İran’da Neler Oluyor..! - ADEM AKÖL

2 Aralık 2019 Pazartesi 02:30

İran, Batı Asya’da Türkiye’nin iki katından daha fazla toprağa sahip 82 milyon insanın yaşadığı bir ülke... Ermenistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Afganistan, Pakistan, Irak ve Türkiye sınır komşularıdır İran’ın... Kuzeyde Hazar Denizi, güneyde Basra Körfezi ve Umman Denizi’ne kıyısı vardır.

Elde edilmiş olan tarihi bulgulara göre MÖ. 4000 yıllarına kadar uzanır İran’da yaşam... Uzun yıllar Persler, ardından Yunanlılar tarafından yönetilir... Müslümanlığın yayılma döneminde, Müslüman Araplar tarafından fethedilerek Müslüman Arap Devleti kurulur 7. yüzyılda... Sonra Emeviler, Abbasiler, Gazneliler, Selçuklular, Harzemşahlar, Cengiz Han ve Timur İmparatorluğu hakim olur bölgeye... Ardından hanedanlıklar dönemi gelir...

2. Dünya savaşı öncesi Pehlevi Hanedanlığı’nın Monarşik yönetiminde idi İran... 1941 yılında Muhammed Rıza Şah Pehlevi devralır yönetimi babasından... Halkın komünist ve dindar kesiminin hoşuna gitmemesine rağmen batıcı bir politika izler Pehlevi... Dönemin başbakanı Muhammed Musaddık’ın karşı koymasına rağmen zengin petrol yataklarını yabancı şirketlere açar... Musaddık, batı destekli bir darbe ile görevinden alınır...

Şah Rıza Pehlevi, Atatürk’ün çağdaş devrimlerini İranda da uygulamak için büyük çaba harcar... Din ve devlet işlerini birbirinden ayırmak ister; töre kanunlarını kaldırıp, yerine merkezi hükümetin koyduğu yasaları uygulamaya başlar... Kadın haklarının genişletilmesi için çok çalışır; peçeyi yasaklar, kadınların da en az erkekler kadar eğitim görmelerinin gerekliliğini savunur...

Dindar kesimin sert tepkilerine rağmen ülkede ‘kozmopolit şehir hayatı’ kavramını yaratmayı başarır... Batılı giyim tarzı, nüfusun çoğunluğu tarafından kabul edilir... Kadın ve erkek özgür bir şekilde ayni ortamı paylaşır, eşit eğitim haklarından yararlanır...

Halkın takdirini kazanmak için 1963 yılında ‘Beyaz Devrim’ adı altında birtakım ekonomik ve sosyal reformlar başlatır Şah Rıza Pehlevi... Kırsal kesimlerde yoksul aileler için okullar ve hastaneler inşa eder...

Petrole yapılan zamlarla o dönemde artan petrol gelirleri ve özellikle ülke savunması için yapılan büyük harcamalar, İran’ı Ortadoğu’da söz sahibi ülkeler arasına getirmeye başlar...

Ancak gelir dağılımındaki adaletsizlik ve özellikle batılılaşma anlamında yapılan reformlar, dindar kesimi rahatsız eder... Fransa’da sürgünde bulunan Şii lider Ayetullah Humeyni, bundan faydalanır ve dış güçlerin de desteği ile ülkedeki Şii’leri örgütler...

16 Ocak 1979 İran’da İslam Devrimi başlatılır ve Muhammed Rıza Şah Pehlevi ülkeyi terk etmek zorunda kalır... Şii olmayan binlerce İran’lı devlet aleyhtarlığı ile suçlanarak sorgusuz sualsiz kurşuna dizilir... Humeyni kısa zamanda ülkeye tamamıyle hakim olur... 1 Nisan 1979’da İran İslam Cumhuriyeti ilan edilir...

Şah rejiminin batılılaşma adına yaptığı her şey iptal edilir... Özellikle kadınlara verilen bütün özgürlükçü haklar teker teker ellerinden alınır... Hümeyni rejimi Şah rejiminden çok daha sert hareket eder ve ülkeyi hızla kendi ideolojisine doğru dönüştürür...

Humeyni devriminden 9 ay sonra 4 Kasım 1979’da binlerce silahlı öğrenci ABD’nin Tahran Büyükelçiliği’ni işgal eder... Büyükelçilikte görev yapan bir kısım Amerikalı, kaçmayı başarmasına rağmen geriye kalan 52 kişiyi 444 gün boyunca rehin tutarlar... Buna gerekçe olarak; ABD’ye sığınan Rıza Şah Pehlevi’nin geri iade edilmemesi ve karşı devrim yapmak için Amerika’nın, İran’da casusluk faaliyetleri yürüttüğü iddiaları gösteriliyordu...

ABD bu olaydan sonra İran’la olan diplomatik ilişkilerini tamamen keser, İran’dan yaptığı petrol ithalatını durdurur, Amerika’daki İran varlıklarına el koyar...

Bununla da yetinmez ABD; Irak yönetiminin başına henüz geçmiş olan Saddam Hüseyin’in, İran’a savaş açmasını teşvik eder... İslam devrimini halkına daha kolay kabul ettirebilmek için bunu fırsat bilir Humeyni... Şii inançlı Humeyni idaresindeki İran, Sünni inançlı Saddam idaresindeki Irak’la 22 Eylül 1980 günü 8 yıl sürecek anlamsız bir savaşa girerler... Bir milyonu aşkın insanın hayatına mal olur bu savaş...

İslam Devrimi’nden sonra, ABD ile İran’ın arası hiç düzelmez... Yönetimi devralan kimi liderlerin gayreti ile zaman zaman kısmi yumuşama olsa da; bu, ABD’nin tüm dünya ülkelerini de zorlayarak, İran’a güçlü bir ambargo uygulanmasının önüne geçemez...

Bu durum, İran ekonomisini olumsuz etkilemesine rağmen geri adım atmaz İran’ı yönetenler... İnadına; bölgede büyük bir askeri güç olma yolunda yatırımlar yapar... Nükleer silah sahibi olabilmek için gerekli olan uranyum zenginleştirme çalışmalarına hız verir...

ABD, kontrol edilemeyen bir güç olarak kabul ettiği İran İslam Cumhuriyeti’ni; bölgede, özellikle de İsrail için büyük bir tehdit olarak görür...

Yaptırımlar altında oldukça sıkıntılı günler yaşayan, dünyanın dördüncü büyük petrol rezervine sahip İran; bunu aşabilmek için birtakım tedbirler almak zorunda kalır... Bunlardan en önemlisi olan, geçtiğimiz 15 Kasım’da benzin fiyatlarına yaptığı yüzde 50’lik zam; halkın sbrını taşırır... İran, her yıl bütçesinden 70 milyar dolar; halkın kullandığı petrol, elektrik ve doğalgazı sübvanse etmek için ayırmak zorunda kalıyor... Bunu yıllardır tabii bir hak olarak gören halk, isyan eder; 100 farklı şehirde protestolar düzenlenir...

İnternetin yasaklandığı ülkede, gösterilerin bilançosu net değil... 200 kişinin hayatını kaybettiği, 7 bin kişinin de tutuklandığı tahmin ediliyor...

Protestocular arasında CIA provakatörlerinin de görev yaptığı iddialar arasında...

Günün Sözü

Gezegenimizdeki herkesten daha fazla kendimizle konuşuruz; o yüzden doğruları söylediğinizden emin olun.

Ünlü olimpiyat atleti Martin Rooney’in bu sözü ne kadar anlamlı değil mi?.. Kendimize dahi yalan söylemekten kaçınmalıyız... Bu, kendimizi kandırmaktan başka birşey değildir...

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI