Gidin Artık..! - ADEM AKÖL

24 Eylül 2019 Salı 09:27

Arap halklarının demokrasi, özgürlük ve insan hakları talepleri ile; 2010 yılında tüm Arap dünyasında mitingler, protestolar, halk ayaklanmaları ve silahlı çatışmalar başlar... Büyük çapta Tunus, Mısır, Libya, Suriye, Cezayir, Ürdün ve Yemen’de; küçük çapta ise Moritanya, Suudi Arabistan, Umman, Irak, Lübnan ve Fas’taki ‘Arap Baharı’ diye adlandırılan bu hareketler zaman zaman günümüzde de devam eder...

‘Arap Baharı’ Suriye’yi 2011 yılında etkilemeye başlar... 15 Mart’ta Beşer Esed’in istifa talebi ile ülkenin çeşitli yerlerinde gösteriler düzenlenir... Esed istifa etmez, direnir... Bunun üzerine protestoların şiddeti artar, güvenlik güçlerinin göstericiler üzerine ateş açması ile, iş silahlı çatışmaya dönüşür...

14 Nisan 2011’de ABD, İngiltere ve Fransa, Esed’in kimyasal silah kullandığını iddia ederek Suriye’nin stratejik hedeflerini vurmaya başlar... Arkasından Rusya devreye girer... Böylelikle Suriye’deki iç savaş, çok uluslu bir çatışmaya dönüşür...

Esed’in saldırısından canını kurtarmak isteyen sivil halk, Hatay’ın Cilvegöz kapısına yığılır... Bunun üzerine Türkiye, aldığı kararla; 29 Nisan’da Cilvegöz sınır kapısını açar ve Suriyeliler Türk topraklarına geçmeye başlar... Hiçbir Suriyeli geri çevrilmez...

Önceleri sınıra yakın yerlerde oluşturulan kamplarda misafir edilir Suriyeliler... “Savaş erken biter, evimize geri döneriz” ümidi ile günler ayları, aylar yılları kovalar... Açık kapıdan binler, yüz binler, milyonlar girer içeriye, can havliyle...

Misafirperver Türk halkı; yakınlarını kaybetmiş, evi barkı yakılmış bu çaresiz insanları misafir etmeyip de ne yapabilirdi ki..? Tüm olanaklarını seferber ederek onlara acılarını unutturmaya çalışır...

Sığınmacı kampları kifayet etmez, gelen milyonlara zaman içinde... Türkiye’deki 81 ilin tümü, kamplardaki yükü paylaşmak zorunda kalır; 8 yıl boyunca her gün artan sayı karşısında; Avrupa ülkelerinin duyarsızlığına lanet okuyarak...

Bugün, Türkiye genelinde sayıları 4 milyona ulaşmış Suriyeli mülteci yaşıyor... Tüm sıkıntılara rağmen; 8 yıldır, yıllık ortalama 4 milyar dolar harcıyor ülkemiz, misafirlerini ağırlamak uğruna...

Kayıt altına alabilmek için 2013 yılında biyometrik kimlik verilir misafirlere... Artık onlar mülteci olmaktan kurtulmuşlardır... Mülteci kamplarında yaşayanlar dışındaki büyük çoğunluk; TC vatandaşları ile eğitim ve sağlık gibi ayni sosyal imkanlardan faydalanmaya başlarlar...

Okul çağına gelmiş 1 milyona yakın Suriyeli çocuğun 650 binine eğitim imkanı verilir... Sağlık hizmetlerinden sıfır ödeme ile yararlanma hakkına sahip olur, tümü... 90 bini TC vatandaşlığı alır... Suriyeliler tarafından toplam 15 bin şirket açılır Türkiye genelinde... Eli iş tutanların muhakkak biryerlerde çalışıyor olmalarına karşın ancak 32 bininin çalışma izni var, geriye kalanlar kayıt dışı...

Sırasıyla İstanbul, Gaziantep, Hatay, Şanlıurfa, Adana, Mersin, Bursa, İzmir, Kilis ve Konya; en çok Suriyeli’yi barındıran ilk 10 il ve diğerleri... Yerli nüfusun hatırı sayılır bir yüzdesinin;  farklı kültürdeki yabancı bir topluluğu, 8 yıldır misafir etmenin sıkıntısını yaşar...

Önceleri; Suriyeliler’e TC vatandaşlarına verilmeyen ayrıcalıklar tanındığı iddiası ile huzursuzluklar başlar... Sonraları başıboş çocukların trafikteki tacizleri devam eder... Ayni sınıfları paylaşan Türk ve Suriyeli öğrencilerin lisan sorunu büyük problemlere neden olur... İş kuran Suriyeli’lerin kayıt dışılığına göz yumulduğu iddiaları küçük esnafları çığırından çıkarır...

Bütün bunların yanında, Suriyeli isimlerin telaffuz edildiği cinsel taciz olaylarının; gittikçe artış göstermesi, yaşanan huzursuzluğun boyutunu hat safhaya çıkarır...

Geçtiğimiz günlerde Adana’nın Dumlupınar Mahallesinde 11 yaşındaki bir erkek çocuğuna 20 yaşlarındaki bir Suriyeli tarafından uygulanan cinsel taciz sonucunda iç organlarının parçalanması, ülke genelinde büyük tepkilere neden olur...

Bu işe neşter atılmasının zamanı çoktan gelmiştir artık... Suriyeli’lerin geri ülkelerine dönmeleri için öncelikle ikna edilmeleri gerekmektedir... İstanbul Esenyurt Belediyesi’nin yaptığı gibi, geri dönmek isteyenlere ücretsiz otobüs seferleri düzenlemek bir yöntem olabilir belki ama başka çareler de üretilmelidir...

Bugüne kadar ülkesine geri dönen Suriyeli mülteci sayısının 300 bin civarında olduğu söylenir... Ancak istatistiki rakamlar; Eylül 2019’da Türkiye’deki mülteci sayısının 9 bin artış gösterdiğini kanıtlıyor...

Türkiye ısrarla, Fırat’ın doğusunda oluşturmaya çalıştığı güvenli bölgeyi; hem terör örgütlerine karşı bir tampon olarak kullanmayı, hem de mültecilerin yerleşebileceği güvenli bir alan olarak hedeflemektedir... Ancak ABD aldatmacaları, bu yöntemin sürekli olarak ertelenmesine neden olmaktadır...

Suriye’den ülkemize gelen mültecilerin tümünün de savaş mağduru olmadığı kesin... Erkek nüfusun kadınlardan 300 bin fazla oluşu bunun en büyük kanıtı... Günde 300 mülteci bebeğin dünyaya gelmesi bunun kanıtı...

Misafirlik süresi çoktan sona ermiştir... Ülkemize hiçbir katkısı olmayan, üstelik huzursuzluk yaratan Suriyeli’leri tutuklayıp sorgusuz, sualsiz Hatay’ın Cilvegöz kapısına geri brakmakla işe başlayabiliriz belki...

Hem, hakikaten insan gibi bir yaşam sürmek için uğraş veren; dürüst Suriyeli’lerin hakkını yememiş, hem de ülkemizi huzur bozucu asalaklardan kurtarmış oluruz...

Günün Sözü

Nereden geldiğin, kim olduğun önemli değil. Zaferin gücü, her zaman senin kendi ellerindedir.

Ünlü Amerika’lı televizyoncu Oprah Winfrey’in bu sözü, kendi başarısını da yansıtmaktadır aslında... Dünya, bütün olumsuzluklara rağmen birçok başarıya imza atmış insanlarla doludur.  

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI