Enflasyonla Mücadele ve Yaşanmışlıklar - ADEM AKÖL

31 Mart 2021 Çarşamba 01:25

1971 yılında Amerika’nın Bretton Woods antlaşmasından çıkarak, yani doları altına endekslemekten vazgeçerek dalgalanmaya bırakması; ardından 1973 yılındaki Yom Kippur Arap-İsrail savaşı nedeni ile OPEC’in ABD’ye uyguladığı petrol ambargosu; 1970 yılında kendini hissettirmeye başlamış olan enflasyonun körüklenmesine neden olur.

1974 yılında Richad Nixon’dan görevi devralan Cumhuriyetçi Başkan Gerald Ford, ülkedeki yüksek enflasyona çare bulabilmek için ekonomik bir zirve düzenleterek yüzlerce farklı görüş dinler… Herkesin mutabık olduğu bir yöntem vardır; “Whip inflation now” hemen enflasyonu kırbaçlamalıyız.

Kısa adı WIN olan enflasyonla mücadele programının kuralları hemen uygulamaya konulur… Kurumsal ve bireysel gelir vergilerinde yüzde 5 artış yapılır, kamu harcamalarında kesintiye gidilir, halktan tasarruf yapması istenir… Mağazalar, süpermarketler ve işyerleri ‘fedakarlık’ göstererek fiyatları 6 aylığına sabitlerler… Örnekler verilerek halkın yapması gereken tasarruf yöntemleri anlatılır, ancak enflasyon durdurulamaz; WIN metodu başarısız olmuştur.

1977 yılında Demokrat Jimmy Carter Başkanlık koltuğuna oturduğunda, Amerika’daki aylık enflasyon yüzde 1’in üzerinde seyrediyordu… Enflasyonu düşürür beklentisi ile Carter, Merkez Bankası (Fed) Başkanlığına William Miller’i atar; ancak kendini göreve getiren Carter yönetimini, memnun etmeye yönelik uygulamaya koyduğu para politikaları enflasyonu düşürmeye yeterli olmaz.

Carter bu kez New York Fed’in başındaki güvenirliliği yüksek Paul Volcker’i atamak ister… Volcker’in ABD Başkanı’ndan 3 talebi vardır: Merkez Bankası tamamen bağımsız olacak; Fed, tamamen enflasyonla mücadeleye odaklanacak; Miller döneminden daha sıkı para politikası uygulanacak.

Yıllık enflasyonun yüzde 15’lere çıktığı ülkesini bu durumdan kurtarabilecek başka şansı kalmamıştı Carter’in; Volcker’in şartlarını kabul etmek zorunda kalır… Volcker işe koyularak, enflasyonla mücadele için para arzını hedefler… Piyasadaki para miktarını kontrolü altına alarak faizin para talebine göre oluşmasının önünü açar… Faizler yüzde 22’lere kadar çıkar, işsizlik yüzde 11’lere yükselir.

Faizlerin yükselmesi, paraya olan talebin düşmesine neden olur; Amerika arka arkaya 2 kez resesyona girer, yani ekonomisi üst üste 2 çeyrek küçülür… Ülkedeki, başta inşaat olmak üzere tüm sektörlerin ateş püskürmesine rağmen enflasyonu yenebilmek için uygulamaya koyduğu çözüm modeline ısrarla devam eder Volcker.

Hatta 1981 seçimlerinde, Jimmy Carter’in ABD başkanlığını Cumhuriyetçi Ronald Reagan’a kaptırmasına neden olur… Ancak Volcker’in ısrarla uygulamaya devam ettirdiği yöntem, etkisini göstermeye başlar ve Reagan’ın Başkan seçildiği yılın sonunda enflasyon yüzde 4’e kadar düşer.

Bu noktada Başkan Reagan’ın enflasyonun düşeceğine dair halka verdiği güçlü mesajlar da oldukça etkin olmuştur… 1981 yılında Amerika’daki hava trafiği kontrolleri, enflasyonu öne sürerek maaşlarına zam talebi ile greve gittiğinde, Reagan hepsinin görevine son vermişti… Bu olay, halkın enflasyonun düşeceğine olan inancını pekiştirmişti.

Paul Volcker’in ABD Merkez bankası başkanlığından ayrıldığı 1987 yılında, Amerika’daki enflasyon yüzde 1.10’a kadar düşmüştü… Yani Volcker tüm ekonomistlerin aksine, uyguladığı politika sonucunda Amerika’daki enflasyonun belini kalıcı olarak kırmayı başarmıştı.

Özetleyecek olursak Volcker, Fed’in başına geçtiği 1979 yılında yüzde 11 olan enflasyonun bir yıl sonra yüzde 15’e çıkmasına aldırmadan, istikrarlı politikasını devam ettirerek 1981 yılında yüzde 10’a, 1982 yılında yüzde 7’ye, 1983 yılında yüzde 2.6’ya ve görevi devrettiği tarih olan 1987 yılında ise yüzde 1.10’a düşürmüştü.

Türkiye’deki ekonomistlerimizin affına sığınarak, burada bir yorum yapmak istiyorum… Paul Volcker bir sihirbaz değildi; Fed başkanlığı yaptığı dönemde onun başarmasına yardımcı olan herhangi bir dış etken de yoktu… Paul Volcker’in yaptığı, sadece ekonomi biliminin basit bir kuralını cesurca uygulamaya koyması oldu.

O kural şuydu: “Dışarıdan faiz oranlarına yapılan müdahaleler, enflasyonu düşürmez; ancak enflasyon düşerse, faiz düşer…” Enflasyonun düşmesi ise paranın arz-talep dengesinin çok iyi oluşturulmasına bağlıdır… Üretim yapmadan; suni yöntemlerle piyasaya para pompalamak da düşürmez enflasyonu… Tam tersi; para arz-talep dengesini iyi kurarak vatandaşın yaptığı tüketimi çok iyi kontrol altında tutmak gerekmektedir… Bunu yaparken, üretimi artırmak, üretimdeki verimliliği artırmak, ihracatı artırmak ve ihraç edilen ürünlerin bünyesindeki yerli mal yüzdesini artırmak şarttır.

Günün Sözü

Eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse bilimi seçin.

Mustafa Kemal ATATÜRK

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI