KKTC Cumhurbaşkanlığı Seçimleri ve 11 Aday - ADEM AKÖL

18 Eylül 2020 Cuma 01:50

11 Ekim Pazar günü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) 200 bin seçmen, yeni cumhurbaşkanlarını seçmek üzere sandık başına gidiyor... İsmini Yüksek Seçim Kurulu’na yazdırmış 11 aday var... Ancak yarışın, 4 aday arasında geçecek olmasına rağmen 2. tura kalacak isimler; olağanüstü bir durum yaşanmaz ise, kimlikleri bizde saklı kalmak kaydı ile, bugünden bellidir.

Gerçi yıllardır, KKTC’deki seçim tahminleri büyük bir oranla doğru çıkan, Gezici Araştırma Merkezi’nin; 4500 katılımcı arasında yaptığı anket sonuçları, 2. turda yarışacak adayları belirlemiş olmasına rağmen, sandıktan sürpriz isimler de çıkabilir.

Şurası bilinmelidir ki; KKTC’de Cumhurbaşkanı her kim olursa olsun, Kıbrıs müzakereleri sürecinde bu güne kadar takip edilen belirgin politikanın virgülü dahi değişmeyecek, üstelik Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki konumunu çok daha fazla güçlendirmiş olacaktır.

Rum tarafının tercih ettiği isimler olsa bile, ve o isimlerden birisi seçimi kazanmış olsa dahi;  Türkiye ve de Kıbrıs Türkleri’nin yıllardır uğrunda mücadele ettiği haklardan 1 gram dahi gerileme olmayacaktır... KKTC’li her Kıbrıs’lı Türk, bugünlere nasıl gelindiğinin çok iyi bilincindedir... Kim ne derse desin, kim nasıl bir algı oluşturmak isterse istesin; bu bilinç, o dönemlerde doğmamış olanların bile genlerine kodlanmıştır.

KKTC Yüksek Seçim Kurulu’nun belirlediği oy pusulasındaki sıralamaya göre, Cumhurbaşkanlığı için yarışacak adaylara kısaca bir bakalım:

Oy pusulasının birinci sırasında; uzun yıllar maliye bakanlığı yapmış, bugünkü Başbakan ve KKTC’nin en büyük partisi UBP’nin genel başkanı Ersin Tatar var... İktisat eğitimi almış olan Ersin Tatar, partisi UBP’nin (Ulusal Birlik Partisi) adayıdır... Önceleri federal bir yapıyı savunan parti, bugün adada 2 devletli çözümün kalıcı hale gelmesi gerektiğini vurguluyor.

İkinci sırada; Kıbrıs Türkleri’nin 2. büyük ve en eski partisi olan sol görüşlü CTP’nin (Cumhuriyetçi Türk Partisi) adayı, kısa bir dönem başbakanlık yapmış Tufan Erhürman; hukukçu bir akademisyen olup, federal çözümü savunmaktadır... Erhürman, önerdiği 3’lü yol haritasında; kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomi, proaktif dış politika ve bir an önce kapsamlı çözümün tesis edilmesinden yanadır.

Üçüncü sırada; YDP’nin (Yeniden Doğuş Partisi) Genel Başkanı; İlahiyat mezunu işletmeci Erhan Arıklı, tam bağımsız bir KKTC savunmaktadır.

Dördüncü sırada; MDP’nin (Milliyetçi Demokrasi Partisi) adayı Fuat Türköz Ciner, bir tıp doktoru olup, KKTC’nin yaşatılması ve tanıtılması için etkin mücadele yapılmasından yanadır.

Beşinci sırada; bağımsız aday Arif Salih Kırdağ, sosyal bilimler ve turizm eğitimi almış birisi... Yüzde sıfırlı oy almış olmasına rağmen, bıkmadan usanmadan tam 13 kez, KKTC’deki neredeyse tüm genel seçimler ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adaylığını ilan etmiş renkli bir kişiliğe sahip.

Altıncı sırada; bağımsız aday Ahmet Boran, bir tıp doktoru... 2009 yılında doktorluğu brakıp kozmoloji ile uğraşmaya başlamış, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelttiği küfür içerikli eleştiriler yüzünden başı derde girmiştir.

Yedinci sırada; bağımsız aday Mustafa Ulaş, Türk Dili Edebiyatı ve Hukuk eğitimi almış... Geçtiğimiz cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de aday olan ancak yüzde sıfırlı oy alabilen Ulaş, dünyadaki etkin aktörlerin çıkarları uyuşmadıkça Kıbrıs sorununun çözülemeyeceğini, her zaman Türkiye’ye ihtiyaç olacağını ve yönetim sisteminin başkanlık olması gereğini savunuyor.



Sekizinci sırada; bağımsız aday Alpan Uz, bir hukukçu... Başkanlık sistemini ve KKTC’nin bağımsızlığını savunuyor.

Dokuzuncu sırada; bağımsız aday Kudret Özersay, uluslararası ilişkiler uzmanı bir akademisyen... Uzun yıllar KKTC Cumhurbaşkanlığı’nın toplumlar arası baş müzakereciliğini yapmış, ayni zamanda ‘Toparlanıyoruz Hareketi’nin kurucusu... Dünyanın başka yerlerinde uygulanan federasyon modellerinin koşullarının Kıbrıs’ta mevcut olmadığını; iki taraf arasında güven olmadığını, federasyon tecrübesi olmadığını ve Rum yönetiminin zenginliği paylaşmaya hazır olmadığını savunuyor.

Onuncu sırada; bugünkü Cumhurbaşkanı bağımsız aday Mustafa Akıncı, mimarlık eğitimi almış... Lefkoşa Türk Belediyesi’nin ilk seçilmiş başkanlığını 14 yıl boyunca yürütmüş; KKTC’nin sosyal demokrat partisi TKP’nin (Toplumcu Kurtuluş Partisi) genel başkanlığını uzun süre üstlenmiş; milletvekilliği döneminde Turizm Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı görevlerinde bulunmuş bir isim... Kıbrıs’ın sadece Rumlar’dan ibaret bir ada olmadığını; el ele verilmesi halinde adanın cennet olabileceğini; bunun da Türkiye-Yunanistan ve Türkiye- Avrupa ilişkilerine olumlu yansıyacağını söyleyerek, Kıbrıs’ta Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğü altında federal bir çözümü savunuyor.

On birinci sırada, bağımsız aday Serdar Denktaş, matbaacılık ve ekonomi okumuş... Uzun yıllar DP’nin (Demokrat Parti) genel başkanlığını yürütmüş, çeşitli dönemlerde bakanlık ve başbakan yardımcılığı yapmış, KKTC siyasetinin en eski isimlerinden birisi... Türkiye’nin ‘Cenevre sonrası Kıbrıs politikası’ ile mutabık olduğunu, Türkiye’nin “federasyon görüşmeyin” demediğini, ancak başka opsiyonların da gündemde olması gerektiğini savunuyor.

Görüldüğü üzere; Son dönemde farklı görüşlerin ortaya atılmış olmasına rağmen, Türkiye’nin öteden beri savunduğu federasyon tezini sadece 11 adaydan ikisi açık bir şekilde dillendiriyor... İki aday, sadece iç siyasetin ekonomik başarısızlığına vurgu yaparak, mevcut durumdan pek rahatsız olmamaktadırlar... Üç aday, federasyon görüşmeleri yapılırken masada farklı çözümlerin de olması gerektiğini söylüyor... Dört aday ise çok katı olarak, federasyon müzakerelerinin hiçbir sonuç vermeyeceğini, bunun için KKTC’nin tanınması ve yaşatılması yolunda mücadele verilmesi gerektiğine vurgu yapıyor.

Burada adayların ne savunduklarından çok, 11 Ekimde sandıktan çıkacak oy dağılımına göre Kıbrıs Türk halkının genel kanısı önemlidir... Şundan emin olmalıyız ki sandıktan çıkacak sonuç; Türkiye’nin gücüne güç katacak, ona paralel olarak da KKTC’yi farklı bir konuma taşıyacaktır.

Günün Sözü

Türk halkının can ve mal güvenliği, kağıt üstünde sağlanamaz. Bir takım maskaralık kelimelerle barış sağlamak, yine eski günlere dönmek demektir ki; başı dik dolaşmak isteyenler için bu, felaket olur. Bizi ancak Türk askerinin Kıbrıs’taki varlığı ayakta tutabilir... Bu böyle bilinmelidir.

Dr. Fazıl Küçük

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.