İdlib; Suriye Düğümünün Çözüm Noktası - ADEM AKÖL

3 Temmuz 2020 Cuma 00:08

Birleşmiş Milletler’in (BM) “meşru müdafaa hakkı” olarak adlandırılan 51. maddesi şöyle diyor: Üye devletlerden herhangi birine silahlı saldırı olması durumunda, o ülkenin kendini savunması için gerekli yollara başvurması meşru bir haktır... Bu madde uyarınca saldırıya uğrayan ülkenin, barış ve güven ortamını tesis edene kadar bu hakkını kullanmasında uluslararası hukuk açısından herhangi bir engel bulunmuyor... Ancak ülkeler, bu amaçla aldıkları önlemleri Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) bildirmek zorundadırlar.

BMGK’nin 2001 yılındaki 11 Eylül saldırılarının hemen sonrasında ve ardından da çeşitli tarihlerde ve en son da 2014’te, terörle mücadele bağlamında aldığı bir dizi karar mevcuttur... Bu kararlarda; terör eylemlerinin engellenmesi, zayıflatılması ve güçsüz duruma getirilmesi için devletler arası iş birliğine vurgu yapılmıştır... Bununla beraber uluslararası destek beklenmeden o ülkeye müdahale imkanı sağlanıyor ve böyle bir durumda üye devletlerin yardımını da öngörüyor.

BM’in 51. maddesine dayanarak 20 Ekim1998 yılında Türkiye ile Suriye arasında imzalanmış olan bir de Adana Mutabakatı mevcuttur... Buna göre; Suriye yönetiminin PKK ve uzantılarının kendi topraklarını kullanarak Türkiye’ye tehdit oluşturmalarını önlemek hedeflenmiştir... Ancak 2011 yılından bu yana, Suriye’deki iç savaş yüzünden, bu mutabakat fiilen uygulanamıyor.

Türkiye, çeşitli terör unsurlarına karşı güney sınırlarımız dışında yürüttüğü operasyonlar öncesinde BMGK’ne yazılı bildirim yapmıştır her defasında... Operasyonların amacı; topraklarımız dahilinde yapılanmanın zorluğunu yaşayan terör unsurlarının, güney sınırlarımızın birkaç kilometre dışında yuvalanarak fırsat buldukça içimize sızmasını önlemek olmuştur.

Bu anlamda çeşitli tarihlerde başlatılan operasyonların tek bir amacı vardır... O da; gerek Suriye’nin, gerekse Irak’ın kuzeyinde olsun; güney sınırlarımız boyunca 30 kilometre genişliğinde, teröristlerden temizlenmiş bir güvenlik şeriti tesis etmektir.

Hatay’ın hemen güney doğusunda yer alan İdlib eyaleti, Suriye hükümetine karşı mücadele yürüten silahlı grupların elinde kalan son büyük yerdir... Bu nedenle İdlib, hem Türkiye için; hem de Rusya ve İran’ın desteklediği Suriye rejimi için büyük önem taşımaktadır.

İdlib’i silahsızlandırıp çatışmasız bir bölge haline getirebilmek için, Türkiye ve Rusya arasında 17 Eylül 2018 yılında imzalanan mutabakat pek işe yaramayınca, 22 Ekim 2019 yılında Rusya’nın Soçi kentinde bir mutabakat daha imzalanır... Buna göre terör unsurları İdlib’ten çıkarılarak, bölge tamamen silahlardan arındırılacak ve Rusya ile Türkiye’nin kuracağı gözetleme kuleleri ile bölgedeki asayiş, kontrol altında tutulacaktır... Silahların susmasının hemen ardından, güvenli olmayan iç bölgelerden kaçan Suriye halkı; koruma altına alınmış olan İdlib’e  yerleşir... Bölgenin nüfusu 3 katına çıkar.

Ancak Suriye hükümeti, Rusyanın da desteği ile 2019’un son aylarından başlayarak, Soçi Mutabakatı’nı hiçe sayarak, İdlib’teki operasyonlarını yoğunlaştırır... Suriye güçleri, muhaliflerin kontrolü altındaki toprakları teker teker ele geçirmeye başlar.

İdlib’e yerleşmiş olan halk, bu kez daha güvenli yerlere; Türkiye sınırına akın etmek zorunda kalır... Bir buçuk milyona yakın mülteci birikir Hatay-İdlib sınırında... Bunun üzerine, özellikle Avrupa ülkelerinin umursamazlığı karşısında, ülkemize sığınıp da Avrupa’ya gitmek isteyen mültecilerin; sınır kapılarından geçmelerine izin verir Türkiye... Yunan polisinin tüm engellemelerine rağmen, batı sınırlarından yüzbinlerce mülteci geçmeyi başarır Avrupa topraklarına.

Şubat sonunda 34 askerimizin şehit edilmesi ile kapsamlı bir askeri operasyon başlatılır İdlib’te... Bahar Kalkanı olarak isimlendirilen bu harekatla, muhaliflerin elinden çıkan yerler tekrar geri alınır... 3000’e yakın rejim askeri öldürülür... Ayni zamanda ateşkes sağlamak için, ilgili ülkelerle mekik diplomasisi de başlatır Türkiye.

Erdoğan ve Putin liderliklerinde Türk ve Rus heyetleri müzakereye oturur Moskova’da 5 Mart günü... Çetin geçen bir süreç sonucunda ateşkes ilan edilir... Varılan mutabakat sayesinde, Suriye’den gelecek yeni bir göç dalgası engellenmiş olur... Üstelik, Türkiye’nin kararlı tutumu karşısında ABD ve batılı ülkelerin desteği sağlanır.

Türkiye ve Rusya arasında 5 Mart’ta yapılan anlaşmanın ana maddesi; Halep’i Şam’a ve Lazikiye’ye bağlayan M4 karayolunun güvenliğinin sağlanması idi... 5 Mart Moskova mutabakatı Türkiye ve Rusya’nın bir savaşa girmelerini son anda önlemiş olur... Ancak BAE’nin mutabakatı sabote etmesi için Esed rejimine 3 milyar dolarlık rüşvet teklif etmesi, İdlib’teki suyun yeniden ısınmasına neden olur.

Esed’in bu parayı alıp almadığını bilemiyoruz, ancak şurası bir gerçek ki 9 yıldır süregelen iç savaş ve onarıma finans bulamadığı için, Esed’in iktidarı brakıp bir Orta Doğu ülkesine yerleşeceği söyleniyor... 2 gün önce Erdoğan, Putin ve Ruhani liderliklerinde başlayan İdlib zirvesinde düğüm çözülebilirse Suriye halkı ve dolayısı ile Türkiye, derin bir ‘oh’ çekecek.

Günün Sözü

İnançlarınız düşünceniz, düşünceniz sözünüz, sözünüz hareketleriniz, hareketleriniz alışkanlıklarınız, alışkanlıklarınız değerleriniz, değerleriniz kaderiniz olur.

Hindistan’ın ünlü bağımsızlık lideri Mahatma Gandi, zeka ve cesareti ile milyonlarca insanın hayatını etkilemiştir... İster rasyonel ister irrasyonel olsun, her şey inançla başlar diyor Gandi... İnançlarımızı güçlendirip, gerçekten yaşamak istediğimiz hayatı oluşturabilecek düşüncelere sevk olalım...

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI