Erdoğan-Tatar Dostluğu - ADEM AKÖL

13 Temmuz 2021 Salı 00:23

Uluslararası ilişkilerde “ebedi dostluklar ve düşmanlıklar yoktur, ebedi çıkarlar vardır” derler… Ünlü İngiliz devlet adamı Winston Churchill’e atfedilen bu sözün ne kadar doğru olduğunu, yakın tarihimizdeki ülkeler arası bazı ilişkileri işaret ederek örneklendirmek isterim.

2. Dünya Savaşı sırasında Almanya ve Japonya ile çok çetin bir savaş içerisine girmiş olan ABD, savaş sonrasında bu ülkeler ile çok yakın dostluk kurarak, onların en yakın müttefiki olmuştur… Öte yandan savaş sırasında iki müttefik devlet olan ABD ile SSCB, savaştan sonra birbirlerini düşman ilan ederek Sovyetler Birliğinin dağıldığı 1991 yılına kadar süren “Soğuk Savaş” içerisine girmişlerdir… SSCB’nin yıkılmasının ardından kurulan Rusya federasyonu ile ABD arasında, bugün bile hamaset siyaseti hala artarak devam etmektedir.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde, ülkenin toprak bütünlüğü için en büyük tehdit SSCB’den gelirken, Türk İstiklal Mücadelesi sırasında Sovyetler Birliği ile büyük dostluklar ve ortaklıklar kurulmuştur… 2. Dünya Savaşı sonrasında ise durum değişerek Türkiye’nin “Batı Kampı” içinde yer alması Sovyetler Birliği’nin hasım ülkeler grubuna girmesine neden olmuştur… Bugün ise Türkiye-Rusya ilişkileri ABD ile yaşanan sorunlar yüzünden daha temkinli bir düzeye evrilmiştir.

Yukarıda örneklediğimiz ve yaşadığımız dönemde bile gözlemleyebileceğimiz yüzlerce uluslararası ilişki, 2. Dünya Savaşı’na damgasını vuran isimlerden birisi olan eski Birleşik Krallık Başbakanı Winston Churchill’in “ülkeler arasında sadece çıkar ilişkisi vardır” sözüne tam uyum sağlamış olmasına rağmen bunu genelleştirmek doğru değildir.

Bazı ülkeler arasındaki dostlukları sırf ‘çıkar’ düzlemine oturtmak, bu ülke halklarının ortak tarihine, kültürüne, inançlarına ve duygularına hakaret etmek demektir… Türkiye-Azerbaycan ve Türkiye-Pakistan benzeri ilişkiler bu çerçevededir… Azerbaycan ve Pakistan’ın egemenliklerine zarar verecek en küçük bir tehdit karşısında nasıl ki Türkiye’nin 83 milyonu tek yürek olabiliyorsa, Azerbaycan ve Pakistan halkları da Türkiye’nin güvenliği için bütün imkanlarını seferber etmekten çekinmemiştir.

Türkiye ile KKTC arasındaki ilişki düzeyini ise daha farklı ve bir üst seviyeye oturtmak gerekmektedir… Ayni atmosferi soluyacak kadar yakın topraklar üzerinde yaşayan, ayni tarihi paylaşmış, ayni soydan, ayni kültürden gelen; ayni dinsel ve milli inançlara haiz, sadece farklı yönetim sistemleri içerisinde yaşayan iki ülkedir Türkiye ve KKTC.

O kadar ki; Türkiye üşütse zatürre olur Kıbrıs Türkleri… KKTC üşütse, üstünü örtsün diye battaniye gönderir Türkiye… Bilinçli bozguncuların; çıkar odak uşaklarının; iyi bir şey yapıyorum zannedip, ne yaptığını bilmezlerin; hadsizlerin; zevzeklerin; velhasıl kelam, dünyayı iyi okuyamamışların sabotajlarına rağmen dimdik ayakta durmuştur Türkiye-KKTC ilişkileri, asırlar boyu.

Nasıl ki; Türkiyesiz bir KKTC düşünülemiyorsa, KKTC’siz bir Türkiye varlığından bahsetmek de hayalcilik olur… Bunun sadece iki ülkenin bölgedeki ortak haklarından kaynaklandığını sanmayın… Bir tarafta 83 milyonluk, diğer tarafta 500 binlik ‘ayni yumurta’ ikizinden bahsediyoruz… Ayni mekanda olmasalar da; birinin yediği bir tokat ötekinin yanağını acıtır…

İşte, ülkeler arasındaki bu ilişkilerin boyutunu daha değerli kılan, vatandaşların birbirlerine daha saygılı davranmalarına yol açan ve en önemlisi; oluşan birliğin gücünü dünyaya göstermeye vesile kılan, o ülkeleri yöneten liderlerdir.

Geçtiğimiz Ekim ayında KKTC Cumhurbaşkanlığını kazandıktan sonra, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yakın bir dostluk kuran Ersin Tatar, her iki ülkenin ortak çıkarları doğrultusunda aldıkları kararlar, Türkiye ile KKTC’yi bölgede daha güçlü bir konuma oturtmuştur.

Türkiye’nin de güttüğü politika çerçevesinde, önceki KKTC Cumhurbaşkanlarının ısrarla, ‘Federal Kıbrıs’ tezini savunarak, Rumlarla ayni masada çözüm aramakla kaybedilen ‘53 yıla artık ekleyecek tek bir günümüz dahi olamaz’ kararlılığı ile iki devletli çözümün gündeme getirilmesi tamamen Erdoğan-Tatar uyumunun, yani dostluğunun bir yansımasıdır… Bu uyumun meyveleri önümüzdeki dönemde her iki ülke tarafından toplanmaya başlanacaktır, bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Günün Sözü

Hayatta hiçbir zaman yalpalamayacaksın, düşüncelerinde bir ileri bir geri adımlar atmayacaksın, her dönemin adamı değil, her dönem adam olacaksın.

Rauf Raif Denktaş

KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI