Ermenistan Ne Yapmaya Çalışıyor..? - ADEM AKÖL

2 Ekim 2020 Cuma 01:26

Dağlık Karabağ; Azerbaycan ile Ermenistan arasında bulunan, Azerbaycan toprakları üzerinde kurulmuş, Ermeni kontrolündeki fiilen bağımsız bölgeye verilen isimdir... Dağlık Karabağ’ın dünyanın büyük bir çoğunluğu tarafından Azerbaycan’a ait olduğu kabul edilir… Ayrıca BM Güvenlik Konseyi de bu bölgenin Azerbaycan’a ait olduğuna karar vermiştir.

Ermeniler 1988 yılında Dağlık Karabağ’ın Sovyet Azerbaycan’dan alınıp Sovyet Ermenistan’a devredilmesini talep eder... Azerbaycan, kendi topraklarını kaybetmek istemez ve çatışmalar başlar… Dağlık Karabağ’ı işgal etmeye başlayan Ermenistan; 1992 yılında, önemli bir askeri hedef olan Hocalı kasabasını giriş ve çıkışları kapatarak abluka altına alır... Çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden; 613 Azeri sivili işkence ederek katleder Ermeni askerleri... Ermeni işgali altındaki bölgeden 1 milyonu aşkın Azerbaycanlı, topraklarını terk etmek zorunda kalır... 1994 yılında ateşkes imzalanır, ancak Azeriler ile Ermeniler arasındaki düşmanlık; sorun çözüme kavuşmadığı için gittikçe artar... Zaman zaman, Ermenistan’ın işgali altındaki Azerbaycan topraklarında yaşanan gerginliğin şiddeti, büyük boyutlara varır.

Geçtiğimiz 12 Temmuz’da Ermenistan bu kez ihtilaflı bölge olan Dağlık Karabağ’a değil de Azerbaycan’ın kuzey batısındaki stratejik Tovuz bölgesine bir saldırı düzenler… O tarihten sonra sürekli olarak Ermenistan-Azerbaycan sınırında çatışmalar devam eder… Son olarak geçtiğimiz Pazar sabahı, Ermenistan’ın beklenmedik büyük bir saldırısına maruz kalır Azerbaycan… Buna şiddetle karşılık verir Azeri ordusu… Çatışmalar büyüyerek devam eder.

Ermenistan yıllardır dünyada en fazla silahlanan ülkeler arasında olmasına rağmen, nüfus ve yüzölçümü olarak Azerbaycan’dan daha küçük, ekonomik ve askeri olarak da çok daha zayıf bir ülke… Üretim sıfır ve işsizlik yüzde 40’larda… Peki, o zaman Ermenistan’ın bu kadar büyük bir saldırıya cüret etmesinin sebebi ne olabilir ve arkasında kimler var?

Bunu anlayabilmek için öncelikle çatışmaların yoğun olduğu Azerbaycan’ın kuzey batı sınır bölgesinin önemine bakmak gerekiyor… Bu bölgeden Azerbaycan’ın 4 önemli boru hattı geçer… Bakü bölgesinde çıkan günde 100 bin varil petrolü Gürcistan’ın Supsa terminaline taşıyan Bakü-Supsa Petrol Boru Hattı’nı İngiltere’nin dev şirketi BP işletiyor…

Yine Bakü civarında çıkan doğalgazı Ceyhan’a taşıyan Bakü-Tiflis-Erzurum-Ceyhan Doğalgaz Boru Hattı’nı işleten şirketin yüzde 25.5 hissesi BP, yüzde 25.5 Norveç ve yüzde 19’u TPAO’nun…

Bakü’ye yakın havzalarda çıkan petrolü Ceyhan terminaline ulaştıran Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı yıllık 50 milyon ton kapasiteye sahip ve BOTAŞ tarafından işletiliyor…

Azerbaycan’ın Hazar Denizi’nde çıkardığı doğal gazı Türkiye, oradan da Avrupa’ya taşıyan TANAP, Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı yılda 31 milyar metre küp kapasiteye sahip ve işletmesini yüzde 50 SOCAR, yüzde 30 BOTAŞ ve yüzde 20 BP ortaklığındaki şirket üstlenmiş…

Mevcut boru hatlarının dışında, Çin Halk Cumhuriyeti’nin dev projesi olan ‘One Belt One Road’ yani Çin’den İngiltere’ye kadar gidecek olan meşhur İpek Yolu’nun önemli bir kısmı da ayni bölgeden geçiyor.

Öte yandan Rusya, hem Azerbaycan’a hem de Ermenistan’a silah satan bir ülke… Üstelik Rusya’nın Ermenistan’da 5 bin kişilik bir ordusu var… Ermenistan’ın Rusya’ya büyük miktarda borcu da var… Kafkasya bölgesinde 200 farklı dil konuşuluyor olmasına rağmen SSCB zamanından beri Rusya bölgeyi çok iyi biliyor ve dengeleri çok iyi idare ediyor.

İran’ın ise Ermenistan’da önemli ekonomik yatırımları var… İsrail’in de Azerbaycan’da askeri yatırımları var.

Yukarıdaki bilgiler ışığında akla gelen senaryoları sıralayalım: Öncelikle şunu belirtmek lazım ki İngiltere bu işten hiç hoşnut değil… Azerbaycan’ın hemen hemen tüm yeraltı kaynaklarının dağıtımında etkin rol oynayan BP’nin zarar görmesini İngiliz hükümeti hiç istemez… Nitekim, çatışmanın şiddetlendiği gün, Erdoğan ile Boris Johnson’ın telefon konuşmaları ve BBC’nin canlı yayında Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ı köşeye sıkıştırması bunun kanıtıdır.

Ermenistan’ın; özellikle 12 Temmuz sonrasında büyük bir askeri hazırlık içerisine giren Azerbaycan’ın, olası karşı saldırısından önce davranmış olması da zayıf bir ihtimal… Zira Paşinyan, arkasında bir güç olmadan Azeri ordusuna kafa tutacak kadar kafasız birisi değil.

Çin ise çatışma bölgesinden geçecek olan İpek Yolu projesinin önemli bir bölümünü tehlikeye sokmak istemez… İran da, hem İpek Yolu’nun hatırı sayılır bir bölümünün kendi topraklarından geçecek olması ile elde edeceği kazanımları, hem de Ermenistan’daki yatırımlarını riske sokmak istemeyecektir.

Diğer taraftan, olası bir Azerbaycan Ermenistan savaşına Türkiye’nin de doğrudan müdahil olacağını hesaplayan Rusya; bölgeye girme fırsatını yakalayarak, özellikle Suriye ve Libya konularındaki pazarlık alanını genişletmeye çalışıyor olabilir mi..? Hayır, çünkü bu güne kadarki gelişmeler öyle bir sinyal vermiş değil.

Burada en ağır basan olasılık; bir Azerbaycan Ermenistan savaşında ABD ve Fransa’nın büyük yarar sağlayacağı yönünde… Bölgedeki savaş, hem bir ABD-Çin çatışmasının tezahürü olabilir hem de Rusya’nın başına ikinci bir Ukrayna yaratılması planlanmış olabilir… Bir taşla iki kuş yani… Öte yandan bir süredir Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi hedefine alan Fransa; Türkiye’nin Azeri-Ermeni savaşına müdahil olacağını hesaplayarak Doğu Akdeniz’deki hedeflerine daha kolay ulaşmayı planlamış olabilir… Nitekim GKRY’nin Macron ağzıyla Ermenistan’a destek beyan eden demeçleri bunu kanıtlar niteliktedir.

Ancak bölgedeki çatışmalardan yarar sağlamak üzerine kurulmuş olan bütün planlar suya düşecektir… Bu işin sonunda Azerbaycan, Ermenistan’ın işgalindeki topraklarını geri almış olacak, Türkiye de bu vesile ile Azeri kardeşlerinin yanında gösterdiği dik duruş sayesinde daha da güçlenecektir.

Günün Sözü

Zafer, zafer benimdir diyebilenindir. Başarı ise başaracağım diye başlayarak sonunda başardım diyenindir.

Mustafa kemal Atatürk

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI