Geç Keşfedilmiş Servet - ADEM AKÖL

24 Temmuz 2019 Çarşamba 00:13

Bir nesnenin değeri, onun kullanım alanlarının çokluğu ve doğadaki bulunurluluğuna bağlıdır... Kullanım alanı arttıkça, ona olan talep artacağı için değeri de o oranda yükselir... Hele bir de doğadaki miktarı azsa, değerine paha biçilmez...

Atom numarası 5 ve sembolü B olan Bor, işte öyle bir nesne... Kimyasal bir element, doğada saf olarak bulunmaz... Daha ziyade Boraks bileşiğinden elde edilir...

Yer kabuğunun sadece 100 binde biri kadarını oluşturur... Bugün dünyada tesbit edilmiş, 3.3 milyar tonluk Bor rezervinin yüzde 73’ü, yani 2.5 milyar tona yakın kısmı Türkiye topraklarındadır... Yüzde 8’i Rusya’da, yüzde 6’sı ABD’de, yüzde 4’ü Çin’de ve geri kalan yüzde 9’luk kısmı da Peru, Bolivya, Kazakistan ve Sırbistan gibi ülkelerde bulunur...

Türkiye dünyanın en büyük Bor üreticisidir... Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından Balıkesir, Bursa, Kütahya ve Eskişehir’deki tesislerde çıkarılıp dünyaya pazarlanır...

Saf element olarak Bor’un Türkiye’ye fazla bir katkısı yoktur... Gerçek değerini katkı malzemesi olarak kullanıldığı ürünler belirler... Türkiye Bor’u ham madde olarak sanayileşmiş ülkelere satar, karşılığında Bor kullanılarak elde edilmiş ürünleri 20-30 katı fiyatla satın alır...

Bor’un kullanım alanı çok geniştir: Roket yakıtlarında, inşaat çeliğinde, helikopter pervanelerinde, golf sopası ve tenis raketi yapımında, savaş uçakları kaplamasında, havai ve işaret fişeklerinde, atom reaktörlerinde, radyasyona dayanıklı kıyafetlerde, uçak yakıtlarının temizlenmesinde, gübrelerde, çamaşır tozlarında, ısıya dayanıklı cam üretiminde, seramik sırlama işleminde, haşarata karşı bitki koruma malzemelerinde, fren ve debriyaj balatalarında, zırh ve kurşun geçirmez yeleklerde, lehim kullanımında, güneş kremlerinde, hava yastıklarında, kanser tedavisinde ve daha birçok alanda Bor kullanılıyor...

Türkiye, geçtiğimiz yıllara kadar Bor’u sadece ham madde olarak satarken, son birkaç yıldır sahip olduğu servetin bilincine vararak onun kullanılabileceği farklı alanların arayışı içerisine girerek değerini artırma yolları aramaktadır...

Bu anlamda Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü kurulmuş olup, AR-GE çalışmaları için hatırı sayılır bütçeler ayrılmaktadır... AR-GE çalışmaları sonucunda Bor’un farklı alanlarda kullanımı ile ilgili büyük yol katedilmiştir...

Bugüne kadar Bor’lu ürünler için 26 patent alınmış olup, 12 patentin de başvuru süreci devam etmektedir...

Yapılan çalışmalar sonucunda üretilip 4-5 ay önce piyasaya sürülen, çamaşır temizlik malzemesi Boron, kalitesi ile kısa sürede ithal kimyasal deterjenların rakibi olmuştur...

Boron, doğal mineralli; fosfat, alerjen parfüm, petrol türevi, veya herhangi bir zararlı kimyasal içermeyen; antialerjik, antifungal; renkleri soldurmayan; leke temizliğinde etkili; kireç çözücü; çamaşırları yumuşatma özelliğine sahip ve mükemmel temizlik sağlayan; deterjanın saltanatını çökertecek bir temizlik ürünüdür...

Patentini İzmir’li bir firmanın aldığı; Bor’dan üretilen, kanserojen olmayan, soğutma özellikli yangın söndürücü milli bir toz tanıtıldı geçtiğimiz günlerde... Bu toz yakın bir gelecekte yangın söndürme kimyasallarına ödediğimiz yıllık 3 milyar doların ülkemizde kalmasını sağlayacak...

AR-GE faaliyetleri sonucunda üretilen Bor katkılı çadır bezi; alev almayan ve yağmur damlacıklarının emilmeden yuvarlanarak akmasını sağlayıcı özellikleri ile çadır piyasasına hakim olacaktır...

Çimento yerine Bor kullanılarak elde edilen ürün, hava ve su filitresi olarak kullanılabilecektir...

Bor katkılı, ponza türü izolasyon değeri yüksek malzemeler, yakında tuğlanın yerini alacaktır...

Ahşabın çürümesini önleyici Bor’lu kimyasallar bir süre sonra tüketici ile buluşacaktır...

Bor’lu zirai gübre denemesi, yüzde 30’lara varan verim artışı sağlaması ile tarımda çığır açacaktır...

Sağlık alanında yapılan çalışmalar da sevindiricidir; yara tedavisinde kullanılabilecek Bor’lu sünger; Bor kullanılarak kanserli hücrelerin yer tesbitinde sağlanan hassasiyet sonucunda, diğer organlara zarar vermeden yapılan ışın tedavisi denemelerinde büyük başarı elde edilmiştir...

Türkiye artık bir basit üretici toplum olmaktan kurtulmalıdır... Ürettiği bir metaya, farklı farklı değerler katarak onu daha kıymetli hale getirerek pazarlamalıdır... En yalın anlatımla ‘buğday ihraç ettiğimiz ülkeden, makarna ithal etme’ devri artık kapanmalıdır...

İşte AR-GE bunun için önemlidir...

Günün Sözü

Neye inandığımız veya ne düşündüğümüzle sonuca varmak çok zayıf bir ihtimaldir. Sonuca ulaşabilmenin tek yolu sadece ne yaptığımızla mümkün olur.

Kraliçe Victoria döneminin ünlü İngiliz sanat eleştirmeni, yazar, teknik ressam, suluboya ressamı ve zamanının önde gelen hayırseveri John Ruskin; ismimizi bu dünyaya kazımak istersek bu düşünce ile değil, ancak kalıcı birşeyler yapmakla mümkün olabilir diyor.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI