Dolar’ın Hakimiyeti - ADEM AKÖL

10 Ağustos 2020 Pazartesi 00:59

Dolar’ın dünyamızı, daha doğrusu geri kalmış ve gelişmekte olan ülkeleri nasıl hakimiyeti altına aldığını hiç merak ettinizmi..? Dolar, basit bir kağıt parçası sonuçta... Çalışıyor  çabalıyorsunuz, karşılığında dolar denen o kağıt parçası emeğinize el koyuyor.

Amerika Birleşik Devletleri, yıllardır askeri gücünü kullanarak bütün dünyaya Dolar’ı kabul ettirdi... I. Dünya Savaşı sonrası birçok ülke perişan olurken, ABD bundan faydalanarak kendi para biriminin dünyada dolaşım hakkını ele geçirir... II. Dünya Savaşı sonrasında ise dünya petrol hakimiyetini de ele geçiren ABD, doların yıkılmazlığını pekiştirmiş olur.

ABD Başkanı Truman döneminde 1945 yılında yürürlüğe sokulan Bretton Woods anlaşması ile; ülkelerin para birimlerini Amerikan Doları’na, onun da altına endekslenmesi esas alınarak ‘Dolar İmparatorluğu’ başlamış olur.

Ancak 1971 Nixon döneminde, Bretton Woods anlaşması iptal edilerek; dünyanın kaynak ihtiyacını karşılayacak karşılıksız dolar basımının yolu açılır... 1973 petrol krizi sonrasında ise Arap petrolü dolara endekslenerek ‘Dolar İmparatorluğu’nun gücüne güç katılmış olur.

Dolar basma yetkisi ABD Merkez Bankası’nda yani FED’dedir... Ama ne yazık ki FED (Federal Reserve), ABD mülkiyetinde değil; Wall-Street’in kaymağını yiyen 8 aile mensubunun 300 kişilik bankerlerindedir... Bu 8 ailenin, başta Rockefeller olmak üzere 4’ü ABD’de; başta Rothschild olmak üzere, diğer 4’ü de Amerika dışındadır... Ve bunların tamamına yakını Yahudi kökenlidir... Yıllardır bu hakimiyeti hiçbir ABD başkanı yıkamamıştır... Yıkmaya teşebbüs eden Abraham Lincoln ve J.F.Kennedy’nin uğradıkları  suikastlerin arkasındaki sır perdesi ise bugün dahi aralanamamıştır.

Bugün 192 ülkenin; merkez bankasında 50 trilyon civarında, şirket ve şahısların ellerinde de 20 trilyon civarında Amerikan Doları mevcuttur... Ancak teorik olarak Bitcoin dahil 900 trilyon dolarlık bir sanal ekonomiden bahsediliyor... Yani 900 trilyon doların ancak 70 trilyon doları reeldir.

Bu ne demek..? ABD doları dünyadaki 900 trilyon dolarlık iş gücünü basit bir kağıt karşılığında rehin almış demektir... Düşünebiliyormusunuz, tüm dünya bir sabah uyanıp; bu 900 trilyon doların sadece bir kısmını dahi nakite çevirmek istese ABD’nin hali nice olur?

Biliyormusunuz..? Dünya dolar rezervi sıralamasında Türkiye 17. sırada iken Amerika 19. sırada. Ama altın rezervinde dünya birincisi... Peki şunu biliyormuydunuz..? Türkiye, piyasada dolaşan TL karşılığı dolar olarak altı misli rezerve sahip. ABD’nin ise piyasasında dolaşan dolar miktarının sadece dörtte biri merkez bankasında rezerv olarak duruyor.

Dolar denen o kağıt parçasının bizi nasıl esareti altına aldığını daha iyi anlayabiliyoruz sanırım..? Bu esaretten süratle kurtulmamız gerekiyor... Ama nasıl?

Türkiye’ye döviz girişi 4 ana kalem üzerinden oluyor... Birincisi; ihracat, turizm, sigorta ve taşımacılık gibi yollarla yabancılara mal ve hizmet karşılığı... İkincisi; hibeler ve işçi transferlerinden... Üçüncüsü; yabancıların Türkiye’de iş kurma amacıyla getirdikleri doğrudan yatırım... Dördüncüsü; yurt dışından gelen mevduatlar ve alınan krediler... Bizim ülke olarak yapmamız gereken bu kalemlerin hacmini artırmak ve kendi öz paramızın değerini anlamaktır.

Bir süreden beridir Rusya, Çin ve İran; bir önlem olarak kendi aralarındaki ticaret işlemlerini kendi öz paraları ile yapmaya başladılar... Hatta Çin, daha ileriye giderek başta dolar olmak üzere tüm reel paraların yerine geçecek sanal parayı uygulamaya koymuş bile... Ve ABD’nin bundan ödü kopuyor.

Nitekim, dünyanın en büyük yatırım bankalarından biri olan ve 100’den fazla ülkede hükümetler ve büyük şirketlere finansal yön veren J.P.Morgan’ın döviz, emtia ve faiz stratejisti Craig Cohen; Amerikan Doları’nın küresel hakimiyetinin yakında sona ereceğini açık bir şekilde ifade etmiştir... Cohen, bu tehlikeyi vurgulayarak “dolar yatırımı yerine bu gerçeğe göre pozisyon alınmalıdır” diyor.

ABD’nin sürekli hale gelen dış borçlarını karşılıksız para basarak dengelemesi ile oluşan ‘Dolar İmparatorluğu’ belki de önümüzdeki 20-30 yıl içerisinde sona erecektir... Nitekim yapılan hesaplamalar ve öngörüler sonucunda gelecek dönemlerin güçlü ekonomilerinin başında, ABD yerine Çin ve Hindistan’ın yer alacağı anlaşılmaktadır.

Günün Sözü

Bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı savaşıyoruz.

M. K. ATATÜRK

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI