EL’e Muhtaç Olmak... - ADEM AKÖL

16 Ekim 2019 Çarşamba 10:58

Başkalarına muhtaç olmakla ilgili çok sözler söylenir, çok sitemler edilir karşı tarafa... “Bütün acıları tattım ama insanlara muhtaç olmaktan daha acısını görmedim” der Hz. Ali...”Bütün çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamak. Bütün umudum kendimde” diye çözümler ‘başkasına muhtaç olmamayı’ ünlü Sefiller romanının yazarı Victor Hugo...

Hastalık gibi elde olmayan hallere diyecek sözümüz yok ama, belirli bir yaşa gelip de eli ekmek tuttuktan sonra her Ademoğlunun başka bir Ademoğluna muhtaç olmadan hayatını idame ettirebilmesi kadar güzel ve kişiyi güçlü kılan çok az şey vardır...

Bir başkasının eline bakmadan, kıt kanaat yaşamını sürdürmeye ancak yetse dahi; tamamen kendi öz gücüne güvenerek yarınlara uyanabilmek kadar onurlu çok az durum vardır...

Bu gerçeği bireylerden alıp, herhangi bir topluluk, kent ve ülkeler bazında genelleştirebiliriz... Özellikle ülkelerin kendi kendine yeterli olabilmesi, o ülkenin güçlü ve bireylerinin mutlu olmasına yol açar...

Globalleşen dünyamızda ülkelerin bir başkasına ihtiyaç duymaması artık pek mümkün olamamaktadır maalesef... Ancak burada önemli olan, alınan ile verilenin dengesini iyi ayarlayabilmekte...

Hep yakınırız... “Türkiye bir zamanlar üretiyordu, hatta tarım anlamında kendi kendine yeterli birkaç ülkeden biri idi... Bugün ise patates, soğanı bile ithal edecek duruma geldik...”

Doğru, Türkiye’nin tarımsal üretkenliği bir zamanlar çok daha fazla idi... Gıda bolluğu vardı ülkemizde... Evine götürecek ekmeği çöp bidonlarında arayan babalar yoktu...

Yanlış hesaplar, yanlış planlamalar sonucunda; globalleşmek adına uluslararası sermayenin tutsağı olduk... Ürettiğimizin karşılığını alamadık... Çocuklarımızın karnını doyuramadık...

Yanlış hesaplar, yanlış planlamalar sonucunda; globalleşmek adına uluslararası sermayeye satıldık... Ekeceğimiz tohumu bile ithal etmeye zorlandık... Çocuklarımızı giydiremedik...

Yanlış hesaplar, yanlış planlamalar sonucunda; globalleşmek adına uluslararası sermaye tarafından kandırıldık... “Siz üretmeyin, biz size göndeririz” denildi bize... Çocuklarımızı okutamadık...

Terk ettik baba toprağını... Daha iyi bir yaşam umudu ile şehirlere göç ettik... Sonra da pişman olduk, şehrin acımasızlığı altında... Üretmediğimizi ithal edip tüketmeye alıştırıldık... Aç yatmaya alıştık... Baba toprağında ürettiğimiz iki domatese, iki yumurtaya hasret kaldık...

İşte tam da bu kırılma noktasında Devlet’in eli merhem oldu yaramıza... Çeşitli teşvikler devreye sokuldu; köylerimizi yeniden canlandırabilmek, üretimimizi artırabilmek için...

İşte tam da bu kırılma noktasında Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü TAGEM devreye girdi...

“Kırsal alanda yaşam standartlarını yükseltmek amacıyla politika belirlemek ve uygulamak” misyonunu üstlenerek, “gıda ve tarım alanında, Türkiye’yi bölgesinde lider, dünyada küresel aktör haline getirmek” vizyonu ile kolları sıvar TAGEM...

Bahçe bitkileri, tarla bitkileri, Hayvancılık ve su ürünleri ile bitki ve hayvan sağlığı ve Tarımsal ekonomi alanlarında yaptığı AR-GE çalışmaları ile ön plana çıkar...

Bu anlamda TAGEM’in Urfa Harran ovasındaki özellikle yerel tohumlarla ilgili yaptığı çalışma ayakta alkışlanmalıdır.

Ülkemiz koşullarında evrimleşmiş, başka bir yerde bulunmayan, yok olmaya mahkum edilmiş tohumları koruma altına alıp geliştirmekte ve gelecek nesillere ekonomik, besleyici değeri yüksek ürün imkanı brakabilmenin savaşını veriyor TAGEM...

Bu bilinçle Türkiye, dünya ülkeleri ile rekabet edebilmek;  geliştireceği yerli teknolojiyi kullanarak gelişmiş ülkelere bağımlı kalmamak ve gıda güvenliğini sağlamak için Ar-Ge çalışmalarına çok önem vermektedir.

Gelişmiş ülkelerin, Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nın (GSYH) yüzde 2’sini ayırdıkları bir dönemde Türkiye’nin bu amaçla 2023 hedefine yüzde 3 koyması, her yönüyle Büyük Türkiye’yi oluşturma gayreti değil midir?

Aslolan, el’e muhtaç olmamak değil midir..? Hele hele de dünyayı sömüren namertlere muhtaç olmamak değil midir..?

Günün Sözü

Günü yaptığınız hasatla değil, ektiğiniz tohumla değerlendirin.

Ünlü İskoç yazar ve şairi Robert Louis Stevenson; hayatımızın verimliliğini yarın için yaptığımız yatırımla değerlendirmemiz gerektiğini söylüyor... Yapılan her doğru yatırım, her gün için verimli hasat almamızı sağlar.


Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI