Deprem Daire Başkanlığı - ADEM AKÖL

10 Kasım 2020 Salı 01:14

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, geçtiğimiz Perşembe; günlük yerel gazete temsilcilerini makamında ağırlayarak, İzmir depreminin yol açtığı yıkımın ardından, Büyükşehir Belediyesi’nin Adana’da almayı planladığı önlemleri açıkladı.

Gazette Gazetesi olarak, imtiyaz sahibimiz Fatma İnci Gül ve bendeniz de katıldık toplantıya… Başkan’ın anlatımından sonra samimi bir atmosfer içinde fikir alış-verişi doğrultusunda seyreden toplantının en önemli maddesi, ‘Deprem Daire Başkanlığı’ kurulması yönünde başlatılan çalışmaların müjdesi oldu.

Geç kalınmış olmasına rağmen, Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulması planlanan ‘Deprem Daire Başkanlığı’ yerinde bir karardır ve çok büyük önem taşımaktadır… Sayın Zeydan Karalar’ın kurulacak olan daireye ne tür görevler yükleyeceğini bilemiyoruz ancak bu görevleri belirlemeden önce deprem sürecini oluşturan safhalara iyi bakılması gerektiğine inanıyorum.

Deprem, fiziki bir olgudur ve 3 safhadan oluşur… Deprem öncesi, deprem sırası ve deprem sonrası… ‘Deprem sırası’, tamamen kişinin kendi ile baş başa kaldığı, önceden edindiği bilgiler doğrultusunda aldığı önlemleri içerir… ‘Deprem sonrası’ ise  devlet bünyesinde kurulmuş olan örgütlerin öncülüğünde; tek yürek olmuş ülkemizin, oluşan yaraları sarma sürecidir.

Depremlerin en önemli safhasıdır ‘deprem öncesi’… Depremin büyüklüğünden ziyade, bu safhada yapılanlar veya yapılmayanlar; alınan tedbirler veya tedbirsizlikler belirler bir depremin yıkım şiddetini.

‘Deprem öncesi’ süreci de 2 başlık altında değerlendirmek gerekiyor… Birincisi, kara parçalarının hareketini ve diğer etkenleri inceleme sonucunda fay hatlarını tesbit ederek, olası depremlerin önceden belirlenmesi süreci ki bunu devletin çeşitli kuruluşlarında çalışan jeofizik ve jeoloji mühendisleri zaten yapıyor.

‘Deprem öncesi’ sürecin ikinci başlığı ve tüm deprem süreçlerinin en önemlisi; insanların barındığı yapıların üretilme aşamasıdır… Güvenilir konutlarda endişe etmeden yaşayabilmek ve deprem şiddetini daha az hissetmek için, tüm yapıların üretilmeden önce muhakkak işin ehilleri tarafından projelendirilmesi gerekmektedir.


Kaliteli bir yapı için mimari ve statik diye, iki ana projeye ihtiyaç vardır… İyi bir mimari proje; yapıya estetik, kullanılırlık, fonksiyon, alan tasarrufu ve ekonomi kazandırır… İyi bir statik proje ise; yapıya hem ekonomi, hem de mukavemet kazandırır.

Türkiye’de 1999 Marmara depremi öncesi yapılan statik projelerde deprem yükleri fazla önemsenmiyordu, ancak hemen sonrasında yasallaşan yönetmelikler; deprem bakımından oldukça mukavemetli projelerin üretilmesini sağladı.

Şurası bir gerçek ki; sadece deprem yönetmeliklerine sadık kalarak, mukavemetli yapılar üretmek mümkün değildir… Usulüne uygun olarak hazırlanmış projelerin; yapım tekniklerini de dikkate alarak ehil eller tarafından hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Maalesef ki ülkemizde hala hiçbir kurala uymadan; denetimden yoksun, işin uzmanı olmayan kişiler tarafından sağlıksız yapılar üretilmeye devam edilmektedir… Bunun kanıtlarını her depremde görüyoruz… İzmir depreminde de gördük.

Sonuç olarak; bu anlamda, kurulması planlanan ‘Deprem Daire Başkanlığı’na büyük görevler düşmektedir… İki ana görevle teşkilatlandırılmalıdır ‘deprem Daire Başkanlığı’… Birincisi; devam etmekte olan inşaatların yapım sürecini ve kalitesini denetleyen kişi ve kuruluşları DENETLEMEK… İkincisi; mevcut binaların depreme olan dayanıklılığını ölçülendirip RİSK RAPORU hazırlamak.

Yaşadığımız topraklar deprem kuşağı üzerinde, yüksek risk taşıyan bir bölgede bulunmaktadır… İzmir depreminde, en katı yüreklileri bile ağlatan görüntüleri; Adana’da bizzat yaşamak istemiyorsak, kurulması planlanan ‘Deprem Daire Başkanlığı’nın örgütlenmesini hemen tamamlayıp, seri olarak çalışmaya başlatmak gerekmektedir.

Günün Sözü

Biz çocuklar ve gençler, bir deprem gibi geliyoruz… Siz büyükler ise bu depremi hem hazırlayan, hem bilinçli olarak tedbir almayan, hem de sorumsuzca buna duyarsız kaldığınız için depremin altında göçük olarak kalıp öyle anılacaksınız.

Sude Karaçay

Çocukluktan gençliğe yeni geçmiş küçük bir kız.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI