Ekonomimiz Nasıl Düze Çıkar... - ADEM AKÖL

11 Mart 2019 Pazartesi 10:24

Sağ duyulu her vatandaş ekonomimizin içine sokulduğu girdaptan nasıl kurtulacağımıza dair kafa yormuştur muhakkak...

“Amerika bize yaptırım uyguluyor... Dünyadaki ekonomik durum zaten iyi değil... Terörle mücadeleye çok para harcıyoruz... Enerjiye çok para harcıyoruz... FETÖ bizi içten kemirdi, hala devam ediyor... Dört milyon Suriyeli mülteci barındırıyoruz... İthalatımız çok yüksek... İhraç ettiğimiz ürünleri imal edebilmek  için gerekli olan ara maddeleri bile ithal ediyoruz... Tasarruf yapmıyoruz... Tüketirken yerli ürünleri tercih etmiyoruz...  Yeteri kadar üretemiyoruz... Verimli çalışmıyoruz...”

Bunların hepsi de doğru... Bildiğimiz şeyler... Ama bu gerekçelerin arkasına sığınıp çaresizlik içinde elimiz kolumuz bağlı duramayız, herkes kendi payına düşeni yapmak zorunda...

Amerika bize yaptırım uyguluyor: Rüştünü isbat etmemiş, cebi babasının eline bakan bir çocuğun yaptığı bir hata yüzünden cezalandırılması gibi birşey bu; başkasına bağımlı olmak, başkasının iradesi altında olmak demektir... Bundan kurtulmak lazım...

Dünyadaki ekonomik durum zaten iyi değil: Dünyanın ekonomik durumu bir bütün olarak zaten hiçbir zaman iyi olmadı... Bir denge bu; birileri iyileşirken başkaları kötüleşir doğal olarak... Ekonomik zenginlik çeşitli dalaverelerle, bir yerden iş bilene doğru akar hep... Başkalarını sömürelim demiyorum ama, iş yapmasını bileceğiz...

Terörle mücadeleye çok para harcıyoruz: İyi de, 40 yıldır yapıyoruz biz bu harcamayı... Son demleri artık, kurtuluyoruz...

Enerjiye çok para harcıyoruz: Bu kaçınılmaz... Petrol fakiri bir ülkeyiz ne yazık ki... Fiyatlar OPEC’in iki dudağının arasında... Ege ve Doğu Akdeniz’deki araştırmalar iyi sonuç verirse, biraz nefes alabiliriz... Ancak süratle yenilenebilir enerji alternatiflerine daha fazla önem vererek ve tasarruf ederek, enerji yükünü nisbeten azaltabiliriz...

FETÖ bizi içten kemirdi, hala devam ediyor: Doğru; Allah belasını versin şu Fetö illetinin... Bunun için çok para ve mesai harcıyoruz... Kafasını kopardık sayılır, rahatlayacağız...

Dört milyon Suriyeli mülteci barındırıyoruz: Kolay değil, masraf büyük... İnsanlık gereği, başka çare yoktu... Eve dönüş başladı, yakında sırtımızdaki yük büyük oranda azalacaktır...

İthalatımız çok yüksek: Doğru ama bunu asgariye düşürmek bizim elimizde... İthal etmek zorunda kaldığımız ürünlerde tasarruf yapabiliriz... Modeli eskidi diye her yıl değiştirdiğimiz cep telefonumuzu bozulana kadar kullanarak bunu başarabiliriz mesela...

İhraç ettiğimiz ürünleri imal edebilmek için gerekli ara maddeleri bile ithal ediyoruz: İşte bu Devletimizin görevi... En son yaşanan ekonomik sıkıntı, bu konuyu masaya yatırıp önlem formülleri üretmemize vesile oldu... Biraz zaman alacak ama olacak...

Tasarruf yapmıyoruz: İsraf başlı başına büyük bir sorun ülkemizde... İhtiyacımız üzerinde mideye indirdiğimiz gıdalar ile çöpe döktüğümüz yiyecekleri toplasak, milyonlarca insan açlıktan kurtulurdu... Sadece gıdaları değil; herşeyi ama herşeyi kullanacağımız kadar tüketsek, o kadar büyük bir tasarruf yapmış oluruz ki, kendiniz bile şaşarsınız... Bunun için eğitim şart ama; bazı duygularımızı tatmin etmek için değil, beynimizi kullanarak tüketmeyi öğrenirsek bu iş daha çabuk gerçekleşir...

Tüketirken yerli ürünleri tercih etmiyoruz: Hangimiz birşey satın alırken yerli üretim olup olmadığını kontrol ederek ülkemizde üretileni tercih ediyoruz?.. Yabancı mal özentisinden vaz geçelim artık, kendi ürettiğimizi tercih edelim... “Ama bunun Türk Malı olanı yok ki” demeyin... Yoksa yok... Kullanmasak ölür müyüz?..

Yeteri kadar üretmiyoruz ve verimli çalışmıyoruz: Kendi kendine yetecek miktarın çok üzerinde bir tarım kapasitesine sahip ülkemizde ne yazık ki sebebi ne olursa olsun, son zamanlardaki düşüşe anlam veremiyorum...

Üretimi artırabilmek için parçalı arazilerden kurtulmak lazım... Verimli ziraat için küçük küçük tarım arazilerini birleştirip daha teknolojik yöntemler ve gereçler kullanmak zorundayız... Bunun için Avrupa ülkelerinde olduğu gibi ve bazı yörelerimizde de denenen; hem üretim hem de pazarlama için üretici birlikleri, yani kooperatifler kurmalıyız... Avrupa Birliği ülkelerinde zirai üretimin yarıdan fazlası bu yöntemle yapılıyor, bizde bu oran ne yazık ki sadece yüzde 10...

Bu noktada devletimizin de tarıma verdiği katkıyı artırarak en az 2 misline çıkarması gerekmektedir...

Verimsizliğin en büyük nedenlerinden biri de yeteri kadar Araştırma-Geliştirme çalışması yapmıyor olmamız ve tarım yapanların yüzde 90’ının eğitim seviyesinin çok düşük olmasından kaynaklanıyor... Halbuki AB ülkelerinde tarım yapanların yüzde 60’ından fazlası eğitimli insanlardır...

Nasıl ki bir aile, ekonomik sıkıntılarından aile bireylerinin çabası ile kurtulma imkanına sahipse; ülkemizi de bu durumdan kurtarmak sadece ve sadece bizlerin gayreti ile gerçekleşecektir...

Kurtuluşu dışarıda aramayalım...

 

Günün Sözü

Yaşam kaliten için muktedir olduğundan daha azını oluşturma tutkusu diye birşey yoktur.

Devrimci, politikacı ve 1994-1999 yıllarında Güney Afrika Cumhur Başkan’lığını yapmış Nelson Mandela; olabileceğimizden ve yapabileceğimizden daha azı için uğraş verilmesinin anlamsızlığına vurgu yapıyor.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI