İş İşten Geçmeden... - ADEM AKÖL

5 Temmuz 2019 Cuma 00:07

Bu yılın başında Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) paylaştığı verilere göre, sadece 2018 yılında dünya genelinde 18 milyon insana kanser teşhisi konurken, 10 milyon kişi kanserden hayatını kaybetti...

Türkiye’de ise Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre; yılda 180 bin civarında kanser vakası teşhis ediliyor. Bu da bir günde yaklaşık 500 kanser vakasına karşılık geliyor... Türkiye’de kanser, tüm ölümlerin yüzde 20’sini oluşturuyor... Bu ise 5 kişiden birinin ölüm sebebinin kanser olduğu anlamına geliyor...

Dünya genelinde kansere yakalanma oranı yüzde 26 iken, bu rakam Türkiye’de yüzde 22 civarındadır... Gelişmiş ülkelerde kanser görülme oranı, az gelişmiş ülkelere kıyasla daha fazladır.

Elde edilen bulgulara göre insanlık tarihinin ilk kanser vakasının M.Ö.3000 yılında görüldüğü anlaşılmaktadır... O tarihten bu yana bu sayı sürekli bir artış göstermiş ve özellikle teknolojinin gelişmesine paralel olarak kanser vaka sayısı nüfusa oranla hız kazanmıştır...

Bilimsel araştırmalar; çevresel faktörlerin, beslenme alışkanlıklarının ve mesleki risklerin, çok sayıda kanser olgusunu ve ölümü körüklediğini açıkça ortaya koymuştur...

Modern tarımda; tarım ilacı ve fungisit kullanılarak vücut sağlığı için faydalı olan bileşikler öldürüldüğü için vücudumuz savunmasız kalmaktadır...

Tütün, alkol, kötü beslenme, egzersiz eksikliği, güneşe maruz kalma, bulaşıcı ajanlar, ilaçlar, kimyasallar, radyasyon ve genetik özellikler; kanseri tetikleyen en önemli unsurlardır...

Kanser riskini azaltmak için hep tavsiye ediliyor:

Sağlıklı beslenin, ekzersiz yapın, tütün ve alkol kullanmayın, kimyasallar ve radyasyona maruz kalmayın, stresten uzak durun ve mutlu olmak için çaba sarfedin...

Çok doğru... Kişinin kendi sağlığı için bu tavsiyelere muhakkak uyması gerekmektedir... ‘Bana birşey olmaz’ mentalitesi ile hareket ederek, acı çekeceğimiz ve daha önemlisi, sevdiklerimizi üzeceğimiz bir sonuç için zemin hazırlamaya hiç hakkımız yoktur...

Kansere yakalanma riskini azaltmak için tedbir almak şart... Ancak çok önemli bir şart daha var... Belirli bir yaşın üzerindeki her yetişkinin kanser tarama programlarına katılması gerekmektedir... Bu yöntemle erken tanı koyarak, hem tedavide yüksek başarı elde edilmekte, hem de masraflar azaltılmaktadır...

Geç başlamış tedavi süreçleri zor ve maliyeti çok yüksektir... Üstelik ilerleyen evrelerde hastayı kurtarma şansı ne yazık ki çok azalmaktadır...

Birçok gelişmiş ülkede bile kanser tedavi masrafları devlet ve özel sağlık sigortaları tarafından karşılanmamakta veya özel şartlarla sadece bir kısmı karşılanmaktadır...

Ülkemiz insanı ise bu açıdan şanslıdır... Türkiye’de kanser tedavisi gören bir hastanın cebinden tek kuruş dahi çıkmamaktadır... Hastanın cebinden tek kuruş çıkmıyor görünmesine rağmen bu bedel vatandaştan kesilen vergilerle karşılanmaktadır...

Kendimizi sevmesek bile ülkemiz ve çocuklarımızın geleceği için, kendi sağlığımıza önem vermek zorundayız... Basit ama hayati tedbirlerleri almaktan imtina ederek, duyarsız bir yaşamla ülkemizin kaynaklarını kurutmaya hiç ama hiç hakkımız yoktur...

Bu konuda; devletimizin kanser tarama programlarına katılımı artırabilmek için farklı ve zorlayıcı tedbirler gündeme getirmesi gerekmektedir...

Tüm vatandaşlarımızın sağlık bilgilerini içeren veri tabanı oluşturup, özellikle risk altında olanları zorunlu olarak kanser tarama programlarına dahil etmek en etkin yöntem olacaktır...

Bu yöntemle hem daha sağlıklı bir nesil oluşacak hem de inanılmaz miktarda tasarruf yapılmış olacaktır.

Günün Sözü

Vücudunuza iyi bakın; yaşayabileceğiniz tek yer orasıdır.

Amerika’lı girişimci ve yazar Jim Rohn’un insan sağlığına dikkat çektiği çok önemli bir sözü... Sağlık olmadan hiçbir şey olmuyor çünkü...

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI