Katarofobi..! - ADEM AKÖL

5 Temmuz 2021 Pazartesi 00:10

Çok genel bir anlatımla fobi, “bir duruma ya da objeye karşı geliştirilen bir tepki” olarak tarif edilir… Fobi içerisinde yer alan korku ise, doğal ya da normal korkuların çok ötesine yükselen bir tepkidir… Bu nedenle fobi, anksiyete bozukluğu olarak kabul edilir.

Arap yarımadasının doğusunda, Kıbrıs’tan birzcık daha büyük bir yarımada ülkesidir Katar… Bugünkü Katar Emiri, Temim bin Hamed es-Sani’nin büyük-büyük babası, Katar’ın kurucusu Casim bin Muhammed es-Sani’nin babasının 1871 yılında daveti ile Osmanlı Devleti tarafından yönetilir 1913 yılına kadar… İngilizlerin, İkinci Dünya Savaşı sırasında bütün Orta Doğu ve Arap yarımadasını işgal etmeleri üzerine, bağımsızlığını ilan ettiği 1971 yılına kadar Büyük Britanya’nın kontrolü altında kalır Katar… O dönemde İngilizlere karşı Osmanlı’nın yanında dimdik duran tek ülkedir.

Önceleri balıkçılık ve inci avcılığı ile geçinir Katar halkı… Zengin petrol rezervlerinin keşfedildiği 1940’lı yıllarda ülkenin hayat standardı yükselmeye başlar… Bugün dünyanın en büyük 3. doğalgaz rezervine sahiptir Katar… Milli kuruluşu Qatargas ise dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğalgaz şirketidir.

400 bin vatandaşın yaşadığı ülkede, Filipinler, Nepal ve Hindistan’dan çalışmaya gelen 2 milyonun üzerinde yabancı vardır… Kişi başına düşen yıllık gelirin 100 bin dolara ulaştığı Katar, elde ettiği bu yüksek kazanımı değerlendirebilmek için 1990’larda uluslararası piyasalara açılır.

Dönemin Katar Emiri Türkiye’ye ilk ziyaretini AK Parti iktidarının hemen öncesinde, Aralık 2001 yılında yapar… Ardından 2005 yılında Başbakan Erdoğan ziyaret eder bu ülkeyi… Artan ziyaretlerle gelişen ilişkiler sonucunda Katar, Türkiye’deki özel şirketlere yatırım yapmaya başlar.

TÜİK’in verilerine göre, iki ülkenin ticaret hacmi 2002 yılında 26 milyon dolar iken, 2019’da 1.4 milyar dolara yükselir, hedef ise 5 milyar dolardır… Buna rağmen Türkiye, ticaret hacmi bakımından 34. Sıradadır Katar… 2010-2018 yılları arasındaki dönemde Türkiye’deki yabancı yatırımcı olarak Katar 19. sırada iken, 2019 yılında 2. sıraya yükselir.

Dünyanın birçok ülkesinde yatırımı olan Katar; İngiltere’nin meşhur Harrods mağazasını, Londra’nın en yüksek binasını satın alarak, Heatrow Havaalanı ve Sainsbury süpermarket zincirinde de büyük hisse sahibi olur… Ayrıca Barclays ve Credit Suisse bankaları ile Volkswagen ve Porche fabrikalarında hisseleri vardır… New York’taki meşhur Times Meydanı ile 5. Caddede birçok taşınmazı olan şirketin en büyük ortağıdır… Gelecek yıl ise ABD’deki petrol tesislerinde 9 milyar dolarlık yatırım yapmayı planlıyor.

Katar Ulusal Bankası (QNB)’nin Türkiye’deki Finansbank’ın yüzde 99’unu, Abank’ın yüzde 71’ini, Digitürk’ün tamamını, Banvit’in yüzde 79’unu, Boyner’in yüzde 30’unu ve BMC’nin yüzde 49’unu almış olmasına rağmen Türkiye, Katar’ın yatırım yaptığı ülkeler arasında 8. sıradadır.

Katar ile Türkiye arasındaki ideolojik yakınlık Arap Baharı sırasında ayni tarafta yer almaları ile başlar… Müslüman Kardeşler Örgütünün 2012 yılında Mısır’da iktidara getirdiği Muhammed Mursi’ye 2013 yılında Abdülfettah Sisi’nin darbe yapması sonucunda Katar’ın Müslüman Kardeşleri koruma altına alması, Türkiye’nin de bunu desteklemiş olması; Mısır, SA ve Dubai’yi rahatsız eder.

Libya, Suriye ve Filistin’de, Türkiye ile ayni cepheleri destekleyen Katar; Irak’ın kuzeyindeki PKK kamplarını bombalarken Arap Birliğinin karşı çıkmasına rağmen Türkiye’nin yanında yer alır.

Türkiye ve Katar arasında gelişen bu yakınlaşma, 2014 yılında askeri işbirliğine yansır… İki ülke karşılıklı olarak birbirlerinin topraklarında asker konuşlandırabilmeyi öngören bir askeri işbirliği anlaşması imzalar ve 2017 yılında Türkiye, kendi toprakları dışındaki ilk büyük askeri üssünü Katar’da kurar… Bu, başkent Doha yakınlarında tam donanımlı bir kara, deniz ve hava üssüdür.

5 Haziran 2017’de, tam da İsrail’le yapılan ‘6 Gün Savaşlarının’ 50. yıldönümünde; Muhammed bin Salman, SA Veliaht Prensi olur olmaz yanına BAE, Mısır ve Bahreyn’i de alarak; Müslüman Kardeşlere verdiği destek ve İran’la olan ilişkilerini gerekçe göstererek Katar’a darbe girişiminde bulunur ve ardından ambargo uygulamaya başlar.

Türkiye büyük destek çıkar Katar’a, 3000’den fazla askerini kurduğu üsse gönderir; darbenin gerçekleşmesini önler… Ambargoyu kırmak için, kargo uçaklarıyla gıda ve mühimmat köprüsü kurar Doha’ya… Katar da Türkiye’nin sıkıştığı anlarda onu yalnız bırakmaz, maddi destekte bulunur ekonomik krizlerde… Kısa bir süre içerisinde Katar’a yüzlerce zırhlı araç, onlarca SİHA ve birçok askeri mühimmat satar Türkiye’deki savunma sanayii şirketleri.

Hal böyle iken, Türkiye ile Katar arasında geçtiğimiz Mart ayında imzalanan “Askeri sağlık Alanında Eğitim ve İşbirliği Protokolü” maddelerini kasıtlı olarak çarpıtarak, sınavdan 1 gün önce attığı Tweet’lerle kafaları bulandırır Ana Muhalefet Lideri.

Tamamen askeri tıp eğitimine olanak verecek bu protokol koşullarına uygun, 400 bin Katar’lı nüfustan kaç öğrencinin başvurabileceği hesaplandığında ortaya çıkacak komik derecede küçük bir rakam üzerinden ortalığı velveleye verecek kadar spekülasyon yapılmasının nedeni çok açıktır… Üstelik buna benzer protokollerle yıllardır KKTC, Bosna Hersek, Azerbaycan, Kazakistan, Afganistan, Arnavutluk, Moldova, Gambiya, Somali ve Güney Kore gibi 20’den fazla dost ve müttefik ülkenin askeri öğrencileri de yararlanmaktadır.

Bu ülkenin gençlerini yıllarca bir elin parmak sayısı kadar yüksek öğrenim kurumuna mahkum etmiş zihniyet, bugün okumak isteyen öğrencilerin büyük bir kısmına bu imkanı veren 205 üniversitenin varlığından mı rahatsız oluyor yoksa?

Yoksa Katar gibi ‘ölümüne’ dostluk kurduğu ülke sayısının hızla artmasından mı rahatsız oluyor? Nedir bu Katarofobi anlayamadım!

Günün Sözü

Bozuk olunca maya, ne ar tanır ne de haya.

Hz. Mevlana

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI