Henüz Hiçbir Şey Bitmiş Değildir - ADEM AKÖL

28 Mayıs 2020 Perşembe 00:28

Tarihinde ilk kez, bir bayramı evinde kapalı geçirdi tüm Türkiye... Deyim yerindeyse kapıdan dışarı adım atmadı 4 gün boyunca... Normallerin dışında seyreden serin havanın da etkisiyle; belki de en huzurlu, en ekonomik ve de en kansız bayramı yaşamış oldu.

Boş yere söylenmemiş “hayat eve sığar” sözü... Belirli bir süreliğine, hakikaten hayat eve sığıyormuş... Çok da iyi oluyor... Aile fertleri arası ilişkiler gelişiyor, ertelenmiş işler tamamlanıyor, vücutları dinlendirme fırsatı yakalanmış oluyor... Ama en önemlisi; boş boş oturmanın sıkıcılığı keşfedilerek, üretken olmanın güzellikleri daha iyi anlaşılıyor.

Sağlık Bakanlığı’nın verilerine ve Bilim Kurulu’nun değerlendirmelerine bakarak; önümüzdeki yeni hafta ve yeni aydan başlayarak, kademeli olarak yeni normalleşme sürecine girmiş olacağız... Geçtiğimiz günlerde start alan bazı işletmelerin yanına yenileri eklenecek.

Normalleşmenin can damarı olan uçak, tren, vapur gibi yoğunluğun yüksek olduğu ulaşım araçları ile otel ve tatil beldelerinin açılacak olması; beraberinde birtakım risk faktörleri de getirecektir... Her ne kadar, günlerdir işletmeler olağanüstü tedbirler almaya çalışsalar da; bu işin en önemli unsuru, kişinin kendi tedbirini bilinçli olarak kendisinin almış olmasıdır.

İstenildiği kadar trenlerde yolcular arası mesafe 2 metre olarak ayarlansın; istenildiği kadar uçaklarda birer koltuk boş brakılsın; istenildiği kadar restoranlarda 2 metre çaplı daireler çizilerek sosyal mesafe korunmaya çalışılsın; kişinin kafasında Covid-19’un nasıl yayılabileceğine dair yeterli bilinç yoksa, bir anda bütün çabalar boşa gider.

Geçtiğimiz gün Soçi’den havalanan bir Rus uçağı Moskova’ya iniş yapar... Koronavirüs’ü unutmuşa benzeyen bir yolcu, acele ile diğer yolcuları çiğnermişçesine uçaktan inmeye çalışırken bir diğerinin müdahalesi ile yumruklar konuşmaya başlar... Bu durumda havayolu şirketinin aldığı önlemlerin hiçbir anlamı kalmıyor tabii ki..!

Bizim de millet olarak, bir an önce kendimizi uçaktan dışarıya atma gibi bir dürtümüz var... Uçağın tekerleri piste temas ederken çıkan ‘zıııırt’ sesini duyar duymaz; kemerler çözülür, ayağa kalkılır, başüstü dolaplarından gülle kadar ağır çantalar çıkarılmaya çalışılır...

İyi ki; havayolu şirketleri uçaklarda el bagajı yasağı getiriyormuş... İyi ki; biz Türkler, birçok ülke insanına göre, konulan kurallara daha çok uyum gösteren bir milletiz.

Tek sorunumuz; iyi gidişata bakarak, Covid-19 tehlikesinin tamamen geçtiğini zannedecek kadar saf olmamızdır... Tek sorunumuz; Covid-19, bize veya bir yakınımıza zarar vermemişse onun varlığını pek de kafaya takar olmamamızdır.

Dünyada Koronavirüs’ün ilk görüldüğü yer olan Wuhan kentindeki bir enstitüde ‘Yarasa Kadın’ olarak ünlenmiş bir bilim insanının söyledikleri çok korkutucudur halbuki... ‘Yarasa Kadın’ lakaplı bu uzman virolog (virüs uzmanı); vahşi hayvanlar, özellikle de yarasalar üzerinde taşınan virüslerle ilgili çalışmalar yapıyor yıllardır.

Wuhan’lı bilim insanı; “vahşi hayvanların taşıdığı, insana geçebilecek o kadar çok ve tehlikeli virüs var ki Covid-19, onların yanında zararsız sayılır” diyor ve gelişmiş ülkelerin acilen, bu virüsleri araştırmak için bütçe ayırmaları gerektiğine işaret ediyor.

Ünlü virolog ‘Yarasa Kadın’ın, ne kadar haklı olduğunu bugün bilemeyiz; ancak vahşi doğadaki zararlı virüslerin insana bulaşma yollarını ve onlardan korunma yöntemlerini, onları bilimsel olarak incelemeden tesbit etmenin imkanı yok.

Bilim insanları bu konuda çalışadursunlar, öte yandan kendimizi korumak için almamız gereken önlemler çok basit; temastan kesinlikle kaçınma, sosyal mesafeyi koruma ve maske takma.

Günün Sözü

Dünya’nın sana bir hayat borçlu olduğunu söyliyemezsin. Dünya sana hiçbirşey borçlu değildir... O senden çok önce buradaydı.

Ünlü yazar Mark Twain’in zekice dile getirdiği bu söz çok anlamlı değilmi..? Birçoğumuz tembellikle şekerleme yaparken dünyanın bize bir fırsat vermesini bekliyoruz. Maalesef gerçekler böyle değildir... İstediğimiz hayatı oluşturabilmenin ham maddesi bizdedir... Kaynaklarımızı üretime dönüştürüp dönüştürmemek kendi ellerimizdedir.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI