İstinat Duvarları... - ADEM AKÖL

22 Mayıs 2019 Çarşamba 09:10



“Bahçeşehir’de bir sitenin istinat duvarı çöktü. Yıkılan duvarın altında kalan araçtaki 1 kişi ölürken, 1 kişi de yaralandı...”
“Aydın’da istinat duvarı çöktü. Park halindeki 4 araç toprak altında kaldı...”
“Ümraniye’de yapımı devam eden iş merkezi inşaatının istinat duvarı çöktü...”
“Beyoğlu, Sütlüce’de temel açma çalışması sırasında toprak kayması yaşandı. Kayma nedeniyle altı boşalan ve askıda kalan 4 katlı bina, saatler sonra çöktü...”
Gün geçmiyor ki yukardakilerine benzer bir haber düşmesin medya organlarına... Birçoğumuz tarafından kanıksandı artık bu tür olaylar... “Olacağı varmış” diyerek geçiştiriyoruz hep... Arkada yatan sebepleri fazla da kurcalamak istemeyiz... Yahut da kurcalamamız istenmiyor, sebeplerin yaratıcıları tarafından...
Şiddeti, istatistiki kayıtlara henüz girmemiş boyuttaki bir depremin, veyahut beklenmeyen şiddetteki süreli yağmurun oluşturduğu sellerin zarar verdiği yapıların yıkılmasını anlayışla karşılarım... Ancak, doğal afetler dışında, istinat duvarlarının fonksiyon yitirip taşıyıcılığını kaybederek yıkılması tamamen kul hatalarından kaynaklanmaktadır...
İstinat duvarları; yapılan bir kazının, mevcut bir şevin, yapılacak bir dolgu alanının desteklenmesine, toprağın tutulmasına, ya da farklı kotta yapıların yapılması gerektiğinde kullanılan, mühendislik yapılarıdır...
Her yapı gibi istinat duvarları da gerekli mühendislik hesaplarını içerecek şekilde projelendirilmelidir... Sadece yapının tek başına mukavemetini belirleyici hesaplar yeterli değildir, gerekli projeyi yapmak için... Bölgenin jeolojik yapısı, toprağın türü, iklim şartları ve çevresel faktörlerin etkisi dikkate alınarak projelendirme yapılmalıdır...
Jeoloji, jeofizik ve inşaat mühendislerinin etkin denetimi olmadan; hesap ve kesitleri yetersiz, zemin koşullarını dikkate almayan, mühendisliğin gerektirdiği bilim ve tekniği hiçe sayan her proje faciaya davetiye çıkarmaktadır...
Özellikle bina yoğunluğunun yüksek olduğu bölgelerde kazıya başlamadan önce, çevredeki binaların etkilenmemesi için, uygun istinat duvarı tipinin seçimi çok önemlidir...
Yük taşıma kapasitesinin yüksek olduğu sert zeminlerde, basit bir istinat duvarı yeterli olabiliyorken; taşıma kapasitesi düşük, özellikle akışkan zeminlerde çok daha profesyonel tedbirler almak gerekecektir...
Henüz kazıya başlamadan önce, zeminin kaymasını yahut da akmasını önlemek, veyahut da zemini kuru tutmak için palplanş perde sistemi tatbik etmek gerekebilir... Yani yapılacak kazı sınırlarında özel makinelerle kazı tabanının metrelerce altına kadar inecek delikler açıp betonarme kazıklar oluşturmak gerekecektir... Bu işlem tamamlandıktan sonra çevredeki en yakın bina dahi etkilenmeden rahatlıkla temel kazısı yapılabilir...
Ancak bunun için zemin şartlarının yanında, çevredeki binaların da nasıl etkileneceğini göz önünde bulundurarak kapsamlı projelendirme elzemdir...
Ne yazık ki sık sık basında izlediğimiz; felaket getiren istinat duvarı kayma nedenlerine baktığımızda, tümünün de doğru projelendirme ve inşaat kalitesinden yoksun olduğunu görüyoruz...
“Bu zemine hiçbir şey olmaz” der adam... Hafriyatı yapar, sonra da briketten duvar örerek kazıyı tutmaya çalışır... Normal şartlarda birşey olmayacaktır belki... Ancak uzun süreli yağan yağmurlar, toprağı doyurabilir ve sonrasında zemin akmaya başlar üzerindeki binayla birlikte... Yahut da projelendirilmeden bilinçsizce yapılan basit istinat duvarları; civardaki trafiğin yarattığı titreşim yüzünden meydana gelen kaymalara direnç gösteremeyip yıkılarak felakete neden olur...
İnsanın bir ömür vererek sahip olabildiği evinin gözleri önünde kayıp yerle bir olması kadar acı birşey yoktur sanırım... Bunun bedelini kimse ödeyemez... Hele hele kayan toprak altında acı çekerek can verenlerin günahını hiç kimse ödeyemez...
GÜNÜN SÖZÜ
Problemleri, onları yarattığımız düşünce ile çözemeyiz.
Modern fiziğin iki bacağından birisi sayılan “izafiyet” teorisinin yaratıcısı ünlü bilim adamı Albert Einstein’ın sadece yukarıdaki sözü bile, onun zekasının gücünü göstermeye yeterlidir sanırım...
Bir problemin oluşabilmesi yanlış bilgi, düşünce ve uygulamalar ile mümkün olabilmektedir. Ayni düşünceyi devam ettirmek, ayni yanlışı doğurur... Düşünceyi değiştirmek, problemin çözümünü kolaylaştırır. 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI