Devrim... - ADEM AKÖL

13 Mayıs 2019 Pazartesi 02:30

Devrim; herhangi bir kurumsal yapıyı zorla değiştirmek demektir... Büyük Atatürk’ün yaptığı gibi; Türk milletini geri brakmış olan kurumların yıkılarak yerlerine, milletin en yüksek uygar gereklere göre ilerlemesini temin edecek yenilerinin konulması demektir...
Ancak ben bu gün, alışılagelmiş bir ‘Devrim’den bahsetmeyeceğim... Osmanlı’nın çöküşünden sonra, Türkiye’yi parçalamak isteyen uluslararası emperyallerin ve onların yerli işbirlikçilerinin beyinlerindeki ‘pısırık’ imajın yıkılarak, yerine gerçek Türk gücünün gösterilmesi yönünde atılan en önemli hamlelerden biri olan Devrim otomobilinden bahsedeceğim...
Bir haber okudum geçtiğimiz gün... “Devrim’in direksiyonuna 58 yıl sonra yeniden geçti” diyordu haber... Devrim’leri üreten ekipten sağ kalan 3 mühendisten biri olan Şecattin Sevgen’i, ürettiği otomobilin direksiyonunda görüntülemişti gazete muhabiri...
İtiraf etmeliyim ki, Devrim otomobilleri ile ilgili fazla bilgiye sahip değildim geçtiğimiz Ekim ayına kadar... 29 Ekim’de, konuyu çok iyi işlemiş olan mükemmel filmi izledikten sonra uzun süre etkisi altından çıkamadım... Senaryo mu çok iyi idi, oyuncularmı çok başarılı idi, yoksa gerçek bir hikaye olduğu için mi bu kadar çok etkilenmiştim, emin olamıyordum... Tarihsel bilgilere ulaştığım zaman; gerçek bir hikayenin bu kadar başarılı anlatımı ile vurgulanan azmin gücü karşısında yeniden duygu seline kapıldım...
27 Mayıs 1960’da Celal Bayar ve Adnan Menderes’e karşı yapılan askeri darbe sonrası Türkiye Cumhurbaşkanlığını üstlenen Cemal Gürsel, 1 yıl sonra tarihi bir karar alır... Ordunun cadde binek ihtiyacını karşılayacak yerli bir otomobil tipinin geliştirilmesidir bu...
16 haziran 1961 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolu (TCDD) işletmelerinden 23 yönetici ve mühendis Ankara’ya toplantıya çağrılır... Ulaştırma Bakanlığı’nda yapılan toplantıda Cemal Gürsel’in talimatı iletilir ve bunun için 1 milyon 400 bin liralık ödenek ayrıldığı belirtilir... Termin tarihi 29 Ekim 1961’dir...
Daha önce bu alanda yapılmış hiçbir çalışma olmadan, her şeye sıfırdan başlayarak yüzde yüz yerli malzemeden üretilecek 4 araba için önlerinde 134 gün var sadece... Toplantıda birkaç kişi “olmaz” diyerek karşı çıkarken, çoğunluk “olur, yaparız ama süre çok az” diye endişelerini dile getirir... Ancak talimat en tepeden geliyor ve “bu memleket, kendi otomobilini yapacaktır” deniliyordu kararlı bir vurgu ile...
Ankara’dan ayrılan ekip, Eskişehir’deki TCDD’ye ait bir fabrikada işe koyulur... Çalışmaların başlaması ile Cemal Gürsel’in talimatı, Türkiye genelinde büyük yankı yapar... Başta basın olmak üzere üniversitelerden sanayicilere kadar hemen hemen her kesim bu işin olamayacağının çığırtkanlığını yaparlar... 
Tüm olumsuz eleştirilere rağmen canla başla çalışır ekip... Neredeyse fabrikada yatıp kalkarlar, ailelerini ikinci plana atarak... Aldıkları görevi alınlarının akı ile tamamlamaktır niyetleri... Israrla “yapılamaz” diyenlere Türk’ün gücünü göstermektir bütün uğraşları...
Yapılan dış mihraklı kasıtlı eleştiriler, hükümetin geri adım atarak 1 milyon 400 binlik bütçeyi 900 bine düşürmesine neden olur... Bu kararla yıkılır, yoktan var etmenin verdiği heyecanla çalışan ekip... Ancak vaz geçmek yok... Daha fazla kamçılanırlar, bir onur meselesi yaparlar aldıkları görevi...
İşin acemiliğinde tamamlanan ilk Devrim otomobilinin kazandırdığı tecrübe ile 2 Devrim daha üretilir... Cemal Gürsel’in istediği renk olan siyah boya, ancak termin tarihi arifesinde; 28 Ekim günü tamamlanır... Eskişehir’den Ankara’ya giden trene yüklenir 2 araba; yangın riskine karşı depolarındaki benzin boşaltılarak...
Ertesi gün Meclis’in önünde hazır Paşa’yı bekler 2 adet gıcır gıcır Devrim otomobili... Anıtkabir’e gitmek için 1. Devrim’e biner Cemal Gürsel... Ancak görevin verdiği yorgunluk ve telaştan, depoların boşaltıldığı o an hatırlanır... Apar topar benzin getirttirilir... Ancak Cemal Gürsel Anıtkabir yolunu tutmuştur bile... 100 metre gittikten sonra öksürerek stop eder araba... “Paşam benzin bitti” özrüne; “batı kafasıyla otomobil yaptınız ama, doğu kafasıyla benzin ikmalini unuttunuz” der Cemal Gürsel... Bunun üzerine ikinci Devrime davet edilir Paşa ve sorunsuz Anıtkabir ziyareti tamamlanır... Ertesi gün de Hipodrom’daki törenlere gider ayni araba ile sorunsuz...
Ancak Türkiye’nin bu konudaki başarısızlığı için uğraş veren dünya finans güçlerinin yerli çığırtkanları “Devrim, sadece 100 metre giderek bozuldu” manşetini atarlar... Bukadar paranın boşa harcandığını yazarlar... Amaç belli... Türkiye niye otomobil üretsindi ki?.. “Biz üretip size satarız... Siz keyfinize bakın...”
Amaçlarına ulaşır emperyal güçler... Bu kadar çığırtkanlık boşa gitmez... Devrim için bir türlü seri üretim kararı çıkarılmaz TC meclisinden... Sonraki yıllarda bir “Anadol” acı tecrübesi daha yaşanır Türkiye’de...
Günümüzde Cumhurbaşkanı Erdoğan yeniden gündeme getirir yerli araba üretimini... Görünen o ki; hiçbir güç bunun gerçekleşmesini engelleyemeyecek... Görünen o ki; bu seferki azim çok daha fazla... Çünkü 29 Ekim 1961’deki ‘Devrim’ başarısı; beyinlerdeki ‘pısırık Türk’ imajını devrimle al aşağı ederek, yerine ‘güçlü ve azimli Türk’ gerçeğini iktidar yapmıştır...
Hem Türkiye genelinde 1 yılda satılan yaklaşık 1 milyonluk araba pastasının büyük bir bölümüne yerli üretim niye sahip olamasın ki?..

Günün Sözü
Mutluluğun önündeki en büyük engel şudur; Geçmiş zamanı olduğundan daha güzel, şimdiki zamanı olduğundan daha kötü ve gelecek zamanı olabileceğinden daha belirsiz görür insanoğlu.
Ünlü Fransız filim yapımcısı ve yazar Marcel Pagnol’un mutluluk üzerine söylediği bu sözü, hakikatler ve akıl dahilinde yorumlayabiliriz: Mutlu olmak istiyorum ve mutluluğu dışarıda değil, kendi içimde aramam gerektiğini biliyorum... Dün bitmiştir, gelecek bir şekilde zuhur edecek... Ben bugünü, öteki insanlara, çevreme ve mevcut duruma aldırış etmeden mutlu olmak için seçiyorum. Ya siz ne yapıyorsunuz..?


Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI