Doğu Akdeniz Oyununun Perde Arkasındaki Aktörü - ADEM AKÖL

9 Eylül 2020 Çarşamba 00:46

Artık herkes, Doğu Akdeniz’de çok iyi kurgulanmış bir oyun oynandığının farkındadır sanırım... Ve ne yazık ki bu oyun, sadece ve sadece Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı oynanmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. kuruluş yıldönümünü kutlamaya hazırlandığı 29 Ekim 2023 için sık sık dile getirdiği ‘Büyük Türkiye’ hedefine ulaşabilme amacıyla ortaya koyduğu vizyon; birçok emperyalist ülkenin uluslararası sermayedarlarını, korkuya gark etmiştir.

2023 vizyonu ile birlikte atılan hamleler ve özellikle Türkiye Cumhuriyeti’nden önceki Türk devleti olan Osmanlı’nın 5 asır boyunca 3 kıtaya uzanan hakimiyetini anımsayarak bunun tekerrür etmesini olası gören emperyalizm, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin bacağını kırmaya çalışmaktadır.

Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin savunduğu tezlere ve attığı adımlara bakarak, uluslararası temayyüller ve kuralların dışına çıkmadığı görülmektedir... Buna rağmen her türlü kuralı çiğneyerek, yayılımcı politika izlediği algısının yaratılmaya çalışılmasının altında yatan gerçek, yukarıda bahsettiğimiz ‘korku’dur.

Bizi içten kemirip yok etmesi için planlanan PKK ve FETÖ terör örgütlerine karşı ülkemizin, özellikle son yıllarda gösterdiği destansı başarı ile birlikte; Irak, Suriye ve Libya gibi sınır ötesi alanlarda sergilediği akılcı, siyasi ve askeri performans ‘korku’ya korku katmıştır.

Her şey, ABD Jeolojik araştırma merkezi USGS’nin 2010 yılında yayınladığı değerlendirme raporunda, Doğu Akdeniz’in Levant bölgesinde 1.7 milyar varil petrol ve 3.3 trilyon metre küp doğal gaz rezervi tesbit ettiklerini belirtmesi üzerine başlar.

Aslında USGS Doğu Akdeniz’deki çalışmalarına bu tarihten 60 yıl önce başlamış ve teknolojinin gelişimine paralel olarak bazı yerlerde hatırı sayılır enerji rezervleri tesbit etmişti... Bölgedeki doğal zenginliği taa o yıllarda algılayan ABD parlamentosundaki Yunan/Rum-İsrail lobileri 2013 yılında ittifak kurarak güçlerini birleştirirler ve bu zenginliği nasıl paylaşacaklarının hesabını yapmaya başlarlar.

Bölgedeki zengin doğal kaynaklar üzerinde en büyük hak sahibinin, Doğu Akdeniz’de en uzun kıyı şeridine sahip Türkiye’ye ait olması gereğini çok iyi bilen ABD’deki Yunan/Rum-İsrail lobi ittifakı, Türkiye’yi ekarte edebilecek siyasal etki ve güce sahip bir isim üzerinde uzlaşırlar.

Bu isim, kafası sadece ‘Büyük İsrail’ için çalışan; İsrail kökenli Rothschild’in bankasında gencecik yaşına rağmen hızla yükseldikten sonra farklı farklı sebeplerden dolayı Fransa Cumhurbaşkanlığı’na getirilen Emanuel Macron’dan başkası değildir... Fransız medyasında ‘Rothschild’in Prensi’ olarak anılan Macron, balıklama dalar bu ‘görevlendirmenin’ üzerine... Paçasını, Sarı Yelekliler’den Covid-19’un yardımıyla zar zor kurtarmış; iç siyasetteki başarısızlığını dış siyaset atakları ile kapatırımın hesabını yapar büyük bir heyecanla.

Görevi, memnuniyetle kabul eden Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un ABD’deki siyonist aklın yaptığı planı hayata geçirebilmek için Türkiye’yenin önüne Yunanistan ‘bubi tuzağını’ koyar... Yıllardır Ege’deki sorunları bir türlü çözemeyen, Kıbrıs yüzünden Türkiye’yi sık sık karşısına alan Yunanistan, ‘bubi tuzağı’ görevini başarı ile yapmaya başlar.

Macron’un oyununa gelen Yunanistan, hem Türkiye karşısında güvenliğini tehlikeye sokmuş hem de Fransa ile yaptığı 10 milyar Euro’luk silah alım sözleşmesi ile zaten bozuk olan ekonomisinin üzerine büyük bir yük daha ilave etmiştir.

Öte yandan dünyada en fazla silahlanan ülkelerin başında gelen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Yunanistan’ın yönlendirmesi sonucunda Fransa ile savunma işbirliği anlaşması yaparak sivil havaalanlarını Fransız askeri uçaklarına açar... İngiltere’nin 60 yıldır Kıbrıs’ta bulundurduğu iki askeri üssün yanısıra, Fransa’nın da üs edinme cabası boşuna değildir.

Ve Doğu Akdeniz’deki oyunun perde arkasındaki gerçek aktör yüzünü gösterir... ABD 1987 yılından beridir Kıbrıs’a uyguladığı silah ambargosunu 33 yıl aradan sonra kaldırma kararı alır... Amaç, Türkiye’nin karşısında oluşturulan cepheye destek vermek... Amaç, Türkiye’yi korkutarak, Antalya körfezine hapsolmaya razı ettirebilmek... Amaç, Doğu Akdeniz’deki 3 trilyon dolarlık doğal enerji rezervini sadece kendi aralarında bölüşmek.

Ancak bilinmelidir ki Türkiye bu yapılanlar karşısında kayıtsız kalmayacaktır... Yarın, Kıbrıs’ta asker artırımına giderse hiç şaşmayalım... Yarın, Mağusa’da kalıcı donanma üssü kurarsa hiç şaşmayalım... Yarın, Geçitkale hava alanını F16’ların hava üssüne dönüştürürse hiç şaşmayalım... Ve yarın Türkiye, Rusya’dan satın aldığı S400 sistemlerinden birini KKTC topraklarında konuşlandırırsa hiç ama hiç şaşmayalım.

Günün Sözü

En büyük düşman, düşmanların düşmanı, ne falan ne de filan milletler. Bilakis bu, adeta her tarafı kaplamış ve saltanat halinde bütün dünyaya hakim olan kapitalizm afeti ve onun çocuğu olan emperyalizmdir.

Mustafa Kemal Atatürk

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.