Deprem..! - ADEM AKÖL

28 Kasım 2019 Perşembe 02:10

Tam 1 ay önce yine ayni başlıkla depremin korkulu yüzünü anlatmaya çalışmıştık bu sütunlarda... Ülkemizde ardı ardına, sadece 2 haftalık bir süre içerisinde yaşanan; şiddeti 3’ün üzerinde, onlarca depremden yola çıkarak... Amacımız, kaçınılmaz bir doğa olayının ‘felakete’ dönüşmesini engellemek, insanımızın beyninde bir farkındalık yaratmaktı...

Birkaç gündür yine sık sık deprem haberleri düşmeye başladı bültenlere... Arnavutluk’ta 5.3, 5.4 ve 6.4 şiddetinde 3 farklı deprem, Bosna Hersek’te 5.4 büyüklüğünde ve Yunanistanda da 6.1 şiddetinde deprem kaydedilmiş geçtiğimiz günlerde... Kandilli Rasathanesi sadece Kasım ayında şiddeti 4’ün üzerinde olan 9 deprem tesbit etmiş Türkiye genelinde... Bunların 2’si Adana’da... Geçtiğimiz Pazar günü 4 şiddetinde, Salı günü de 4.6 şiddetinde 2 deprem meydana gelmiş Kozan’da...

Depremler, yeryüzünün kilometrelerce derinliğinde basınç altındaki kütlelerin yer değiştirmesi sonucu meydana gelir... Çok basit bir anlatımla; yer değiştiren yahut da çöken kütle küçük ve derinde ise, yeryüzündeki etkisi az olur... Büyük bir kütle çökmüşse ve bu hareket yeryüzüne de yakınsa, etkisi büyük olur...

Deprem, dünyanın oluşumundan bu yana hep olagelmiştir... Yarın da olacak, devrisi gün de... Önemli olan, özellikle içinde yaşadığımız yapıları depreme dayanıklı imal edip, hem canımıza gelecek zararı azaltmak hem de maddi kayıpların önüne geçmektir...

19 Ağustos 1999 Gölcük depreminde yaşanan felaketten ders alarak, deprem yönetmeliği değiştirildi Türkiyede... Amaç, depreme dayanıklı yapılar inşa edip felaketin boyutunu azaltmaktı... Depreme dayanıklı olmayan konutlar tesbit edilip, ‘kentsel dönüşüm’ seferberliği başlatıldı...

19 Eylül 1985 yılında 8.1 şiddetinde bir deprem meydana gelir Mexico City’de... 10 bin kişi hayatını kaybeder, 30 bin kişi yaralanır, yüzlerce bina yerle bir olur, Meksika 4 milyar dolarlık maddi zarara uğrar... Ardından, Meksika da deprem yönetmeliğini değiştirir...

19 Eylül 1985 depreminden tam 32 yıl sonra, 7.1 şiddetinde yeni bir deprem vurur Mexico City’i... Bu depremi yaşayan bir Meksikalı’nın ağzından dinleyelim yaşananları...

“Komşu evde oturuyorduk, yerin derinliklerinden gelen hafif bir sarsıntıyla irkildim... Caddeden geçen bir kamyon veya altımızdaki metrodan gelen bir sallantı sandım ilk başta... Büyük metropollerde duymaya alıştığımız normal bir sesti bu... İkinci sarsıntı öyle bir güçle bedenimi iteklemiş olacak ki, yerde buldum kendimi... Kulakları sağır eden siren sesleri arasında kapıdan dışarı çıkmaya çalışırken, hafif malzemelerden inşa edilmiş tek katlı evin, bir kağıt gibi salınıp büküldüğünü fark ettim... Bir anda, kendimi komşularımla birlikte sokakta buldum, üzerimde gömlek yoktu, ayaklarım çıplaktı... Bastığımız yer sıvı gibiydi sanki, bir o yana bir bu yana sallanıyorduk... Sokakta yuvarlanırken burnumuza keskin bir gaz kokusu geldi... Komşulardan birisi “kaçak var, gazı ve elektriği kapat” diye bağırdı... Panikle bahçe kapısını açıp gaz deposuna ulaşmaya çalıştım, ancak giriş yıkıntılarla kapanmıştı... Buradan havadaki gaz kaçağının kokusunu daha iyi alıyordum... Koşarak, komşu evin damına çıkan merdivenleri kullanıp üst taraftan avluya inmeye çalıştım... Gaz tankı ve bazı malzemeler kapının hemen önüne devrilmişti... Komşulardan ikisi, yanmaya başlayan yıkıntıların çıkardığı zehirli dumandan etkilenerek tıkanmış, öksürüyordu... Gaz tankı infilak eder korkusu içinde, sonunda vanayı kapatmayı başardım... Yıkıntılar arasında kalmış komşumun köpeğini kaparak, patlama olmadan; çıplak ayaklarıma birşeyler batarak oradan uzaklaşmayı başardım... Yıkımın büyüklüğünü, caddeye çıkınca  fark edebildim ancak... İki büyük bina yıkılmış caddeyi kapatmıştı... Ailemi aramak istedim ama hatlar kesikti... İnsanlar birbirlerini kucaklamış panik halinde kaçışıyorlar, bir kısmı ise çaresizlik içinde yakınlarını bulmaya çalışıyordu... Biraz ilerideki bir hastane büyük zarar görmüş, hastalar sedyeler üzerinde sokağa taşınmıştı... Halbuki o hastane 1985 depreminden sonra ABD ve Japon standartlarındaki yeni deprem yönetmeliğine göre inşa edilmişti ve ayni felaketin yaşanmayacağı iddia ediliyordu...”

Meksika, 1985 Mexico City depreminden ders almış mı..? Pek ders almamış gözüküyor... Peki Türkiye, 1999 Gölcük depreminden ders almış mı..?

Yeni deprem yönetmeliği Avrupa ve ABD normlarında... Kentsel dönüşüm büyük bir proje... Ancak ne yazık ki, denetim çok zayıf... Yine herkes bildiğini okuyor...

Beyinlerin ders almasıdır önemli olan... Deprem bir felaket değil bir doğa olayıdır, onu felaket yapan insanlardır çünkü.

Günün Sözü

Ya mutsuz ve perişan olun, yahut da kendinizi motive edin... Ne yaparsanız hepsi kendi seçiminizdir.

Ünlü yazar Zig Zaglar; “ya başarısızlıklarımızdan ders alıp kendimizi düzeltme yoluna giderek mutlu bir hayat süreceğiz, yahut da onları hiç dikkate almayarak daha erken mezara gireceğiz, seçim bizim” diyor.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI