Filistinliler Niye Devlet Kuramıyor? (3. Bölüm) - ADEM AKÖL

26 Mayıs 2021 Çarşamba 01:20

İngiliz askerlerinin Filistin’i terk etmesinin ertesi günü, 15 Mayıs 1948’de Yahudiler bağımsız İsrail Devletinin kuruluşunu ilan eder… Ancak ayni gün, sınır komşuları olan Mısır, Ürdün, Suriye ve Lübnan, Filistin’i özgürleştirme hedefi ile taarruza geçer… Yahudilerin buna hazırlıklı olmalarına karşın, Arapların düzensiz hareket eden orduları ve ortak bir komuta merkezinin dahi olmaması, 8 ay süren savaşlar sonrasında kazanan taraf İsrail olur.

Yapılan ateşkes antlaşması ile Filistin; İsrail, Mısır ve Ürdün arasında paylaşılır… Kudüs bölünerek, batı tarafı İsrail’in, doğu tarafı ise Ürdün’ün kontrolüne bırakılır… 8 ay süren savaş sırasında yüzbinlerce insan öldürülmüş, yüzbinlerce Filistinli Arap evlerini terk etmek zorunda kalmış, birçoğu komşu ülkelerdeki mülteci kamplarına sığınmıştır… Savaş yüzünden kaçmak zorunda kalan Arapların evlerine ise İsrail Devleti el koyup kamulaştırır.

Filistin’e özgürlük getirmek için yola çıkan Ürdün, ele geçirdiği Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ün kendi toprakları ile birleştirilmesi talebinde bulunur… Mısır ise ele geçirdiği Gazze şeridinin, Filistin’in bağımsızlığını kazanmasına kadar kendi himayesinde kalacağını duyurur.

Filistin Araplarının bağımsızlık mücadelesini yürütebilmeleri için, 29 Mayıs 1964 yılında Kahire’de toplanan Arap Zirvesinde Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) kurulması kararı alınır… Ancak örgüt, Arap devletleri arasındaki liderlik mücadelesi yüzünden, Filistinliler tarafından değil; Arap devletleri tarafından, özellikle de Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdünnasır’ın yoğun çabası ile kurulmuştur.

Arap komşularının yeniden saldırma ihtimaline karşı İsrail, büyük bir askeri yapılanma içerisine girer… Suriye destekli Filistin gerillalarının eylemlerine karşılık, İsrail sürekli misilleme yaparak gerginliğin tırmanmasına neden olur… Bu sırada 1948 yenilgisini hazmedemeyen Mısır, İsrail sınırına asker yığarak saldırı hazırlığı yapmıştır.

Ancak daha çabuk davranan İsrail, 5 Haziran 1967 tarihinde Mısır ve Suriye’ye savaş açar… Altı gün süren savaş sonunda Araplar yine yenilir… İsrail, Mısır’dan Sina yarımadasını; Suriye’den Golan Tepelerini; Filistin’den Gazze ve Batı Şeria topraklarını alır… Ürdün’ün elinde olan Doğu Kudüs’ü de işgal ederek Kudüs’ün tamamına hakim olur.

Kendi topraklarını İsrail’e kaptırmayı kendine yediremeyen Mısır, 1973 yılının Ekim ayında Suriye ile birleşerek yeni bir saldırı planı yapar… Saldırı, Yahudilerin 25 saat boyunca yemek yemeyip, su içmedikleri ve sadece dua ettikleri kutsal Yom Kippur gününde yapılır… İsrail ordusunu hazırlıksız yakalayan Mısır ve Suriye, önceleri birtakım başarılar elde etseler de, kendini çabuk toparlayan İsrail karşısında yeniden yenilgiye uğrarlar.

Çetin geçen Yom Kippur savaşında hem İsrail, hem Mısır, hem de Suriye, büyük kayıplar verirler… Mısır’ın Devlet Başkanı Cemal Abdünnasır’ın ani ölümü üzerine Cumhurbaşkanlığına getirilen Enver Sedat, kendini halkına kabul ettirebilmek için, Sina yarımadasının geri verilmesi karşılığında İsrail’le New York’ta müzakere masasına oturur… 1978 Camp David antlaşmaları ile Mısır, Sina yarımadasını geri alırken; ilk kez bir Arap Devleti de İsrail’i tanımış olur… Sonrasında ise diğer Arap ülkelerinin protestolarına ve boykotlarına rağmen, Mısır ile İsrail yakınlaşmaya başlar.

İsrail 1980 yılında Kudüs’ü başkenti ilan eder ve orada yaşayan Araplara vatandaşlık verir… Bunun üzerine FKÖ İsrail’e karşı saldırıları arttırır; ancak İsrail, Lübnan’ın güneyinde yapılanmış olan FKÖ’yü yok etmek için Lübnan’ı işgal eder… Lübnan’ın 1982 yılında işgali, İsrail’i yıkmak amacını güden Hizbullah örgütünün, kurulmasına neden olur.

Filistin Ulusal Konseyi 15 Kasım 1988’de Yaser Arafat başkanlığında Cezayir’de toplanarak Filistin’in bağımsızlığını ilan eder ve Doğu Kudüs’ü de başkent olarak açıklar… Osmanlıya başkaldıran Şerif Hüseyin’in kullandığı bayrak; üzerinde küçük bir değişiklik yapılarak Filistin bayrağı olarak kabul edilir… Ancak FKÖ’nün bu tarihte Filistin’de hiçbir fiziki kontrolü yoktur.

Yarın: 1. İntifada, Oslo Antlaşması ve 2. İntifada

Günün Sözü

“Bir kız çocuğu ip atlarken, havaya sıçradığında daha yere inmeden, iki melek kolundan tutup başka dünyalara götürüyorsa, işte orası Filistin’dir.”

“Acı, evrensel olmalı… Bir çocuğun eline diken batsa dünya yanmalı.”

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI