Dilenmenin Farklı Yöntemleri - ADEM AKÖL

23 Ekim 2019 Çarşamba 09:49

Dilenme yöntemi dünyanın her yerinde aşağı yukarı aynıdır... Dilenci, kendini acındıracak makyajı yaptıktan sonra caddenin en işlek noktasındaki bir kaldırımda pozisyonu alır, önüne ters çevrilmiş bir şapka koyar veya klasik anlatımla mendil açıp paraların düşmesini bekler...

Çok maharetlidir bazıları... Pantolonunun paçasını kalçasına kadar sıyırır, özellikle incelttiği bacağına ‘sekiz’ yaptırarak kafa hizasında saatlerce tutup kendini acındırarak hasılatı bekler... Yahut; gömleğinin bir kolunu giymeden, omuzunu eklem yerinden çıkartarak sergiler vücuduna verdiği acayip şekli... Yahut da; malul görüntüsü oluşturabilmek için bacaklarını biryerlere saklar büyük bir ustalıkla... Bunları inandırıcı kılabilmek için, işe çıkmadan önce evlerinde günde birkaç saat antrenman yapıyorlardır büyük ihtimalle...

Devletimiz, genellikle muhtaç olanlara çeşitli yollardan yardım elini uzatıyor olmasına rağmen; dilenenler içerisinde hakikaten ihtiyacı olup da bu yöntemle 3-5 kuruş kazanma peşinde olanlar vardır muhakkak, ancak genel olarak dilenenlerin büyük bir çoğunluğu sahtekardır bana kalırsa... Vatandaşın vicdanını allak bullak ederek inanılmaz paralar götürüyorlar...

Bir kısmı şebekeleşmiştir hatta... Özellikle Suriye’li çocukları kullanarak dilencilik yaptıran şebekeler türemiştir son yıllarda... Profesyonel kurallar çerçevesinde yapıyorlar bu işi...

Birkaç gün önce, bir akşam üzeri Gazipaşa Bulvarı üzerinde yürüyorduk bir arkadaşımla... Yanımıza fiyakası düzgün orta yaşlarda bir çift yaklaşır... “Abi yanlış anlamayın, biz dilenci değiliz” diye başlar söze adam, sonra “hastaneden geliyoruz, Mersin’e evimize gitmek istiyoruz ancak cebimizde hiç paramız kalmadı, bir yol parası denkleştirmeye çalışıyoruz” diyerek meramını dile getirir... “Boşver” dedim arkadaşa, “bunlar sahtekar”... Birkaç adım yürüdükten sonra arkadaşım yardım etmediği için pişman olmuş ki dönüp arkasına bakar... Ayni çift bir başka vatandaşı durdurmuş ayni hikayayi anlatıyorlar... Vicdanına yenik düşen vatandaş cebinden 20 TL çıkarıp uzatır, bunun üzerine arkadaşım da 20 lira verir... “Yazık, çaresiz kalmışlar” diyerek doğru birşey yaptığına hem kendini hem de beni inandırmaya çalışır... “Allah hiç kimseyi bu duruma düşürmesin” der...

Olaydan 2 gece sonra, yine ayni bölgedeki bir kafede ayni arkadaşla oturmuş yemek yiyoruz... Oturduğumuz masa hemen kaldırım kenarında... Bir an, arkadaşım boğulacak gibi olur, gözleri irileşir, zar zor konuşarak; “işte ayni adam” der... Dönüp baktım, gerçekten de ayni adam; ancak yanındaki kadın farklı, ayni hikayeyi başkalarına anlatıyorlar...

Bunların bir şebeke oldukları aşikar... Profesyonel bir şebeke... Mensuplarına eğitim verdikleri ve bu eğitimdeki temel derslerden birinin drama olduğu kesin... Yoksa nasıl bukadar inandırıcı, nasıl bukadar vicdanları sızlatıcı laflar edebilirler ki..!

Son zamanlarda, özellikle fırın veya market girişlerini; genellikle kadın veya kız çocukları mekan tutmuş... Siz alışveriş için içeriye girerken yakanıza yapışırlar... “Abi bana simit al, karnım aç” diye... Bir simitten ne çıkar düşüncesi ile alırsınız, sonra sizden meyve suyu da ister, onu da aldığınızı görünce, bu kez ayni şeyleri arkadaşı için de talep eder...

Hakikaten karınları aç; simidi yeyip meyve suyunu kendilerinin içtiğini sanmıyorum... Büyük ihtimalle biraz ilerideki çete lideri bunları toplayıp yakın bir yerde kurduğu tezgahta satıyordur... Gün içerisinde onlarca simit ve meyve suyu topluyorlardır... Bazı vatandaşlar ise 5-10 lira verip “git istediğini al” diyordur...

Bunlar, dilenmenin farklı yöntemleri... Ben bu tür insanlarla göz göze gelmemek için kafamı başka tarafa çeviriyorum hep; görmezden, duymazdan geliyorum onları... Göz temasına yakalandımmı; bile bile onlara yenik düşmekten korkuyorum çünkü...

Günün Sözü

Kendimiz, sandığımızdan çok daha zenginiz; ama bizi ondan bundan dilenerek yaşamaya alıştırmışlar; kendimizden çok, başkalarından faydalanmaya zorlamışlar bizi.

Michel de Montaigne

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI