Hatay ve İdlib - ADEM AKÖL

9 Mart 2020 Pazartesi 00:33

Oğuz Han’dan bu yana 4 bin yıldır Türk toprağı olan Hatay’ın önemi Mustafa Kemal için çok büyüktür... 170 yıl Haçlılar tarafından yönetilmiş olmasına rağmen, 1268 yılında Memlüklüler tarafından geri alınır... 1517’de ise Yavuz Sultan Selim, Osmanlı topraklarına dahil eder Hatay’ı.

1.Dünya savaşı sonrası, gizli olarak imzalanan Sykes-Picot anlaşması çerçevesinde, önce İngiliz’lerin, sonra da Fransız’ların işgaline uğrar... Hatay’ın, o yılların milli menfaatler açısından; Misak-ı Milli sınırları dışında kalması, orada yaşayan Türkler arasında büyük hayal kırıklığı yaşatır... Ancak Mustafa Kemal Paşa, Hatay Türk direnişinin lideri Tayfur Sökmen’e “inşallah ileride sizleri de muhakkak kurtaracağız” diye söz verir... Söz tutulur ve 5 Temmuz 1938’de Türk orduları Hatay’a girer... 23 Haziran 1939’da, Hatay Meclisi oy birliği ile Türkiye’ye katılma kararı alır... Atatürk’ün ölümünden 8 ay sonra, 7 Temmuz 1939’da ise son Fransız askeri Hatay topraklarını terk eder.

Esed rejimi, kullandığı askeri haritalarda Hatay’ı da kendi sınırları içerisinde gösteriyor... Hala 1939 yılında Hatay’ın Türkiye topraklarına dahil edilmesini hazmedemiyorlar... Hala 1939 anlaşmasının sadece 100 yıl geçerli olduğunu kabul ediyorlar ve 2039’da yeniden referandum yapılarak, Hatay’ın Suriye’ye bağlanacağının hayalini kuruyorlar.

Hatay’ın güney doğusunda yer alan İdlib eyaleti, Suriye hükümetine karşı mücadele yürüten silahlı grupların elinde kalan son büyük yer... Bu nedenle İdlib, hem Türkiye için; hem de Rusya ve İran’ın desteklediği Suriye rejimi için büyük önem taşıyor.

Birleşmiş Milletler’in 52. Maddesi ve 20 Ekim 1998’de Suriye ile imzalanan Adana Mutabakatı çerçevesinde, Türk askeri meşru müdafaa yapmak zorunda kalır, Suriye topraklarında... Halbuki Adana Mutabakatı, Suriye yönetiminin; PKK ve uzantılarının kendi topraklarını kullanarak Türkiye’ye tehdit oluşturmasını önlemesini öngörüyordu... Ancak 2011 yılında ülkede başlayan iç savaş sonrası gelişen durum, bunun uygulanmasını engeller.

Türkiye, terörist grupların; Suriye topraklarını kullanarak ülkemize tehdit oluşturmalarını önlemek amacıyla silahsızlaştırma bölgeleri tesis etmek için uğraş verir... İdlib, bu bölgelerden biridir... Bu amaçla 17 Eylül 2018 tarihinde bir mutabakat yapılır... Ardından 22 Ekim 2019 tarihinde Rusya’nın Soçi kentinde yeni bir mutabakat daha imzalanır.

Buna göre terör unsurları İdlib’ten çıkarılarak, bölge tamamen silahlardan arındırılacak ve Rusya ile Türkiye’nin kuracağı gözetleme kuleleri ile bölgedeki asayiş, kontrol altında tutulacaktır... Silahların susmasının hemen ardından, güvenli olmayan iç bölgelerden kaçan Suriye halkı; koruma altına alınmış İdlib’e  yerleşir... Bölgenin nüfusu 3 katına çıkar.

Ancak Suriye hükümeti, Rusyanın da desteği ile 2019’un son aylarından başlayarak, Soçi Mutabakatı’nı hiçe sayarak, İdlib’teki operasyonlarını yoğunlaştırır... Suriye güçleri, muhaliflerin kontrolü altındaki toprakları teker teker ele geçirmeye başlar.

İdlib’e yerleşmiş olan halk, bu kez daha güvenli yerlere; Türkiye sınırına akın etmek zorunda kalır... Bir buçuk milyona yakın mülteci birikir Hatay-İdlib sınırında... Öte yandan, özellikle Avrupa ülkelerinin umursamazlığı karşısında; ülkemize sığınıp da Avrupa ülkelerine gitmek isteyen mültecilerin; Türkiye sınır kapılarından geçişlerine izin verilir... Yunan polisinin tüm engellemelerine rağmen, Yunanistan sınırlarından yüzbinlerce mülteci geçmeyi başarır Avrupa topraklarına.

Şubat sonunda 34 askerimizin şehit edilmesi ile kapsamlı bir askeri operasyon başlatılır İdlib’te... Bahar Kalkanı olarak isimlendirilen bu harekatla, muhaliflerin elinden çıkan yerler tekrar geri alınır... 3000’e yakın rejim askeri öldürülür... Ayni zamanda ateşkes sağlamak için, ilgili ülkelerle mekik diplomasisi de başlatır Türkiye.

Erdoğan ve Putin liderliklerinde Türk ve Rus heyetleri müzakereye oturur Moskova’da 5 Mart günü... Çetin geçen bir süreç sonucunda ateşkes ilan edilir... Varılan mutabakat sayesinde, Suriye’den gelecek yeni bir göç dalgası engellenmiş olur... Üstelik, Türkiye’nin kararlı tutumu karşısında ABD ve batılı ülkelerin desteği sağlanır.

Bahar Kalkanı Harekatı ile Esed rejimine ağır bir bedel ödetilerek, Türk askerine yönelik saldırılara misliyle karşılık verileceği tüm dünyaya gösterilir...

Esed rejimi artık, haritalarda; Hatay’ı Suriye toprağı olarak göstermenin bile bedelinin ne kadar ağır olduğunu çok iyi anlamıştır.

Günün Sözü

40 asırlık Türk yurdu düşman elinde esir bırakılamaz... Hatay benim namusumdur, Hatay’ı mutlaka alacağım.

Mustafa Kemal Atatürk

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI