KKTC Parlamentosundan Dünyaya Verilen Mesaj - ADEM AKÖL

29 Temmuz 2021 Perşembe 02:00

Takip etmişinizdir muhakkak, Cumhurbaşkanı Erdoğan 19 ve 20 Temmuz tarihlerinde KKTC’ye önceden planlanmış resmi bir ziyaret gerçekleştirdi… Ziyaretin çok öncesinde, KKTC’de tüm dünyayı ilgilendiren önemli mesajlar vereceğini açıklamıştı Cumhurbaşkanı.

Çeşitli tahminler, çeşitli yorumlar öne sürüldü bu yönde… Ege ile ilgili çok radikal açıklamalar yapılacağı söylendi; Akdeniz’de zengin hidrokarbon yataklarının bulunduğu müjdelenecekti belki de… Ancak hiç kimse, dünyaya verilecek mesajı tam olarak tutturamadı… Kim bilir; belki de Erdoğan, dağarcığındakileri çıkarmayı sonraki bir tarihe ertelemenin daha doğru olacağını düşündü, gelişen bölgesel konjonktür doğrultusunda.

19 Temmuz’da KKTC Parlamentosu kürsüsünden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği; ne olduğunu tam olarak bilmesek de, açıklanması ertelenen diğer tüm müjdelerden çok daha hayati ve önemli olduğunu söylemek hiç de yanlış olmaz.

1974 Mutlu Barış Harekatı öncesinde son Türk-Rum çatışması olan 1967 Geçitkale-Boğaziçi olayları ile başlayan toplumlararası görüşmeler tam 50 yıl, her defasında büyük ümitlerle devam etmiş olmasına rağmen; Rumların Türkleri eşit statüde görmemeleri yüzünden hep sonuçsuz kalmıştır.

Son olarak 2017 yılında İsviçre’deki Crans-Montana görüşmelerinde ayni tutumu devam ettiren Rum-Yunan ikilisinin gerçek niyetinin, Kıbrıs Türklerini Kıbrıs Cumhuriyetine yamamak olduğu artık net bir şekilde anlaşılması üzerine; 50 yıllık federasyon tezinden vaz geçer Türk tarafı.

Bu tarihten sonra, 2 devletli çözümün daha doğru olacağını dillendirmeye başlayan Türk tarafı, BM’nin geçtiğimiz 27 Nisan tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlediği; garantör devletler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin de katıldığı hazırlık toplantısında, yeni tezini tüm dünyaya deklere eder.

Türk tarafının açıkladığı yeni tez, tüm dünyada büyük bir tepkisel yansıma bulmuş olmasına rağmen, aradan geçen birkaç ay içerisinde gittikçe soğuyarak, özellikle Türkiye’nin blöf yaptığı zannedilir… Bu durumda Türkiye ve Kıbrıs Türklerinin ne kadar ciddi olduklarını gösterecek güçlü bir kanıt gerekiyordu.

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 19 Temmuz’da KKTC Parlamentosu kürsüsünden verdiği yeni Cumhurbaşkanlığı köşkü ve yeni Parlamento binası müjdesi, bu anlamda çok büyük önem arz etmektedir.

Kıbrıs Türkleri hiç de sanıldığı gibi; gözü yükseklerde, şatafatta değildir… ‘Ayağı yorgana göre uzatmayı’ hep bilmişler, kötü günler geçene kadar azla yetinmesini öğrenmişlerdir… Ancak, 2 devletli çözüm tezi ile bağımsız Kıbrıs Türk Devleti’nin ciddiyetini, büyüklüğünü ve kalıcılığını buna inanmakta zorlananların gözleri içine sokmak gerekiyordu.

Aslında KKTC, bunun bilincinde olarak yeni bir parlamento binası için tasarım çalışmalarına yıllar önce başlamış olmasına rağmen, maddi olanaksızlıklar yüzünden bunu bir türlü gerçekleştirememişti… KKTC yeni bir bina inşa etmek istiyordu, çünkü bugünkü parlamentonun bulunduğu yapının tarihçesi aslında çok gurur kırıcıydı.

Bugünkü Cumhuriyet Meclisi binası, 1923 yılında bir Rum firma tarafından inşa edilmiş ve 1974 yılına kadar sigara fabrikası olarak çalıştırılmıştı… Mutlu Barış Harekatından sonra restorasyona alınan sigara fabrikasına, ek inşaatlar da ilave edilerek bugünkü fonksiyon kazandırılır.

Şurası yadsınmaz bir gerçek ki, bir devletin varlığı ve büyüklüğü sadece söylemlerle anlatılamaz… Bunu görmek ve kabul etmek istemeyenlerin gözünün içine sokacak somut işaretler de gereklidir… İşte gösterişli bir Cumhurbaşkanlığı köşkü ve Parlamento binasının gerekliliği tam da bu sebepledir… “Bizim önceliğimiz bu değil” diye eleştiri getiren, neye hizmet ettiği belli dar görüşlere aldırmadan yola devam etmek gerek… Tabii ki sadece bina yapmakla bu iş bitmiyor; gösterişli bir bina, insanı onun içini doldurmaya ve hakikaten görünenle gerçeğin eşitlenmesi için mücadele etmeye zorlayacaktır.

2000’li yıllar öncesinde Esenboğa Havalimanı’ndan Ankara’ya yolculuk yapanlar muhakkak hatırlayacaklardır… Büyük Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışmayacak bir havalimanı, yol boyu sıralanan orta çağdan kalma gecekondular ve sıradan bir Cumhurbaşkanlığı sarayı… Halbuki şimdi; modern bir havalimanı, yol boyunda modern yapılar ve ultra modern bir Cumhurbaşkanlığı Külliyesi.

Ülkemizi ziyaret eden yabancılar gözünde bunun ne kadar önemli ve etkili olduğunu sürekli yaşayıp görüyoruz… Ancak, bununla yetinmeyip Büyük Türkiye Cumhuriyeti’nin altını doldurmak için de 84 milyon el birliği ile durmadan çalışıyoruz.

Günün Sözü

Millet ve memleket adına ve hesabına tek başvurulacak yer burasıdır, yani Yüksek Meclisinizdir. Bu yasal hakkı, bu milli hakkı, bu doğal hakkı hiçbir sebep ve bahane ile ve hiçbir düşünce ile, hiçbir kimseye ve hiçbir kurula terk edemeyiz.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI