının yaptığı bir hesaplamaya göre, yetişkin bir insanın vücudundaki kanın tamamını, 1 milyon sivrisinek ısırığı boşaltabilir.

Özellikle karanlığı tercih eden sivrisinekler, fazla sıcağı sevmezler... Hatta aşırı sıcak ölümlerine neden olur... Kurbağalar, balıklar, kertenkeleler, bukalemunlar, kuşlar, yarasalar ve böcek larvaları onların doğal düşmanlarıdır.

Adana Büyükşehir Belediyesi; sivrisinekle mücadele için, 300’ü aşkın personel ve yaklaşık 100 araçla 7 gün, 24 saat büyük bir mücadele içerisindedir aylardır... Ancak vatandaş, hala sivrisinek yüzünden geceyi uykusuz geçirmenin perişanlığını yaşıyor... Biraz esintili gecelerde; sivrisinekler uçma zorluğu çektikleri için sorun yaşanmıyor belki ama durgun havalarda uyumak hak getire.

Büyükşehir Belediyesi sivrisinekle bu denli mücadele içerisinde olduğunu söylüyorsa ve hala dev sivrisinekler etrafta cirit atıyorsa; bu işte bir yanlışlık var demektir... Ya sivrisinek yatakları kurutulamıyor; ya püskürtülen ilacın herhangi bir etkinliği yok; ya göstermelik bir mücadele yürütülüyor; ya da sivrisinek üretimi tüketilenden çok daha fazla.

Ben, Adana’da sivrisinek üreme yataklarının çok fazla olduğunu gözlemliyorum... Sivrisineklerin ilk 3 evresi olan yumurta, larva ve pupa dönemlerinin; durgun sularda geçtiğini söylüyorsak eğer, bu yataklar kurutulmadan sivrisinek popülasyonunu azaltamayacağımızı bilmeliyiz.

Peki, nedir bu yataklar..? Önemsemediğimiz küçük bir su birikintisinde bile, binlerce sivrisineğin oluşabileceğini göz ardı etmemeliyiz... Su potansiyeli bakımından şanslı olan Adana halkı, özellikle sıcak yaz aylarında biraz serinleyebilmek için dış mekanlarda israf ettikleri suyun oluşturduğu birikintiler tam bir sivrisinek üretim merkezidir.

Altyapı sistemine önem verilmeyen bir kentte yaşıyoruz... Son günlerde Büyükşehir Belediyesi’nin, rögarların olduğu noktalardaki çukurları asfalt seviyesine getirmek için başlattığı, hem fonksiyonel hem de estetik içerikli çalışmaları takdir etmekle birlikte; yağmur suyu rögarlarının tabanlarının birer sivrisinek yatağı olduğunu göz ardı etmelerini de eleştirmek gerekir.

Yağmur suyu rögarlarının inşa edilmesi sırasında yapılan hatalar yüzündan, rögar tabanında oluşan çukurlar, su birikimine yol açarak sivrisineklerin üremesini hızlandırmaktadır... Evinin önünü, dükkanının önünü yıkamaya meraklı vatandaşın yola braktığı su; sonunda bu rögarların tabanında birikintiler oluşturmaktadır.

Özellikle tarımsal bölgelerdeki sulama kanallarına yeterli bakım yapılmaması yüzünden oluşan birikintiler, yumurtlama için dişi sivrisineklerin aradığı en ideal alanlardır... Konutlardaki rutin bakımları yapılmamış yüzme havuzları ile süs havuzları, eski binaların teraslarında terk edilmiş depolar veya herhangi bir arıza yüzünden oluşan su birikintileri, hatta hayvanlara konulan kontrolsüz içme suyu kapları bile, sivrisinekler için ideal birer yumurtlama yatağıdır.

O zaman, Büyükşehir Belediyesi; sivrisinekle mücadele konusunda boş yere enerji ve para harcamıyor mu..? Harcanan bu enerji ve paranın, doğrudan sivrisinek yataklarını yok etmek için kullanılması daha doğru ve daha bilimsel olmaz mı..?

Dünya, sivrisinekle mücadelede bunu yaparken; hatta laboratuvarda, radyasyonla  erkek sivrisinekleri kısırlaştırarak, doğaya brakma çalışmaları sürerken; bizim havada dolaşanları yok etmeye çalışmamız bana biraz garip geliyor... Ondan da öte; göle maya çalıyoruz sanki.

Günün Sözü

Eğer bir gün benim sözlerim bilim ile ters düşerse, bilimi seçin.

M. K. ATATÜRK

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI