Irak Seçimleri - ADEM AKÖL

18 Ekim 2021 Pazartesi 00:58

Irak’ın 2003 yılında ABD tarafından işgal edilmesi ve Saddam Hüseyin yönetiminin devrilmesi ile başlayan kanlı süreç, 2011 yılında Amerikan askerlerinin ülkeden çekilme kararının alınması sonrasında da durulmaz… Bu sefer etnik gruplar arasında başlayan çatışmalar yüzünden kan dökülmeye devam eder.

ABD’nin ülke yönetiminden el çekmesi sonrasında oluşturulan hükümetler, dini ve siyasi gruplar arasında kota sistemine göre kurulur… Dünyanın 5. Büyük rezervine sahip Irak’taki bu süreçte üretilen petrol da ayni mantıkla paylaşılmaya çalışılırken, oluşan yolsuzluklar yüzünden eriyip gider… Petrol gelirinden pay alamayan halk ise, fakirleştikçe fakirleşir.

Şii nüfusun üstünlüğü sayesinde kurulan Şii ağırlıklı hükümetler, İran ve ABD’nin müdahaleleri yüzünden vaat ettikleri hiçbir şeyi halka ulaştıramazlar… Bir taraftan ekonomik perişanlık yaşayan halk, diğer taraftan da etnik gruplar arasındaki kavgaların kurbanı olur.

2019 yılı sonlarında Irak’taki tüm siyasi sistemin değiştirilmesi talebi ile başlayan işsizlik ve yolsuzluk karşıtı protestolar sırasında, İran’ın finanse edip örgütlediği Haşdi Şabi terör örgütünün silahlı müdahalesi sonucunda 600 protestocu öldürülür.

Bu olay, hükümeti zor duruma sokup erken seçim kararı alınmasına neden olur… Ancak hemen arkasından dünyayı saran Covid-19, Irak’ı da etkileyince seçimler ertelenir…

40 milyon insanın yaşadığı Irak’taki 25 milyon seçmenin sadece 10 milyonu gider sandığa, 10 Ekim’de… Özellikle gençler ve orta sınıfın protesto ettiği seçimlerde, hiçbir partinin veya oluşumun ülkeye istikrar ve refah getirebileceğine dair inanç kalmamıştır çünkü.

Ancak parlamentodaki sandalye dağılımının kesinleşmemesine rağmen, elde edilen sonuçlara bakıldığında Irak’ta bir takım şeylerin değişmekte olduğunun işareti gelmektedir.

Seçimlerden güçlenerek çıkan partilerin yapısını ve politikasını yansıtan söylemlere bakıldığında, bundan böyle Irak’taki İran ve ABD etkisinin süratle azalacağını göstermektedir.

Irak erken genel seçimlerinden 329 sandalyenin 73 sandalyesini alarak birinci parti olarak çıkan Mukteda Sadr liderliğindeki Sadr grubu, Şii toplumun bir partisi olmasına rağmen, seçim öncesi ve sonrasında verilen demeçler çok açıktır.

Sadır, diğer Şii liderlerden farklı olarak ülkedeki İran etkisine karşı çıkarak milliyetçi bir politika izleyeceğini savunuyor… Üstelik sık sık ABD askerlerinin ülkeden çekilmesi için çağrı yapıyor… ABD askerlerinin işgalci olarak bulunduğu Irak topraklarından çekip gitmesini, İran’ın da Bağdat’ı Tahran gibi kullanmasından vazgeçmesi gerektiğini söylüyor… ABD ve İran’a seslenen Sadr, “eğer aranızda bir probleminiz varsa, başka yerde halledin, benim topraklarımı kullanmayın” diyor.

Sandıktan ikinci parti olarak çıkan Sünni Takaddüm Partisi ise laik ve çağdaş bir Irak hedefliyor… Öte yandan İran’ın beslediği Haşdi Şabi terör örgütü komutanları tarafından yönetilen eski Başbakan Nuri El Maliki’nin Şii partisi ise üçüncü sırada yer almış durumdadır.

Seçim sonuçlarının gelmeye başlaması ile büyük bir yenilgiye uğradıklarını gören İran yanlısı parti liderleri; Haşdi Şabi komutanlarının çağrısı ile Maliki’nin evinde bir araya gelmelerinin ardından, seçime hile karıştığını iddia ederek halkı buna karşı direnmeye çağırırlar… Halbuki seçimleri izleyen bine yakın yabancı gözlemci, Irak’taki seçim sürecinin teknik olarak olumlu geçtiğini söylüyor.

Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesel Yönetiminde iktidarda olan Barzani aşiretinin Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), oy oranını artırarak çıkar seçimden… Süleymaniye bölgesine hakim olan Talabani aşiretinin yönetimindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ise, pek çok seçim bölgesinde sandalye kaybeder.

Öte yandan Kerkük’teki Türkmen cephesi büyük oranda kan kaybederken, PKK’nın kurduğu siyasi hareket ise seçimlerden hezimetle çıkar… Halbuki PKK, bunu önleyebilmek için seçim propagandaları sırasında KDP adaylarının Sincar’a girişini engelleme yöntemine baş vurmaktan bile çekinmemişti.

Birçok Arap ülkesinde olduğu gibi Irak’ta da gelişen Türkiye ile İran aleyhtarı Arap milliyetçiliğine rağmen, Irak’ta seçim sonrasında oluşan tablonun Türkiye lehine geliştiğini söyleyebiliriz… Seçimlerden birinci parti olarak çıkan Sadr Grubu ve Barzani’nin KDP’si ile Türkiye arasındaki ilişkiler iyi seyretmektedir çünkü… Hatta Barzani’ye bağlı Peşmergeler zaman zaman PKK ile sıcak çatışmaya bile girebilmektedirler.

ABD ve İran aleyhine sonuçlanmış gibi görünen Irak’taki seçimler sırasında ve eşzamanlı olarak diğer bazı Arap ülkelerinde gelişen Arap Milliyetçiliğinin; Orta Doğuda planlanan yeni bir ABD-İsrail oyunu olması ihtimaline karşı çok dikkatli hareket edilmesi gerekmektedir.

Günün Sözü

Neye inandığımız veya ne düşündüğümüzle sonuca varmak çok zayıf bir ihtimaldir. Sonuca ulaşabilmenin tek yolu sadece ne yaptığımızla mümkün olur.

John Ruskin

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI