Fransa’nın Türkiye Düşmanlığı - ADEM AKÖL

6 Şubat 2020 Perşembe 00:43

Hiç düşündünüz mü, güçlü bir ülke nasıl olur..? Nüfusu ile mi, ordusu ile mi, ekonomisi ile mi yoksa teknolojisi ile mi..?

Dünyanın en yüksek nüfusuna sahip 10 ülke içerisine giren: Çin, Hindistan, ABD ve Rusya dışında Endonezya, Brezilya, Pakistan,Nijerya, Bangladeş ve Meksika’nın güçlü ülkeler olduklarını söylemek imkansız... Tam tersi, hepsi de yoksullukla mücadele eden ülkeler... Türkiye, dünyanın en kalabalık 19. Ülkesi.

Dünyanın en güçlü ordusuna sahip ilk 10 ülke ise sırasıyla: ABD, Rusya, Çin, Hindistan, Fransa, İngiltere, Güney Kore, Japonya, Türkiye ve Almanya’dır... Ordunun gücü, bir nevi ülkenin gücünü de gösterir.

Dünyanın en güçlü ekonomisine sahip ilk 10 ülke sırasıyla: ABD, Rusya, Çin, Almanya, İngiltere, Fransa, Japonya, İsrail, Suudi Arabistan ve Güney Kore’dir... Türkiye bu sıralamada 16’da.

Dünyanın en ileri teknolojisine sahip ilk 10 ülke ise sırasıyla: Rusya, Almanya, Güney Kore, Kanada, Singapur, Çin, İsrail, Hindistan, Japonya ve ABD’dir. Türkiye bu sıralamada 49’da.

Peki ‘hinterland’ diye bir sözcük duydunuz mu..? Hinterland’ın sözlük anlamı; dışa açılmış bir limanın gerisinde kalan, bu limana ihtiyaç duyan kara parçasıdır ve daha çok ekonomik alanda kullanılır... Günümüz siyasetinde ise bu sözcük, bir devletin etki edebileceği coğrafyayı tanımlamak için kullanılır.

İşte, bir ülkenin gücünü gösteren; yukarıda sıraladığım, nüfus,ordu,ekonomi ve teknolojinin yanında 5. bir faktör daha vardır ki, o da o ülkenin ‘hinterland’ı dır... Bir ülkenin, kendi toprakları dışında, etki edebildiği yabancı ülkeleri tanımlayan Almanca bir sözcüktür ‘hinterland’.

Nüfus, ordu, ekonomi ve teknoloji alanındaki sıralamalarda hep başlarda yer alan ABD ve Rusya ‘hinterland’ bakımından dünya ülkelerini, deyim yerinde ise parsellemiş durumdadırlar... O yüzdendir ki dünyanın 2 büyük süper gücü ünvanını taşıyorlar yaklaşık bir asırdır.

Çin Halk Cumhuriyeti ise nüfus, ordu, ekonomi ve teknoloji sıralamalarında ilk başlarda yerini almış, son 50 yıldır da yaptığı atılımlarla dünya tüketim sanayisinin liderliğini yakalamış bir ülkedir... Bu gücünü devam ettirebilmek ve kendine farklı pazarlar kazandırabilmek için; saklı kalmış dünyanın birçok ülkesi, özellikle de Afrika ülkeleri üzerindeki nüfuzunu arttırmaya çalışmaktadır.

Dünyanın en güçlü ekonomi, teknoloji ve ordularına sahip Japonya ve Almanya’nın ise nüfus ve ‘hinterland’ bakımından ayni potansiyele sahip olduklarını söyleyemeyiz.

Dünyanın en güçlü 5. ordusuna ve en güçlü 6. Ekonomisine sahip Fransa ise; yıllarca Afrika ülkelerini sömürmüş, bunu yapabilmek için insanlarını katletmiş ve bugün dahi onları yılda 300 milyar dolar haraca bağlamış olan bir ülkedir. Bu anlamda Fransa’nın ‘hinterland’ı dır birçok Afrika ülkesi.

Farkında mısınızdır bilmiyorum ama, Türkiye son yıllarda güçlü bir ülke yolunda emin adımlarla ilerliyor; bunun 5 temel nedeni vardır... Birincisi; büyük bir, zengin coğrafyaya sahip ve dünyanın en kalabalık 19. ülkesi... İkincisi; dünyanın en güçlü 9. ordusunu tesis etmiş durumda... Üçüncüsü; dünyanın 16. büyük ekonomisine sahip ve ilk 10’a girmek için kendine hedef koymuş... Dördüncüsü; şu an teknolojik alanda 49. olmasına rağmen, üst sıralara çıkmak için hızlı adımlar atıyor.

Temel nedenlerin 5.si ve belki de en önemlisi; Türkiye’nin ‘hinterland’ıdır. Bugün Türkiye, Orta Doğu ülkelerinin birçoğu üzerinde; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın girişimleri ile Afrika ülkelerinin büyük bir bölümünde; Çin’in kuzey-batısındaki Uygur bölgesinde; Rusya’nın içlerinde, Türki Cumhuriyetleri’nde; Avrupa kıtasında; Bosna Hersek, Arnavutluk, Makedonya ve son zamanlarda Sırbistan ve Macaristan.

Avrupa’da en sıkıntılı olduğumuz ülkelerden birisi olan Sırbistan’la, Türkiye şu sıralar iyi bir ilişki kurmuştur... Türk ama Hristiyan olan Macaristan’ı Türk Birliği Çalıştayları’na dahil ederek kendine çekmeye çalışmaktadır.

Bunların yanısıra, dünyanın en büyük tarımsal coğrafyasına ve zengin yeraltı kaynaklarına sahip Afrika’da; Türkiye’nin Sudan’da Sevakin adasını alması; Somali’de büyük bir üs kurması ve diğer birçok Afrika ülkesi ile yakın ilişkiye girmiş olması; Fransa’nın hiç, ama hiç hoşuna gitmemektedir.

Öte yandan iddia edildiği gibi 3 trilyon dolar değil de, 200 trilyon dolarlık bir doğal servetin yattığı söylenen Doğu Akdeniz’de; en uzun kıyı şeridine sahip Türkiye’nin, bölgede söz sahibi olma konumuna geliyor olması, Frasa’yı çok rahatsız etmektedir.

Diğer önemli bir husus ise ABD’nin kurtulmak istediği iki önemli rakibi vardır; Çin ve Avrupa Birliği... Amerika’nın Çin ile mücadelesi açık açık devam ederken, AB’ni zayıflatmak için ise hazırladığı planları teker teker gerçekleştirmektedir... Nitekim en büyük ekonomik güçlerinden birisi olan İngiltere’yi AB’nden çıkartmayı başarmıştır... Diğer önemli ekonomik güç olan Fransa ile ise, sessizce uğraşmaya devam etmektedir... Trump’ın her şeye rağmen Erdoğan’a yakınlığı ve ticaret hacmini 100 milyar dolara çıkarmak istemesi bunun yansımasıdır.

Fransa, ABD ve Türkiye’nin amacının farkındadır... Macron’un tepkisinin kaynağı budur... Güney Kıbrıs’taki askeri tesislerin kullanımının Fransız askerlerine de açılması; Kıbrıs’ın güneyinde deniz üssü kurmak istemesi; ve son olarak da Yunanistan’a, Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı donanma gönderme teklifinde bulunması bu tepkinin tezahürüdür.

Günün Sözü

Hayatta öyle seçimler yap ki; kazandığın şeyler, kaybettiklerine değsin.

Che Guevera

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI