Kıbrıs Rum Yönetiminin Haddini Bilmez Tutumu Devam Ediyor - ADEM AKÖL

10 Mayıs 2021 Pazartesi 13:53

Geçtiğimiz Nisan sonunda Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde Cenevre’de yapılan; sonucu önceden malum bir başarısızlığın daha yaşandığı, 5+1 Kıbrıs görüşmeleri sonrasında bu köşede yayınlanan yazımızda yaptığımız yorumda; 53 yıldır boşa kürek çekmekten artık vaz geçip enerjimizi KKTC’nin tanınması yönünde harcamamız gerektiğini ısrarla belirtmiştim.

Bunu hep vurgularım… Kıbrıs Rum halkının gerçek iradesini yansıtmayan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) uydusuna girmiş Yunanistan’ın bölgede gasp ettiği haksız çıkarlarını savunduğu sürece, ‘mevcut statünün’ devam etmesi halinde Kıbrıs’taki Türklerle hiçbir zaman herhangi bir antlaşmaya yanaşmayacaktır.

‘Mevcut statü’ diyorum çünkü KKTC’nin bugünkü şekli ile devam etmesi hem GKRY’nin, hem Yunanistan’ın ve hem de ABD’nin işine gelmektedir… Tanınmamış bir KKTC, uluslararası arenada Türkiye’nin elini zayıflatmakta; bu durumdan faydalanmasını çok iyi bilen ABD ise, Yunanistan ve GKRY’ni bölgedeki kendi çıkarları doğrultusunda istediği gibi kullanmaktadır… İşin garip tarafı, sadece emperyalizmin çıkarlarını koruyan Türk düşmanlığı politikasının, Rumların kendi öz çıkarları doğrultusunda olduğuna, inandırılmış olmalarıdır… Bu durumu o kadar çok kanıksamışlar ki, kafalarını iki elleri arasına alıp analitik düşünme ihtiyacını bile duymuyorlar.

Bunu böyle yapmak yerine, KKTC ve Türkiye’ye karşı öteden beri var olan hamasi tutumlarına bir yenisini eklemeyi, kendilerine daha çok yakıştırmışlar… Anlaşılan odur ki; Cenevre konferansında Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC ekibinin sergilediği güçlü ve dik duruşla ortaya koydukları 2 devletli çözüm önerisini hazmedemiyorlar… Onun ötesinde, Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu’nun 4 yıl önce Crans Montana’da GKRY Lideri Anastasiadis’in söylediklerini deşifre etmesi hiç ama hiç hoşlarına gitmemiş.

Cenevre Konferansı’nda, Anastasiadis’in federasyon tezini destekleyen 40 dakikalık konuşmasından sonra sözü alan Çavuşoğlu, şu soruları sorar Kıbrıs Rum Lideri’ne… “Siz bana Crans Montana’da Kıbrıs Rumlarının Kıbrıs Türkleri ile hiçbir zaman iktidarı paylaşmayacağını söylemediniz mi? Kendi halkınızı bu konuda ikna edemeyeceğinizi söylemediniz mi? Kıbrıs Rumlarının Kıbrıs Türkleri ile hastaneleri bile paylaşmaya hazır olmadığını söylemediniz mi? Crans Montana’da dönüşümlü başkanlığı reddetmediniz mi?”

Çavuşoğlu’nun, söylediklerini belgelerle masaya yaymış olması, daha çok kızdırır Rum ve Yunan tarafını… Konferansın ardından, hınçlarını Türkiye ve KKTC’ye hakaret yağdırarak çıkarmaya çalışırlar… Daha da ötesi, Kıbrıs müzakerelerinin muhatabı olmayan, babaları AB’ne şikayet dosyası hazırlamaya koyulurlar.

Niye alınıyorsun ki, Sayın Anastasiadis? Kıbrıs Cumhuriyeti’nin her şeyine sahip çıkabilmek için 1963’te Türkleri yönetimden kovalayan siz değil miydiniz? O zamanlar ortak kullanımda olan genel hastanelerde yatan, onları ölüme terk etme pahasına Türklerin kanlarını çekip EOKA’cılara veren siz değil miydiniz? On binlerce Türkü yıllarca çadırlarda yaşamaya mahkum etmediniz mi? Kıbrıs Türkünü yıllarca dünyadan izole eden de siz değildiniz… Yollarda alıkoyduğunuz Türkleri, meçhule gönderenler de siz değildiniz... Bütün bu uygulamalara reva görülen ayni Cumhuriyetin vatandaşları değil miydi Sayın Anastasiadis? Ha doğru..! Kendi soydaşlarını bile katlederken elleri titremeyen ‘sizler’; lisanı farklı, dili farklı insanları mı koruyacaktı?

Ama siz, Cenevre yenilgisinin öfkesini küfürle çıkarmaya çalışarak “küstahlık yaptılar, Türkiye’nin alt yönetimi olan oluşumun egemenliğini talep ettiler” diyebiliyorsunuz rahatlıkla… Ama siz kalkıp, bütün bu insanlık dışı uygulamaları reva gördüklerinize şirinleşebilmek adına, ki hiçbir zaman onları insan olarak da görmediniz, “vatandaşlarım” diye hitap edebiliyorsunuz, bu hakkı size kim verdi Sayın Anastasiadis? Gasp ettiğiniz Kıbrıs Cumhuriyeti avantajlarını kullanarak ‘sus payı’ misali, kimlik dediğiniz kağıt parçalarını 97 bin Türkün eline tutuşturmakla olmaz bu işler… Bu sizin bir lütfunuz değil, ne yazık ki hala uluslararası arenada geçerliliği devam eden Cumhuriyet’in sağladığı doğal bir hak değil midir?… 58 yıldır “vatandaşlarım” dediğiniz insanlar ne yer, ne içer hiç sordunuz mu? Türkiye olmamış olsaydı şimdiye kadar onları da İngiltere, Kanada ve Avustralya gibi yerlere çoktan ‘postalamayacak’ mıydınız?

Bu yaptıklarınıza Kıbrıs’ta kaç gerçek Rum vatandaşının onay vereceğini tesbit etmek, hiç mi aklınıza gelmedi? İnsan gibi yaşamak varken, sürekli didişerek bir ömür tüketmeyi kim ister ki Sayın Anastasiadis? Siz bundan sonra, hızla tanınarak ekonomik çağ atlayacak olan bağımsız bir Türk Devleti ile masaya oturabilirsiniz ancak; bunu kafanıza böyle kaydedin.

Günün Sözü

Hayatta hiçbir zaman yalpalamayacaksın, düşüncelerinde bir ileri bir geri adımlar atmayacaksın, her dönemin adamı değil, her dönem adam olacaksın.

Rauf Raif Denktaş

KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI