Güllük Gülistanlık... - ADEM AKÖL

29 Nisan 2019 Pazartesi 10:33

Sık sık kullandığımız ‘güllük gülistanlık’ sözünün anlamı; ‘neşe, bolluk ve huzur içinde, rahatlık içinde olan, hiçbir sorunu bulunmayan yer’ diye geçer sözlüklerde...

Ancak biraz sitemkâr, biraz eleştirisel olarak kullanırız bu sözü genellikle... “her yeri güllük gülüstanlık mı sanıyorsun?” Yahut da “hayat onun için güllük gülistanlık” diye, hafif dokunarak göndeririz, bu Türkçemize iyice yerleşmiş olan sevimli deyimi, karşı tarafa...

Aslında dünyamızın ‘güllük gülistanlık’ olmaması için hiçbir neden yok... Dünyayı yaşanılır hale getiren de, yaşanmaz kılan da insan... Hayatı güzelleştiren de, çekilmez yapan da yine insan... Bizim için öngörülen süreyi mutlu geçirmek de, zehir etmek de sadece bizlerin elinde... Tanrı’nın ve Doğa’nın takdiri müstesna...

Herkes kendi işini yapsa; kendi ürettikleri ile yetinse; başkalarının rızkına göz koymasa; diğer tarafa götürebilecekmiş gibi açgözlülük yapmasa; kalp kırmasa; dürüstlükten ödün vermese... Ne güzel olurdu, nekadar yaşanılır olurdu dünyamız! Beyninizde bunu canlandırın bir anlığına dahi olsa... Düşlemek bile mutluluk veriyor insana...

Neden olmasın ama? Biz insanlar; ormanda tek dertleri karınlarını doyurmak olan, ayni türden hayvanların mutluluk içinde ve birarada yaşadıkları gibi niye yaşayamayalım ki? Niye başkasının elindeki ekmeğe göz dikelim? Niye bunun için onu öldürelim? Niye kendi beynimizi kullanmak yerine başkalarının sözleri ve tahriki ile sonradan üzüleceğimiz fiiliyatlarda bulunalım?

Geçtiğimiz gün basına düşen bir haberle umutlarım yeşerdi yeniden...

İsveç’te bir firmada taksicilik yaparak hayatını idame ettirmeye çalışan genç temiz bir İnsanoğlu Ömer Temel... Bir sabah erkenden bankacı bir müşterisini evinden alıp havaalanının yolunu tutar... Havaalanına az bir yol kala adam aniden panikler... “N’oldu” diye sorar Ömer... “Cüzdanımı evde unutmuşum, banka kartlarım da içinde...” “Sorun yok, taksi ücretini sonra alırız” diye yanıtlar Ömer... Cevap karşısında şaşırır İsveç’li müşteri... “İyi de cebimde hiç para yok, 2 günlüğüne iş icabı Fransa ve Almanya’ya gitmem gerekiyor, programım altüst oldu bu durumda...” Üzülme der Ömer ve çıkarıp kendi kredi kartını adama uzatır... “Al” der “işini yap, döndüğünde ödersin...” Şifresini de verir kredi kartının... İyice şaşırır adam, inanamaz duyduklarına... Çok sevinir ama...

2 gün sonra tekrar havaalanına gider Ömer, müşterisini karşılayıp evine götürmek için... Adam işlerini halledip mutlu olarak geri dönmüş ama hala şokta... Ömer’e kredi kartından harcadığı parayı iade ederek teşekkür için iyi bir miktar da para ödülü vermek ister ancak Ömer kabul etmez... Tekrar şoka girer adam... “Biz Türkiye’de hep böyle yardım severiz” der Ömer... “Ben, yapmam gerekeni yaptım sadece...”

Bir anda bütün İsveç’te ismi duyulur Ömer’in... Yaptığı takdir toplar, övgü dolu mesajlar yağar telefonuna... Çalıştığı firma da ödüllendirir Ömer’i...

Ömer’in bu hareketinin Türkiye’ye neler kazandırdığının farkında mısınız? Tatil planları yapan, kafasına kötü bir Türkiye imajı çizdirilmiş binlerce insan “hah işte, tatile gideceğim ülkeyi buldum” demez mi? Türkiye’den ithalat yapacak olanları olumlu etkilemez mi bu yardım severlik?

Bu dünyada Ömer gibilerin çoğunlukta olduğunu düşünün... Dünya ne güzel olur... Hayat ne yaşanılır olur... Değer mi bu kısacık hayatta birbirimizi üzmeye?

‘Güllük gülistanlık’ bir dünyada yaşamayı kim istemez ki?

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI