Covid-19 Umursamazlığı..! - ADEM AKÖL

27 Ağustos 2020 Perşembe 00:52

Geçtiğimiz Aralık ayından bu yana tam 9 aydır dünyamıza musallat olan Covid-19 virüsü ile ilgili çok şey yaşandı, çok şey söylendi ve çok şey yazıldı; ancak hala çevremizde bunu ciddiye almayan, vurdumduymaz, ukala ve bir okadar da küstah insan var ki ‘pes’ ettirecek karakterde.

Çok basit hijyen, mesafe ve maske kurallarını bile uygulamaktan kaçınan; bunları yapmayarak kendini doğanın ‘aslan kralı’ zannederek böbürlenen; yahut da, yapar gibi gözükerek, sadece kendini değil ailesini ve tüm toplumu riske atan o kadar insan var ki..!

“Ateş düştüğü yeri yakar” sözünün arkasına saklanarak, kendini güvende zanneden; ateşin sadece düştüğü yeri değil, rüzgarın da etkisiyle bütün ülkeyi yakabileceğinin farkında olmayan; o düşünceden yoksun o kadar insan var ki..!

Covid-19 illetinin dünyadaki sosyal ve ekonomik değerleri toptan değiştirmek üzere planlandığını, yaratıldığını veya olageldiğini anlamakta zorlanarak; bundan böyle, önceden olduğundan daha belirgin bir şekilde; güçlü olanın, kendi kendine yeterli olanın, bu dünyada yaşama hakkı olacağını idrak etmekte zorlanan o kadar insan var ki..!

Ülkemizde Mart ayından başlayarak uygulanan isabetli tedbirler sonucunda; birçok ülkeden daha başarılı bir yönetimle, Covid-19’un Mayıs ayı sonlarında kontrol altına alınmış olmasının sevinci kısa sürerken, Haziran’dan itibaren tekrar yükselişe geçmesinin en büyük nedeni şüphesiz ki hijyen, mesafe ve maske kurallarına riayet edilmemesidir.

Tamam, kabul etmek gerekir ki; vatandaşın büyük bir çoğunluğu bu kurallara bilinçli olarak düzenli uyum gösteriyor, ancak bu virüs öyle bulaşıcı bir illet ki; taşıyıcı tek bir kişinin dahi umursuzca etrafta dolaşması, birçok insanı enfekte etmeye yeterli olabilir... Milyonlarca damalcıktan oluşan bir kova temiz suyun içerisine, su bazlı bir damla boya koyarak; bir kova suyun renginin nasıl değişebildiğine, çoğumuz şahit olmuşuzdur muhakkak.

Covid-19’un yayılmasının en büyük nedeni olarak; bazı vatandaşlarımızın hijyen, mesafe ve maske kurallarına uymamakta direnmesinin yanında; hükümetimizin yurt dışından gelenlere karşı uygulamaya koymaktan kaçındığı önlemleri de gösterebiliriz.

KKTC’ye girişlerde bile en geç 3 gün öncesinden yapılmış negatif bir test sonucu zorunlu olmasının yanında, Ecan terminalinde de ikinci bir test alınmasına mukabil; Türkiye’ye girişlerde, hangi ülkeden geldiğinize bakılmaksızın, sadece basit bir form doldurtmakla yetinilmesi, yurt dışından pozitif vaka ithal edilmesine olanak tanınmaktadır.

Pandemi sürecinin sonuna kadar güçlü bir şekilde ayakta kalmayı başarabilen ülkelerin ancak, oluşacak yeni bir dünyada söz hakkı olabilecek... En basit tıbbi malzemeleri dahi üretmekten yoksun olan zengin, fakir 100’ün üzerinde ülkeye yardım ederek ülkemizin isbatladığı büyüklüğüne gölge düşürmeye hiç kimsenin hakkı olmamalıdır.

Devlet ve millet olarak, şunu çok iyi bilmeliyiz ki; ekonomimizi yeniden işler duruma getirmeden, yaşamın çarklarını döndüremeyeceğiz... Çarkların dönmediği bir yaşamın çekilmezliğini hep birlikte yaşayıp deneyimledik... Basit birtakım kurallara uyum göstererek, yavaş yavaş dönmeye başlayan bu çarkları süratlendirmek varken, tedbirsizliklere yenik düşerek hayatı durdurmak, üstelik bile bile geleceğimizi oluşturacak olan çocuklarımızın hayatını riske etmek, hiç kimsenin hakkı olmamalıdır.

Günün Sözü

Problemleri, onları yarattığımız düşünce ile çözemeyiz.

Modern fiziğin iki bacağından birisi sayılan “izafiyet” teorisinin yaratıcısı ünlü bilim adamı Albert Einstein’ın sadece yukarıdaki sözü bile, onun zekasının gücünü göstermeye yeterlidir sanırım...

Bir problemin oluşumu yanlış bilgi, düşünce ve uygulamalar ile gerçekleşir. Ayni düşünceyi devam ettirmek, ayni yanlışı doğurur... Düşünceyi değiştirmek ise, problemin çözümünü kolaylaştırır.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI