İsrail Derin Bir Ohhh Çekti… - ADEM AKÖL

25 Ocak 2021 Pazartesi 01:13

3 Kasımda yapılan ABD seçimlerinin ardından, yeni ABD Başkanı Biden’ın görevi devraldığı 20 Ocak tarihine kadar geçen 78 gün, bütün dünyada endişeli bir bekleyişe neden oldu… Şüphesiz ki, Biden’ın gelişi dünyada en çok Rusya, Çin, İsrail, İran ve Türkiye’yi ilgilendirmiştir.

SSCB döneminde başlayan dünya liderliği mücadelesi, ABD ile Rusya’yı hep karşı karşıya getirmiştir… Eski başkan Trump’ın ulusalcı bir politika izlemiş olması, Rusya’nın işine yaramış; Irak, Suriye, Libya, Karabağ gibi birçok yerde bir bakıma daha rahat manevralar yapmasının yolunu açmıştır… Ancak küreselcilerin temsilcisi olan savaşçı Biden’ın ayak sesleri, Rusya’yı biraz endişelendirmiş olsa da, bildikleri yolda yürümeye devam etmişlerdir.

Çin Halk Cumhuriyeti, Biden’ın gelişine en çok sevinen ülkeler arasında ilk sıradadır… Ulusalcı Trump döneminde yatırımlarının büyük bölümünü ABD’den Çin’e kaydıran uluslararası firmalar yüzünden başlayan ticaret savaşlarının, küreselci Biden döneminde yumuşayacağı ve iki ülke arasındaki ilişkilerin düzeleceği beklenmektedir.

Biden’ın ayak seslerine sevinen İran’ın tam tersine, İsrail’i üzmüştür… Trump döneminde Yahudi kökenli damat sayesinde istediğini yaptırabilen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Biden’ın pek de İsrail yanlısı bir tutum izlemeyeceği sinyalleri ile telaşa kapılmıştı… Üstelik Demokrat Barack Obama döneminde İran’la yapılan Nükleer anlaşmadan çekilen Cumhuriyetçi Trump’ın ardından, Demokrat Joe Biden’ın yeniden nükleer anlaşmaya geri dönebileceği ihtimali; İran’da umutlu, İsrail’de ise öfkeli bir bekleyişe neden olmuştu.

Ancak beklenen olmadı… Biden’ın göreve başladığının henüz ilk gününde yeni Dış İşleri Bakanı Antony Blinken yaptığı açıklamada; İsrail’deki ABD Büyükelçiliğinin Kudüs’te kalacağını, öte yandan İran ile olan nükleer anlaşmayı önemsediklerini fakat bunun hemen olamayacağını söyleyerek, İsrail’e derin bir ohhh çektirtti.

Antony Blinken’in bu sözleri, İran’da büyük bir hayal kırıklığına neden olur… Geçtiğimiz 27 Kasım’da Mossad-CIA ikilisi tarafından öldürülen İran’daki nükleer programın babası Muhsin Fahrizade’nin intikamını bile almaktan vaz geçip yaraya tuz basma pahasına büyük bir ümitle beklenilen Biden, daha ilk gününde İran’ın moralini bozmuş olur.

Yeni ABD Dış İşleri Bakanı Antony Blinken verdiği demeçte Türkiye’den “sözde stratejik müttefik” diye bahsederek “Türkiye birçok açıdan bir müttefikin davranması gerektiği şekilde davranmıyor, bu bizim için çok ama çok ciddi bir sorun, bu konuda gözümüz açık” diyerek Biden yönetiminin Türkiye üzerindeki baskıları arttıracağının işaretini vermiştir.

Biden yönetimi, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki varlığının Avrupa ve özellikle Yunanistan için bir risk olduğunu; Yunanistan’ın Ege’de haklı olduğunu; Rusya ile Türkiye’nin Libya’yı bölüştüklerini dolayısı ile onların oradan atılması gerektiğini; Filistin meselesinde Türkiye’nin tutumunun doğru olmadığını iddia ediyor… Öte yandan, Kıbrıs’ta eşit iki devletli konfederasyonu asla kabul etmeyip Kıbrıs Türklerini azınlık olarak görüyor.

En önemlisi ise; Biden Amerika’sının S400’ler üzerine, Trump zamanına göre çok daha güçlü bir şiddetle gitmeye hazırlanmasıdır… Biden yönetimi, Türkiye’nin S400’leri satın alarak bölgedeki güç dengesini kendi lehine çevirdiğine inanmaktadır… Bu yüzden bir süre önce Türkiye’ye karşı uygulama kararı çıkarttıkları CAATSA yaptırımlarını gözden geçirip şiddetini artırmayı planlamaktadırlar.

Ne yazık ki ülkemizdeki bazı çevreler, Biden yönetiminin iyi bir ekip olduğunu, dolayısı ile Türkiye’ye de demokrasi taşıyabileceğini iddia etmektedir… O çevrelere; ABD’nin bu güne kadar, dünyanın neresine demokrasi getirdiğini sormak lazım… Çeşitli dönemlerde yaşanan darbeler, Türkiye’ye demokrasi getirmek için miydi sormak lazım… “İyi müttefik” derken ‘söyleneni yapan bir Türkiye’ kastedildiğini bilip bilmediklerini sormak lazım… ABD’nin anladığı demokrasinin; Fetö’cüleri affeden, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde bir PKK devleti kurulmasına onay veren bir Türkiye olduğunu bilip bilmediklerini sormak lazım.

Çok daha çetin bir sürece giriyoruz, ancak bu süreci atlatmak elimizdedir… Devlet-vatandaş el birliği ile sanayimizi geliştirip her türlü üretimi artırarak, dışa bağımlılığımızı azaltmamız gerekmektedir.

 

Günün Sözü

Hepimiz özel bir nedenle buradayız; geçmişinizin tutsağı olmayı bırakıp, geleceğinizin mimarı olun.

Robin Sharma

Kanadalı yazar

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI