Çocuk, Her Yerde Çocuktur..! - ADEM AKÖL

3 Aralık 2019 Salı 17:16

Bir Cumartesi öğle saatleri... Adana’da klasik bir belediye çocuk parkı... İki salıncak, iki kaydırak, iki tahterevalli...  

Hava kapalı, soğuk değil; yağmur, yağıp yağmamak arasında gidip geliyor, kararsız... Havanın izin vermeyişinden olsa gerek, çocuk parkında bir tek çocuk yok.

Bir otobüsten onlarca polis iniyor, parkın banklarında beklemeye koyuluyorlar... Belli ki az ilerideki stadyumda oynanacak futbol maçı öncesi, önlem almak için buraya konuşlanmışlar.

Yaşları 14-15, altı kişilik bir grup havalı genç gelip diğer banka doluşuyorlar... Gelişleri muhteşem, ‘biz geliyoruz’ dercesine... Muhabbet volümleri yüksek, çevre umurlarında değil... Ellerinde atıştırmalıklar, babalarından aldıkları harçlığı bir an önce tüketmek istercesine... Onlar da maç saatini bekliyor anlaşılan... Muhabbet konuları; havadan, sudan, bir de futboldan... Bir incir çekirdeğini doldurmuyor, konuyu algılayamıyorsunuz zaten.

Hemen yandaki cadde kenarına park etmiş araçların arkasından, iki tane; insan gücüyle çekilen kağıt toplayıcı arabası beliriyor... Kullananlar gözükmüyor, arabalar tek başlarına ilerliyor sanki...

Sonra kaldırıma çıkarak çocuk parkının yanına brakılıyor iki araba... Çelimsiz, makinist çırağı gibi giyisileri yağ-pas içinde, yaşları en fazla 12; 4 çocuk sevinç çığlıkları atarak salıncaklara koşuyor...

Arapça konuşuyorlar, ne söyledikleri anlaşılmıyor ama ses tonlarındaki mutluluk ele veriyor onları... İki salıncağı paylaşıyorlar ikişerli... Sallanıyorlar da sallanıyorlar... Uçuyorlar sanki... Salıncak değil, onun verdiği mutluluk uçuruyor onları...

Bir küsur saat kadar yaşıyorlar bu mutluluğu... Sonra içlerinden birisinin aklına geliyor ‘aslında çocuk olmadıkları,’ uyarıyor diğerlerini... Gerçekte yapmaları gereken şeyin ‘kağıt toplamak’ olduğunu hatırlatıyor...

Tarifsiz bir hüzün çöküyor dördünün de üzerine, tatlı bir rüyadan uyandırılmış gibi... İsteksiz gidiyorlar arabaların yanına... Çocuklardan ikisi, araba kollarını zar zor kavramış; küçücük bir karıncanın bir arpa danesini yuvasına taşır gibi, zorlanarak hareket ettiriyor... Diğer ikisi çöp bidonlarını kontrol ederek, gözden kayboluyorlar.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde 142 ülkenin imzaladığı Çocuk Hakları Sözleşmesi yürürlüğe girer... Sözleşmeyle, çocuk haklarının korunması amaçlanmış ve taraf devletlerin sözleşme maddelerine kesinlikle uymaları gerektiği hükme bağlanmıştır... Türkiye 2 Ekim 1995’te uygulamaya başlar bu sözleşmeyi...

Sözleşmeye göre 18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır. “Taraf devletler, çocuğun ekonomik sömürüye ve her türlü tehlikeli işte ya da eğitimine zarar verecek ya da sağlığı veya bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ya da toplumsal gelişmesi için zararlı olabilecek nitelikte çalıştırılmasına karşı korunma hakkını kabul ederler... Taraf devletler çocuğun dinlenme, boş zaman değerlendirme, oynama ve yaşına uygun etkinliklerde bulunma ve kültürel ve sanatsal yaşama serbestçe katılma hakkını tanırlar.”

Adana’da bir çocuk parkı... Bankın birinde çocukluğunun tadını çıkarmaya çalışan 6 mutlu insan... Karşıdaki iki salıncakta, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre yaşaması gereken hayattan nasibini alamamış; ancak kısa kaçamaklarla çocukluklarını hatırlayabilen 4 Suriyeli.

Kim bilir, belki de anlamsız bir savaşta yakınlarını kaybetmiş 4 yetim... Çöp toplama örgütlerinin eline düşmüşler büyük ihtimalle... Karın tokluğuna çöp topluyorlar, dünya nimetlerinden nasiblerini alamadan...

Kendi ülkelerindeki zenginlikler ise, aç gözlü süper güçler tarafından paylaşılamıyor... Çöp toplayarak karın doyuran çocuklar umurlarında değil... Karnını doyuramayıp da ölüme mahkum edilen çocuklar umurlarında mıydı sanki..!

“Dünyayı verelim çocuklara, hiç değilse bir günlüğüne

Allı pullu bir balon gibi verelim, oynasınlar

Oynasınlar türküler söyliyerek, yıldızların arasında

Dünyayı çocuklara verelim

Kocaman bir elma gibi verelim, sıcacık bir ekmek somunu gibi

Hiç değilse bir günlüğüne doysunlar

Bir günlük de olsa, öğrensin dünya arkadaşlığı

Çocuklar dünyayı alacak elimizden

Ölümsüz ağaçlar dikecekler.”

 Günün Sözü

Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz.

Mustafa Kemal Atatürk

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI