Kaderine Terk Edilen Salamis - ADEM AKÖL

31 Ağustos 2020 Pazartesi 00:15

Salamis, Kıbrıs’ın doğu kıyısında; KKTC toprakları içerisinde Mağusa’nın 6 kilometre kuzeyinde bulunan antik bir liman kentidir... Bugün itibarı ile tesbit edilebilen yaklaşık 2 kilometre karelik bir alana yayılmıştır.

Elde edilen bulgulara göre M.Ö. 11. yüzyıla kadar uzanan bir geçmişi vardır Salamis’in... Kuruluşu ile ilgili 3 farklı görüş öne sürülür... Birincisi; Anadolu’dan gelen kavimler ile birlikte Antik Yunanistan’dan gelenler tarafından kurulduğu iddia edilir... İkinci araştırmada; hemen güneyindeki Enkomi kentinin M.Ö. 1075 yılındaki deprem sırasında harap olmasından sonra halkın buraya gelip kenti kurdukları söylenir... Üçüncü araştırmada ise; Truva savaşına katılan Yunanistan’daki Salamis adası kralının oğlu tarafından kurulmuş olduğu iddia edilir.

Salamis kenti güçlü bir krallık tarafından yönetilmesine rağmen, yüzyıllar boyunca Doğu Akdeniz’in en önemli ticaret ve liman kentlerinden biri olarak ünlenmesi sonucunda çeşitli dönemlerde Asurlular, Venedikliler, Mısırlılar, Persler ve Romalılar’ın işgaline uğrar.

M.S. 342 yılında büyük bir deprem meydana gelir ve Salamis kenti toprağın altına, limanı ise 2 metre deniz sularına gömülür.

İngilizler Kıbrıs’ı 1878 yılında Osmanlılar’dan kiralayıp sahiplendikten hemen sonra bölgede kazılar yapıp buldukları taşınabilir tarihi eserleri Londra’daki ‘British Museum’a götürürler... Kıymetli parçaların alınmasının ardından kazı çalışmaları uzun bir süre durdurulur... Daha sonra İngiliz Eski Eserler Dairesi 1952 yılında yeniden kazı çalışmaları başlatıp bunu 1962 yılına kadar sürdürür... Bu tarihten sonra Fransa’nın Lyon Üniversitesi işbirliği ile 1974’e kadar yeni bir çalışma daha yapılır... Fransızlar da bazı parçaları Parise taşıyıp, Louvre müzesindeki Kıbrıs bölümünde sergilerler.

1974 sonrasında, 24 yıl boyunca hiçbir arkeolojik kazı yer almaz Salamis’te... 1998 yılında Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Coşkun Özgüner başkanlığında bir ekip, 2013 yılına kadar kazı çalışmaları yaparak kentin toprak altındaki bir bölümünü daha ortaya çıkarır.

Salamis Antik Kenti henüz toprak yüzeyine çıkmayı bekleyen birçok bölümü olmasına rağmen, dünya genelinde az bulunan çok değerli tarihi bir mirastır... Ancak ne yazık ki bu mirasın kıymetini bilmeden; daha doğrusu KKTC’ye sağlayabileceği turistik getiriyi göz ardı ederek, onu kaderine terk etmişiz.

Uzun yıllardır görme fırsatı bulamadığım Salamis Antik Kenti’ni 10 gün kadar önce bölgeyi bilen birisi olarak bir dostuma gezdirmek istedim... Gitmeseydim keşke...

Kızılderililerin tanımladığı gibi; çocuklarımızdan ödünç aldığımız tarihi bir değer, bu kadar değersizleştirilebilinir miydi..? Kaderine bukadar terk edilebilinir miydi..? O paha biçilmez antik kent; kurumuş 2 metre boyundaki dikenli bitkilerin üstilasına uğramış... Toprak altından yüzünü göstermeye çalışan 3 bin yıllık yapıların, taşları arasından ağaçlar fışkırmış...

Pandemi sürecinin getirdiği zorlukları anlayabiliyorum, ancak oradaki durum; yıllar öncesinden terkedilmiş bir görüntüden farklı değildi... Bir zamanlar yapılan asfalt yollar ve kilidi vurulmuş ahşap kafe olmasa; 342 yılındaki depremden sonra hayatta tek bir canlı kalmamış ve oraya 1678 yıldır başka hiç kimse uğramamış zannedecektik..!

Salamis ile hemen hemen ayni kadere sahip başka bir kent daha var dünyamızda... İtalya’da Napoli kentinin güney sahillerinde, meşhur Vezüv yanardağının hemen altında M.Ö. 8. yüzyılda kurulmuş, Pompeii... M.S. 79 yılında Vezüv yanardağının 2 gün süren patlaması sonucunda, lavlar ve küller altında kaybolur bu zengin liman kenti... İlk kez 1748 yılında keşfedilerek, 1870 yılında başlatılan uzun süren kazılar sonucunda ortaya çıkarılır... Bugün hikayesi dramatize edilerek anlatılan Pompeii’yi bilmeyen ve görmek istemeyen yoktur dünyada... Adamlar, tarihlerine değer veriyorlar ve tanıtım yapmasını çok iyi biliyorlar... Tarihi değerler kendilerine her yıl milyarlarca dolar kazandırıyor çünkü.

Biz ise tam tersi, elimizdeki tarihi değerleri yeterince önemsemeden; deyim yerindeyse çar çur eder, sonra da turist niye gelmiyor diye oturup kara kara düşünürüz.

Günün Sözü

Yeryüzü bize atalarımızdan miras kalmadı, onu çocuklarımızdan ödünç aldık.

Kızılderili Atasözü

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI