Güzellik... - ADEM AKÖL

4 Mart 2019 Pazartesi 11:57

Yüksek estetik değerin ifadesidir güzellik... Basit bir anlatım ile hayranlık uyandıran, beğenilen niteliktir...

Güzellik sadece kadınlara yönelik bir kavram olarak algılanır ve kadının fiziksel yapısı ile değerlendirilir yüzyıllardır: Zayıf ve uzun bir boy, düzgün bir vücut, dolgun saçlar, kusursuz pürüzsüz beyaz bir ten, iri gözler, düzgün burun, orantılı bir yüz, güzelliğin başlıca nitelikleridir günümüzde...

Toplumdan topluma, yöreden yöreye, kültürden kültüre farklılaşır güzellik algısı...

Güzel bir kadının, küçük ayaklara sahip olması gerekliliğine inanan Çinliler; şekil verebilmek ve büyümesini önlemek için sıkı sıkı bez sardılar ayaklara yıllarca...

Rönesans dönemi kadınları beyaz bir tene sahip olabilmek için beyazlatıcı kimyasallar içiyordu... Venedikliler, kurşundan yapılan bir kimyasalı derilerine sürüyordu...

Afrika’nın batısında bulunan Moritanya’da kadınlar; şişmanlayabilmek için zorla yemek yiyorlardı yakın bir tarihe kadar...

Tayland’taki kadınların halka kullanarak boyun uzatmaları;  Afrikadaki bazı kabilelerin alt dudaklarını büyütmek için metal disk yerleştirmeleri; ikiye ayırmak için, dilin pensle sıkıştırılması; vücuda şekilli yaralar açarak kabartma bir görüntü elde edilmesi; deri altına şekilli metal objeler yerleştirilmesi; gibi uygulamalar hep o kültürlerin güzellik tanımı çerçevesinde yapıldı...

Güzellik kavramı kadınlarla okadar özdeşleşmiş ki, günümüzden 2500 yıl öncesinde bile onu simgeleyen bir Tanrıça yaratılmış... Yunan mitelojisine göre Kıbrıs’ın güney sahillerindeki deniz köpüğünden Güzellik ve Aşk Tanrıçası, Afrodit doğmuş... Tarihteki ilk güzellik kraliçesi idi Afrodit belki de...

Günümüzde kadınlar, son zamanlarda ise erkekler bile teknolojik imkanları da kullanarak  güzelleşebilmek için  çeşitli yöntemler deniyorlar...

Kulaklardaki, boyundaki, bileklerdeki, parmaklardaki takılar... Hızmalar, piercingler, halhallar...

Rujlar, allıklar, rastıklar, farlar, maskaralar, bindiler...

Vücudun çeşitli yerlerine yapılan rengarenk dövmeler...

Burun, dudak, göz, şakak, gıdı, kaş, yanak gibi yüzdeki bölgelere yapılan estetik müdahaleler; yüz cildini germe, saç ekme, meme küçültme veya büyütme, kalçaya şekil verme, fazla yağların alınması; gibi estetik operasyonlarla vücudumuzun beğenmediğimiz herhengi bir yerinde değişiklik yapma şansına sahibiz bugün...

Ancak vücudumuzun dış örtüsüne yani cilde yapılan iyileştirici işlemler, güzellik anlamında en etkili, en kolay ve en masumane müdahalelerdir belki de...

Adana’da kendi kliniğinde, cilde yönelik başarılı estetik müdahalelere imza atan Hacettepe çıkışlı genç bir bayan tıp doktoru; hem kadınlarımızı, hem de erkeklerimizi güzelleştirmeye çalışmaktadır bir yılı aşkın bir süredir... Dermatolog Dr. Pınar İnandıoğlu Kurtuluş...

Özellikle kozmetik ve estetik dermatoloji alanında aldığı eğitimlerle; botoks, dolgu, ameliyatsız cilt gençleştirme gibi işlemlerde oldukça başarılı olan Dr. Pınar Kurtuluş; ‘mezoterapi’ yöntemi ile cildin altına enjekte ettiği ürünler yardımı ile ciltteki iyileşmeyi hemen görmek mümkün...

PRP yöntemi ile saç dökülmelerine müdahale, vücuttaki tüylenmelerin engellenmesi, tırnak batması ve mantar gibi sorunlara çözümler sağlamak da Dr. Pınar’ın uzmanlık alanı kapsamında...

Ergenlik döneminde, yüzdeki sivilcelerin oluşturduğu 3 milimetre derinliğindeki çukurların bile altın iğneli radyo frekans yöntemi ile kısa sürede tedavi edilebilmesi ise sadece görüntüyü değil, kişinin psikolojisini de güzelleştiriyor...

Bölgemizdeki güneşin çok etkin oluşundan kaynaklanan ciltteki lekeleri de çeşitli yöntemlerle rahatlıkla tedavi edebiliyor Dr. Pınar Kurtuluş...

Herşey insan için... Tüm güzellikler, bütün insanlar için... Bu kısacık hayatta; bizi rahatsız eden problemleri, yaşamımızdan temizleyebildiğimiz ölçüde mutlu oluruz...

Ne diyorsunuz?.. Şu ‘kaz ayaklarından’ kurtulmak için ben de mi Pınar Hoca’ya gitsem?..

Günün Sözü

Problemleri, onları yarattığımız düşünce ile çözemeyiz.

Modern fiziğin iki bacağından birisi sayılan “izafiyet” teorisinin yaratıcısı ünlü bilim adamı Albert Einstein’ın sadece yukarıdaki sözü bile, onun zekasının gücünü göstermeye yeterlidir sanırım...

Bir problemin oluşabilmesi yanlış bilgi, düşünce ve uygulamalar ile mümkün olabilmektedir. Ayni düşünceyi devam ettirmek, ayni yanlışı doğurur... Düşünceyi değiştirmek, problemin çözümünü kolaylaştırır.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI