İslamofobi ve Macron’un Küstahlığı - ADEM AKÖL

30 Ekim 2020 Cuma 01:34

Dünyadaki nimetlerin büyük bir bölümünü paylaşan süper güçler, sömürü sistemlerini daha iyi çalıştırabilmek için, halkın dikkatini başka noktalara çekmek zorundadırlar… Aksi halde ezilen halk, sömürüldüklerinin bilincine varıp emperyalizme karşı örgütlü karşı koymalar başlatırlar.

Bu durum dün de böyle idi, bu gün de… Yarın da böyle olacak, bir sonraki gün de… Bu dünyada; ‘çalışanlar’ ve çalışanların ürettiklerini, birtakım akıl almaz yöntemlerle ‘sahiplenenler’ olduğu sürece, bu hep böyle devam edecek.

1917 yılında Asya kıtasında, Çarlık Rusya yıkılarak yerine hızla büyüyen Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) kurulduğu sıralarda; Amerika kıtasında da, dönemin savaşlarından nemalanıp hızla gelişen bir Amerika Birleşik Devletleri (ABD) vardı.

Birinci ve özellikle ikinci dünya savaşları, birçok ülkeyi perişan ederken; SSCB sınırlarını, ABD ise ekonomik gücünü büyütür… Böylelikle, dünyayı paylaşmak isteyen iki süper güç meydana gelir… Birbirlerine karşı fiili değil ama, soğuk bir savaş başlar doğal olarak… İki zıt fikir etrafında örgütlenen dünya halkları, at gözlüğü takmış gibi sadece komünizm veya sadece kapitalizm aleyhine mücadele içine girer… Komünizm ve kapitalizm düşmanlıkları, SSCB ve ABD’nin dünyayı daha kolay sömürebilmelerinin paravanı olur.

SSCB’nin, 1991 yılında dağılmasının ardından halkları komünist ideoloji ile uyutma fırsatını yitiren uluslararası emperyalist güçler, başka arayışlar içine girer… Bunun en etkin yolu, dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birini oluşturan ve çoğunlukla geri bıraktırılmış Müslüman toplumlara karşı büyük bir nefret uyandırmak olacaktı.

Bunun için bir bedel ödemek gerekiyorsa da bunu yapmaya hazırdı uluslararası kan emici güçler… Bütün dünyanın dikkatini çekebilmek adına New York’taki İkiz Kuleler bu iş için ideal bir simge idi… Hiç kimsenin ihtimal dahi vermeyeceği, hayal bile edemeyeceği çok iyi hazırlanmış bir plan dahilinde; uçakla saldırı düzenlenir İkiz Kulelere ve arkasından Pentagona, 11 Eylül 2001 tarihinde.

Planın en büyük parçası olarak, saldırıyı yapanlar Müslüman militanlar arasından seçilmişti… Ardından Afganistan ile ilişkilendirilir 11 Eylül saldırıları ve işgal başlar… Müslümanlara karşı büyük bir nefret ve kin oluşur tüm dünyada… Terörist eşittir Müslüman olgusu hızla yaygınlaşır… Birçok tutucu gayrımüslimin içinde saklı olan İslamofobi hastalığı açığa çıkar…

Özellikle Avrupa ülkelerinde Müslümanlara karşı şiddet eylemleri başlar… Önce aşırı uçtaki siyasi unsurlar buna destek çıkarken, daha sonraları ana akımlar da bu furyaya katılır.

2012 yılında İslamofobi akımını güçlendirebilmek için Fransız bir karikatüriste ahlaksızca Hz. Muhammed çizdirilip ünlü bir dergide yayınlattırılır… Bu durum, Müslümanlar tarafından şiddetle protesto edilir… Üç yıl sonra da dergiye saldırı düzenlenir ve Hz. Muhammed’i çizen karikatürist ve derginin 11 çalışanı öldürülür.

Bu olay Müslümanlara karşı olan tepkileri daha da körükler… Savaş içerisine sokarak perişan ettikleri Müslüman ülkelerden kaçıp kurtulmak isteyen mültecilerin, Avrupa ülkelerine sığınmaya çalışmaları; Müslümanlara karşı tepki ve eylemleri doruk noktasına taşır.

Aradan 5 yıl geçer, bu süre zarfında Irak, Suriye, Libya, Doğu Akdeniz ve Dağlık Karabağ’da Türkiye’nin gösterdiği askeri ve siyasi performans; tüm dünyada büyüklüğünü kanıtlamasına vesile olurken, ayni zamanda bölge ülkelerini de tedirgin eder.

Türkiye’nin bilek gücünün, kısa zamanda bu denli gelişmiş olmasının sağladığı cesaretle; emperyalizme karşı dik duruşlar, Arap halkları ve Fransa tarafından yıllardır sömürülen orta-batı Afrika ülkeleri tarafından takdirle alkışlanır.

Bu durum, özellikle Macron’un Fransa’sının hiç hoşuna gitmez… 5 yıl aradan sonra, Hz. Muhammed’in karikatürleri yeniden yayınlanmaya başlanır… Okulda bu karikatürleri savunarak anlatan bir öğretmen, Müslüman olmayan bir Çeçen tarafından başı kesilerek öldürülür.

Bu olay; İslamiyet’e karşı söylemlerin, siyasiler tarafından da dillendirilmesine neden olur… Hollandalı bir milletvekili provokatif beyanatlarda bulunur… Macron, İslamiyet’in reforma ihtiyacı olduğunu, kendileri bunu Fransa için yapacaklarını söyleyecek kadar haddini aşar.

Ancak, hesaplanamayan çok önemli bir gerçek var… Bugün Avrupa ülkelerinde azımsanamayacak bir Müslüman ve Türk nüfus mevcuttur ve bu, her geçen gün hızla artmaktadır… Öte yandan, İslamofobi’nin bulaşıcı bir hastalık olması sebebiyle, daha geniş kitlelere sirayet etmesi sonucunda; kendi ülkelerinde farklı grupları karşı karşıya getirip, kendi başlarına çorap ördüklerinin farkına vardıklarında ise iş işten geçmiş olacaktır.

Günün Sözü

Canı yanan sabretsin. Can yakan, canının yanacağı günü beklesin.

Hz. Muhammed

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI