Gündemi Belirlemek... - ADEM AKÖL

20 Aralık 2019 Cuma 00:53

Bir medya organının başarısı, gündem yaratmaya dair yeteneği ile doğru orantılıdır... Sizlerin de dikkatini çekmiştir muhakkak; takip ettiğiniz yayın organları, verdikleri haberler bakımından çoğu zaman birbirlerinin kopyalarıdırlar sanki... Ama içlerinden birisi çıkar, diğerlerinin takip edemediği veya önemsemediği bir durumu manşetine taşıyarak günlerce gündem olmasını sağlar.

Medya organlarının asli görevi bu değil midir..? Kendi bölgesini çok iyi takip edip, ülkesinin çıkarları doğrultusunda fayda sağlayacağına inandığı oluşumları, faaliyetleri ve olayları irdeleyip ön plana çıkarması gerekmektedir... Özellikle yerel basının yapması gereken budur.

Aslında dünyada ulusal basın diye bir oluşum yoktur... Tüm dünyaya ses ve görüntü veren görsel yayınlar ile dünyanın birçok ülkesinin gazete standlarında bulabileceğiniz basılı yayınların bile çıkış noktaları, bölgesel olmasına rağmen; yaptıkları işin kalitesi ve finansal güçleri ile zaman içerisinde kendilerini dünyaya kabul ettirmişlerdir.

Demem odur ki; aslında yanlış bir isimlendirme ile ‘ulusal’ diye tanımladığımız yayın organları gerçek anlamda bölgeseldir... Yayınladıkları haberlere baktığımız zaman; Türkiye’de yaşayan insanların birçoğunu, pek de ilgilendirmeyen konuların işlendiğini görürüz... 81 milyon vatandaşın tümünü ilgilendiren, genellikle siyasi içerikli haberlerin dişında; kişinin kendi bölgesinde cereyan edenleri en doğru ve geniş olarak takip edebileceği yayın organı, bölgesel olanlardır.

Yerel medyanın önemini daha önce de çok yazdık, çok çizdik... Yerel yönetimlerin ve yerel dinamiklerin yegane sesi olmasının yanında; onların daha titiz çalışmalarını sağlayan, gözlerinden kaçan detayları onlara ulaştıran, vatandaşın düşünce ve görüşlerini onlara aktaran en etkili araç olduğunu hep söyledik.

Gazetemiz, kurulduğundan bu güne; hep bu düşünce ve ilkeler doğrultusunda yayın hayatını devam ettirdi... İsmini koyarken bile tek ‘t’ harfi kullanmak yerine iki ‘t’ kullanmanın bilinçli bir amacı vardı... O yüzdendir ki, İngilizcede ‘gündem belirleyici konular’ anlamındaki ‘trend topic’ ifadesinin ilk harfleri olan ‘tt’nin, gazetemizin ismi Gazette içinde yer almasını uygun gördük.

Geçtiğimiz 2 Ekim günü, ‘TEMSA’da Neler Oluyor’ başlıklı bir yazı kaleme almıştık... Türkiye otomotiv sektörüne öncülük yapan, Adana’nın ihracatının yüzde 12’sini tek başına gerçekleştiren, on binlerce insana iş ve aş sağlayan bu dev kuruluşun yabancı bir firmaya gizemli satışını eleştirmiştik yazımızda.

Aradan geçen iki aylık süreç içerisinde hiç kimsenin, konu ile ilgili kılını kıpırdatmaması üzerine; geçtiğimiz 10 Aralık’ta ayni konuyu yeniden, bu safer son gelişmeler işığında, başka bir boyutu ile irdelemenin gerekliliğine inanarak, olaya hem köşe yazımızda, hem Gazette’nin manşetinde, hem de Metro Türk’ün ekranında yer verdik... Bunun üzerine, TEMSA’daki 1300 çalışanın kayıtlı olduğu Özçelik-İş Sendikası Genel Başkanı ve Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı, gazetemizi arayarak konuya gösterdiğimiz hassasiyetten dolayı bizleri tebrik etti.

Ardından ‘ulusal basın’ ve Adana’nın diğer gazeteleri, konuyu haberleştirdiler... Adana milletvekillerimiz, TBMM’den konunun araştırılmasını talep ettiler; Büyükşehir Belediye Başkanı TEMSA’yı ziyaret etti; ardından bazı parti başkanları demeçler vererek konunun dışında olmadıklarını gösterdi.

Aslında bu gelişmeler sevindirici boyuttadır... Gazetemizin iki-buçuk ay önce TEMSA’daki durumu kamu oyunun dikkatine getirip, bugün herkesin üzerinde hassasiyetle durduğu boyutta farkındalık yaratması, ‘gündemi belirlemek’teki kaabiliyetimizin sadece bir örneğidir.

Ondan daha sevindirici olan ise; Adana’nın göz bebeği TEMSA’nın, kurda-kuşa yem olmasına hiç kimsenin göz yummayacağının gösterilmiş olmasıdır.

Öte yandan, TEMSA yönetiminin konuyla ilgili olarak basına aktardığı izahı yeterli bulmadığımızı belirterek; 10 Aralık’taki yazımızda dile getirdiğimiz “Türkiye kamuoyu Sabancı ailesinden bir açıklama bekliyor” şeklindeki talebimizi bir kez daha yineliyoruz.

Günün Sözü

Neye inandığımız veya ne düşündüğümüzle sonuca varmak çok zayıf bir ihtimaldir. Sonuca ulaşabilmenin tek yolu sadece ne yaptığımızla mümkün olur.

Kraliçe Victoria döneminin ünlü İngiliz sanat eleştirmeni, yazar, teknik ressam, suluboya ressamı ve zamanının önde gelen hayırseveri John Ruskin; ismimizi bu dünyaya kazımak istersek bu düşünce ile değil, ancak kalıcı birşeyler yapmakla mümkün olabilir diyor.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI