Gürültü Kirliliği ve Cafe Frame... - ADEM AKÖL

1 Ekim 2019 Salı 09:50

Aniden ortaya çıkan, yüksek frekansta olan, rahatsızlık yaratabilen ve sıklığı değişebilen, melodisi olmadığı için hoş duygular uyandırmayan seslere gürültü denir... Gürültü; su, hava, toprak kirliliği gibi önrmli bir çevre sorunudur... Diğer kirlilik türlerine göre; en yaygın, insanları en çok etkileyen ve çözümü en zor olan kirlilik, gürültü kirliliğidir...

Türkiye’de gürültü konusunda hukuki ve teknik düzenlemeler 1983 tarihli 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 14. maddesinde belirtilmiştir... Buna göre “kişilerin huzur ve sükununu, beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde; yönetmelikte belirlenen standartlar üzerinde gürültü çıkarılması yasaktır. Fabrika, atölye, işyeri, eğlence yeri, hizmet binaları, konutlar ve ulaşım araçlarında gürültünün asgariye indirilmesi için gerekli önlemler alınır” ifadelerine yer verilmiş Çevre Kanunu’nda...

Sesin iki temel belirleyicisi ‘şiddet’ ve ‘frekanstır’... ‘Şiddet’, sesin doğrudan kulak zarına yaptığı mekanik basıncın ifadesidir ve Desibel (dB) olarak ölçülür... Kulağımız 0 ile 140 Desibel arası sesleri algılar. ‘Frekans’ ise, sesin 1 saniyede yarattığı titreşim sayısıdır ve birimi Hertz’dir (Hz). İnsan kulağı 20 ile 20 bin Hertz arasındaki sesleri duyabilir... Bu aralık dışındaki seslerin insan kulağı tarafından işitilmemesine rağmen kişide, baş ağrısı ve bulantı yapar...

Normalde çevremizde işittiğimiz sesin 60 Desibel’den fazla olmaması gerekmektedir... Şiddeti yüksek olan sesler, insan sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlar doğurur... İşitme kayıplarının yanısıra; yüksek tansiyon, kalp sorunları, metabolizma ve solunum sistemi bozuklukları, prematüre doğumlar ve bebek ölümleri, uyku bozukluğu ve stres gibi çok sayıda sağlık sorunları ile karşı karşıya kalınabilir... Gürültü, insanı psikolojik olarak da etkiler... Davranış bozuklukları, agresif davranışlar, genel hoşnutsuzluk, sıkıntı duygusu, ani öfkelenme başlıca belirtileridir...

Adana’da özellikle trafiğin yoğun olduğu ana caddelerdeki gürültünün boyutu herkes tarafından malumdur... Ana caddeler üzerindeki apartmanlarda yaşayan vatandaşın dışarıdan gelebilecek hafif esintiden faydalanabilmek için pencere açarak gece geçirmesi pek kolay olmuyor, mevsim dönüşlerinde... Yerli yersiz basılan korna sesleri; arabasının lastiklerini cayırdatarak hava atmaya çalışan yeni yetmeler; yahut da nuh nebiden kalma arabasına taktırdığı yeni teknoloji müzik-çaların volümünü test eden sarhoşlar; gecenin bir yarısında insanı uykusundan uyandırabiliyor...

Peki, yerleşim bölgelerine yayılmış kafelere ne demeli..? Avrupa Birliği normlarına göre bu gibi mekanların yerleşim bölgelerinde açılmasına izin verilmiyor... Gece 11’den sonra ise faaliyetleri kısıtlama altına alınıyor... Bizdeki Çevre Kanunu da bu çerçevede hazırlanmış olmasına rağmen, kuralları ne uygulayan var, ne de takip edip gerekli uyarı ve cezayı veren var...

Adana’nın en popüler caddelerinden birisi olan Gazipaşa Bulvarı’nın batıya düşen tarafın hemen arkasında, Vali Yolu caddesine birleşen bir sokak var... 62030 numaralı sokak... Bu sokak üzerinde yeni inşa edilen binaların zemin katlarında 3 tane kafe faaliyet göstermeye başladı bir yılı aşkın bir süredir...

Özellikle dip dibe olan Cafe Frame ve Cafe Atelier’e gençler doluşuyor geç vakitten sonra... O kadar ki; oturacak yer bulamayan müşteriler, ayakta içkilerini yudumluyorlar... Gençlere afiyet olsun, Allah herkese de bol kazanç nasib etsin...

Bizim sözümüz; müşterinin bolluğuna, içilen içkiye, yapılan muhabbete değil... Bizim sözümüz; eğlenirken başkalarını rahatsız ediyorsan eğer, orada başlar... Bir gün, iki gün değil ki bu; yıl 365 gün... Bir saat, iki saat değil ki bu; sabah saat 03’lere kadar...

Kafe içinde ayakta dahi yer bulamayanlar, yollara taşıyor, ellerinde bardaklarla... İki kafeden gelen farklı müziklerin karışımından ortaya çıkan anlaşılmaz tınılar eşliğinde, üstelik onca insanın ayni anda yüksek volümde muhabbet ederken çıkardığı ‘vır vır’ sesler de birleşince, dayanılmaz oluyor geceler...

Çevre sakinlerinin ihbarları da işe yaramamış bugüne kadar... Bu kafelerin dokunulmazlıkları mı var acaba..? İşletmecilerinin bir yerlerle ilişkileri mi kuvvetli yoksa..?

Günün Sözü

Eğitimin maliyeti yüksektir... Ama cahilliğin de...

İngiliz istatistikçi Sir Claus Moser’in eğitime verilmesi gereken önem üzerine söylediği bir söz... Birçoğumuz eğitime para harcamaktan çekinmeyiz büyük ihtimalle; ancak yapacağımız  işle ilgili gerekli eğitimi almazsak, oluşacak maliyeti hiç hesaba katmayız.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI