Cezayir - ADEM AKÖL

16 Nisan 2019 Salı 10:18

Kıtanın kuzey ucunda, Afrika ülkelerinin içerisinde yüzölçümü en büyük olan ülkedir Cezayir... Türkiye’nin 3 katı toprağa sahip olmasına rağmen sadece 42 milyon insanı barındırır...

Kuzeyinde Akdeniz, kuzey-doğusunda Tunus, doğusunda Libya, güney-doğusunda Nijer, güney-batısında Moritanya ve Mali, batısında Fas ve Sahara Çölü...

İslam-Arap ve Berberi ülkesidir... Arapça, Berberice ve Fransızca konuşulur...

Afrika kıtasının en zengin ülkelerinden birisidir Cezayir... Zengin demir, uranyum ve çinko yataklarından iyi gelir elde eder... Akdeniz kıyılarındaki verimli topraklarda tarım yapılır... Bakla üretiminde dünya birincisidir...

En önemli geliri şüphesiz petrol ve doğal gazdır... Bu yatakların yüzde 80’i ulusal şirketi Sonatrach tarafından işletilir, yüzde 20’si ise uluslararası şirketlerin elindedir... OPEC üyesidir...

Hatırlayacaksınız, geçtiğimiz ayda resmen start verilen Ceyhan Petrokimya Endüstri Bölgesi’nin ilk yatırımcısıdır ayni zamanda Sonatrach...

1516 yılında Osmanlı İmparatorluğunun yönetimine geçen Cezayir tam 314 yıl sorunsuz bir tarih yazar... Osmanlı’nın zayıflaması ile 1830 yılında Fransız’lar tarafından işgal edilip kolonileştirilir... Cezayir halkını hristiyanlaştırılmak için baskı ve zulüm uygulanır... Bu süreçte 1.5 milyon Cezayir’li öldürülür sebebin ne olduğunu bile anlayamadan... Dünyanın gözü önünde cereyan eden bu büyük soykırıma ses çıkarılmaz... Ve Cezayir Paris’ten gönderilen bir genel vali tarafından yönetilmeye başlanır, ulusal dil sadece Fransızca olur...

Ardından Avrupa’lı göçmen akınına uğrar Cezayir... Fransa’dan gelen göçmenlere yerli kabilelerin ellerinden alınan topraklar verilir... Yıl 1900’lere gelindiğinde 1 milyon civarında Fransız vatandaşı 2.5 milyon hektar araziye sahip olur Cezayir’de...

1945 yılında İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesi ile yapılan kutlamalarda Cezayir bayrağının açılmasına hiddetlenen Fransız askerleri halka şiddet uygulamaya başlar ve 45 bin kişi katledilir... Bunun üzerine Fransız’lara karşı büyük bir direniş başlar... Bu direniş 1954 yılında silahlı bağımsızlık savaşına dönüşür...

Bağımsızlık için verilen mücadele nihayet etkisini gösterir ve Fransa ülkede referandum yapılmasına razı olur... Referandum sonucu çıkan yüzde 91’lik olumlu kararla 5 Temmuz 1962 günü Cezayir bağımsızlığını ilan eder...

Bağımsızlığını kazanır kazanmasına da, Fransa Cezayir’den elini ayağını çekmez... Nisbeten zayıflamış olsa bile ülke üzerindeki etkinliği devam eder... Bunu hem sosyal hayatta hem de devlet kademelerinde açıkça görmek mümkün... Hem Cezayir’deki doğal zenginlikleri hem de Sahra altı ülkeleri kontrol edebilmenin tek yolu bu Fransa için...

Sorunlar bitmez Cezayir’de... Dönem dönem ayaklanmalar yaşanır... Başkaldırılar kanlı bastırılabilinir ancak...

1999 yılında Abdülaziz Buteflika Cumhurbaşkanı seçilir... Ülke genelinde dev yatırımlara imza atar... Başlarda işler iyi gider ancak petrol fiyatlarının düşmesi ile geliri azalan ülke insanı zora düşer... Ekonomik sıkıntı ve işsizlik başgösterir...

Cumhurbaşkanı Buteflika 2013 yılında felç geçirerek sağlık durumu bozulunca ülke ekonomisi daha kötüye gider...İşsizlik oranı yüzde 13’e tırmanır... Bu oran gençlerde yüzde 26’yı bulur... Diplomalı gençlerin yüzde 18’i iş bulamaz olur...

Abdülaziz Buteflika Bugün 81 yaşında; kısmi felçli, tekerlekli sandalyeye mahkum ve hayatı İsviçre hastanelerinde geçiyor... Geçtiğimiz 18 Nisan’da yapılması planlanan seçimlerde tekrar adaylığını açıklaması Cezayir halkını çileden çıkarır...

2011 Arap Baharı’ndan bu yana yaşanan en büyük protestolara sahne olur ülke... Sadece Cezayir’de değil, 4 milyon Cezayir’linin yaşadığı Fransa’da da protestolar düzenlenir... Buteflika adaylığını çekmek zorunda kalır... Görev süresinin dolacağı 28 Nisan’dan önce de istifa edeceğini açıklar...

Ancak tansiyon düşmez... ABD “Cezayir’deki gösteri hakkını destekliyoruz” der... Fransa ise; Buteflika’nın ülke yönetimindeki kontrolü kaybetmesinden elde ettiği kazanımları yitirmek istememesine rağmen protestoları destekler görünür...

Uluslararası finans güçlerinin; bir ülkenin zenginliklerini paylaşım savaşına daha tanık oluyoruz Afrika kıtasının kuzey ucunda, Avrupa’nın hemen güney yanında...

Günün Sözü

Hayal kurmak; herşeyden önce, bir tür planlama yapmaktır.

1960’lardaki feminist hareketin lideri ünlü gazeteci ve aktivist Gloria Marie Steinem’in söylediği gibi; hayal kurmak, yapmak istediğimizi planlamak değilmidir?.. Yeter ki, onu gerçekleştirebilmek için gerekli girişimlerde bulunalım.

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI