Filistinliler Niye Devlet Kuramıyor? (4. Bölüm) - ADEM AKÖL

27 Mayıs 2021 Perşembe 01:04

Filistin Ulusal Konseyi, 1988 yılında Cezayir’de bağımsızlığını ilan ettikten sonra Arap halkının İsrail’e karşı başkaldırısı şiddetlenir… FKÖ’nün ülke içerisindeki etkinliği gün geçtikçe artar, daha örgütlü ve daha bilinçli direnişler organize edilir… ‘Birinci İntifada’ adı verilen bu kitlesel ayaklanma 1993 yılına kadar devam eder… Genel grevler; İsrail ürünlerinin boykot edilmesi; duvarlara yazılar yazılması; yollara barikatlar kurulması; ama en önemlisi de ağır silahlarla donanmış İsrail askerlerine karşı kendini taş atarak savunan Filistin Araplarının, sesini tüm dünyaya duyurmalarının yolunu açar.

Dünya genelinde oluşan Filistin etkisi, 1993 yılında Norveç’in başkenti Oslo’da barış görüşmelerinin başlamasına neden olur… İki taraf yetkililerinin teknik düzeyde aylarca yaptığı müzakereler sonuçlanır ve İsrail Başbakanı İzak Rabin ile FKÖ Lideri Yaser Arafat; 13 Eylül 1993’te Washington’da, dönemin ABD Başkanı Bill Clinton gözetiminde halka açık bir törende el sıkışarak antlaşmaya imza koyarlar.

Oslo Antlaşması, üst düzeyde ilk yüz yüze müzakere çabası olarak tarihe geçer… Bu antlaşma Filistin’in geçici özyönetimi olan, ‘Filistin Ulusal Yönetiminin’ kurulmasını sağlar, ancak bağımsız bir Filistin Devleti kurulamaz… Sadece, Gazze ve Batı Şeria’ya sınırlı özerklik verilen, bir yönetim olur bu… Anlaşmaya göre; İsrail FKÖ’yü, FKÖ de İsrail’i karşılıklı olarak tanıyacaklardı… Yani FKÖ, kontrolü altındaki bölgenin yönetiminden doğrudan sorumlu olacaktı… Kalıcı bir antlaşma için ise; Kudüs, mülteciler, İsrail yerleşimleri, güvenlik ve sınırlar gibi sorunlar 5 yıllık bir süreçte müzakere edilip karara bağlanacaktı.

Oslo Antlaşması İsrail’i ikiye böler; halkın yarısı İzak Rabin’i ‘kahraman’ olarak görürken, diğer yarısı da ‘vatanını satan hain’ ilan eder… Araplar içerisinde de antlaşmayı onaylayanlar ve eleştirenler olur… İzak Rabin, Yaser Arafat ve Dışişleri Bakanı Şimon Peres’e, barışa katkılarından dolayı 1994 Nobel Barış Ödülü layık görülür, ancak İzak Rabin bunu hayatıyla öder… 4 Kasım 1995 akşamı, aşırı sağcı bir fanatik Ortodoks tarafından vurularak öldürülür ve barış için verilen bunca mücadele boşa gitmiş olur.

Barış sürecinin sabote edilmesi sonrasında, Hamas militanlarının yoğun intihar saldırılarına sahne olur bölge; İsrail, Lübnan’ı 3 hafta süreyle bombalar… Sonrasında sağcı Başbakan Ariel Şaron’un Mescid-i Aksa’ya yaptığı tahrik edici ziyaret; çileden çıkan Filistinlilerin yoğun protestolarına neden olur… ‘2. İntifada’ olarak adlandırılan bu ayaklanma 2000 ile 2005 yılları arasında devam eder… Bu dönemde Batı Şeria’nın neredeyse tamamı İsrail tarafından işgal edilir… Gazze Şeridine operasyonlar düzenlenir… Yaser Arafat’ın 2004’te ölümünden sonra yerine geçen Mahmud Abbas’ın, İsrail Başbakanı Ariel Sharon ile bir araya geldikleri zirvede alınan kararlar çerçevesinde çatışmalar sona erer.

Çatışmalar sona erer, ancak İsrail’in Batı Şeria’da kontrol ettiği toprak alanı genişlemiş olur… Askerler Gazze’den çekilir ancak İsrail, bölgeyi tamamen abluka altına alır… Gazze’nin hava ve deniz sahalarını kapatarak, karasal ulaşımı kendi kontrolünde tutar… Ayrıca su, elektrik, telekomünikasyon ve kamu hizmetleri bakımından da Gazze’yi tamamen kendine bağlar.

2007 yılında, Gazze Şeridinde Filistinli gruplar El Fetih ile Hamas arasındaki iktidar çatışmaları 600’den fazla Filistinlinin ölümüne neden olur… Bu dönemde Hamas, Gazze Şeridi’ne; El Fetih de Batı Şeria’ya hakim olur… Deyim yerindeyse, zaten bir avuç kalmış Filistin toprakları ikiye bölünür.

Acılar dinmez Gazze Şeridinde… El Fetih ile Hamas çatışmasının ardından, 2008 yılında bu kez de İsrail’in yoğun saldırılarına hedef olur Gazze Şeridi… Sadece 22 gün içerisinde 1500’e yakın Filistinli öldürülür, 5 bine yakın Filistinli de yaralanır… Filistinli militanların İsrail’in güneyini hedef alan roket atışlarını durdurma operasyonu, olarak dünyaya açıklanır bu katliam.

Yarın: “One minute” olayı, Mavi Marmara, ABD’nin Kudüs’ü İsrail başkenti olarak ilan etmesi ve çocukların ızdırabı.

Günün Sözü

“Bir kız çocuğu ip atlarken, havaya sıçradığında daha yere inmeden, iki melek kolundan tutup başka dünyalara götürüyorsa, işte orası Filistin’dir.”

“Acı, evrensel olmalı… Bir çocuğun eline diken batsa dünya yanmalı.”

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI