Filistinliler Niye Devlet Kuramıyor? (2. Bölüm) - ADEM AKÖL

25 Mayıs 2021 Salı 03:35

Osmanlı Devleti’nin sağladığı adalet, dünyanın dört bir yanına dağılmış olan Yahudilerin kafasında ‘Kutsal Topraklarda’ kendi devletlerini kurma fikrini yeşertir… 1896 yılında, Macaristan Yahudilerinden avukat gazeteci Theodor Herzl’ın yazdığı Yahudi Devleti isimli kitabı bu fikri olgunlaştırır.

“Yüzyıllardır yaşadığımız ülkelerde, biz hala yabancılar gibi oturup ağlıyoruz… Dünyada hiçbir millet bizim kadar acı çekmemiş, eziyet görmemiştir… Filistin her zaman bizim unutulmaz vatanımız olacaktır… Bunu yaparken, insanların inançlarına saygı duyacak, özgürlüklerini, mülklerini ne pahasına olursa olsun koruyacağız” diyen Theodor Herzl, 27 Ağustos 1897’de İsviçre’nin Bazel şehrinde 1. Siyonist Kongresini toplar… Kongrenin ardından anı defterine şunları yazar Herzl: “Ben bugün Bazel’de, yüksek sesle dillendiremesem de Yahudi Devletini kurdum. Hiç kuşkusuz, fazla uzun olmayan bir süre sonra bütün dünya bunu böyle bilecektir.”

Theodor Herlz bu amaçla 17 Mayıs 1901 yılında Osmanlı Sultanı II. Abdülhamid’in huzuruna çıkarak Yahudilerin devlet kurabilmeleri için, Osmanlı’nın Avrupa bankalarındaki borçlarını ödemeye karşılık olarak Filistin’de toprak talebinde bulunur… II. Abdülhamid, “ben bir karış bile olsa toprak satamam, zira bu vatan bana ait değil, milletime aittir; ancak, benim imparatorluğum parçalandığı zaman Yahudiler, Filistin’i hiç karşılık ödemeden ele geçirebilirler” diyerek Herzl’ın teklifini reddeder.

Birinci Dünya Savaşı başlayınca İngilizler, Arapları Osmanlıya karşı harekete geçirmek için Mekke Emiri Şerif Hüseyin’e, Arap Krallığı sözü vererek isyan başlatırlar… 100 bin asker toplama ümidi ile işe koyulan Şerif Hüseyin ancak 5 bin asker toplayabilir… İşlerini çok iyi bilen İngilizler, ABD’de yaşayan Yahudileri de kendi taraflarına çekebilmek için, Amerika’daki Siyonizmin lideri sayılan Edmond Rothschild’e mektup yazarak ona da Filistin’de bir Yahudi devleti kurma sözü verirler… Arkalarına aldıkları bu güçler sayesinde 1917 yılında, İngiltere Kudüs’ü ele geçirerek Filistin’i Osmanlı idaresinden çekip alır ve kendi manda yönetimini kurar.

O dönemde Filistin’de 500 bin Arap yaşıyor olmasına rağmen, Yahudi nüfusu sadece 60 bindir… İngilizler, dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan Yahudilere toprak edinme hakkı vererek, Filistin’e Yahudi göçünü teşvik eder… Bunun üzerine kaygılanan Araplar, kendilerine verilen bağımsız devlet kurma sözünü gerçekleştirebilmek için harekete geçer.

Böylelikle, Filistin’e sahip olabilme adına her iki tarafa da sözler veren İngiltere; Araplar ve Yahudileri birbirine düşürmüş olur… Yahudilerin sistemli hareketine karşılık, kendi aralarında birlik ve beraberlik dahi oluşturamayan Araplar, sürekli güç kaybeder… Hatta Filistinli ve Lübnanlı bazı toprak ağaları, yüksek fiyatlarla mülklerini Yahudilere satarlar.

İngilizlerin Filistin’i ele geçirdiği 1917 yılında 60 bin olan Yahudi nüfusu, 8 yıl içerisinde 100 bine ulaşır… Filistin topraklarına en büyük göç dalgası, 1933 ile 1945 yılları arasında Nazi zulmünün yaşandığı dönemde olur… 1945 sonlarında Filistin’deki Yahudi nüfusu 600 bine çoktan ulaşmıştı.

Kendi topraklarına Yahudi göçü istemeyen Araplar, onlarla mücadele edebilmek için yeraltı teşkilatları kurarlar… Buna karşılık, Yahudiler de örgütlenmeye başlar ve Arap-Yahudi çatışması kızışır… Çatışmaları durdurmakta yetersiz kalan İngiltere, II. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi ile daha çok zorlanarak, çareyi BM’yi devreye sokmakta bulur.

Uzun bir çalışma sonucunda BM Genel Kurulu Filistin’de 2 bağımsız devletin kurulmasına karar verir… 11 bin kilometre karelik Arap Devletinde 725 bin Arap ve 10 bin Yahudi; 15 bin kilometre karelik Yahudi Devletinde 498 bin Yahudi ve 407 bin Arap; BM gözetiminde uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek olan Kudüs’te ise 100 bin Arap ile 100 bin Yahudi yaşayacaktı... Yahudilerin BM kararını kabul etmelerine rağmen Araplar bu bölünmeye karşı çıkar… Bunun üzerine İngilizler, Araplar ile Yahudiler arasındaki didişmeden usanarak, II. Dünya Savaşı sonrası ekonomilerinin de zayıflaması neticesinde, Filistin Manda yönetiminden vaz geçerek 1948 yılında askerlerini geri çeker.

Yarın: İsrail Devleti’nin kuruluşu, Arap-İsrail savaşları ve Filistin Kurtuluş Örgütü.

Günün Sözü

“Bir kız çocuğu ip atlarken, havaya sıçradığında daha yere inmeden, iki melek kolundan tutup başka dünyalara götürüyorsa, işte orası Filistin’dir.”

“Acı, evrensel olmalı… Bir çocuğun eline diken batsa dünya yanmalı.”

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI