KKTC Seçimlerinin Ardından - ADEM AKÖL

21 Ekim 2020 Çarşamba 09:40

Geçtiğimiz Pazar günü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) vatandaşları ikinci kez sandığa giderek 5. cumhurbaşkanlarını seçtiler… Rauf Raif Denktaş, Mehmet Ali Talat, Dr. Derviş Eroğlu ve Mustafa Akıncı’dan sonra Ersin Tatar, önümüzdeki 5 yıl KKTC’nin yeni cumhurbaşkanı görevini üstlenecek.

Seçimler öncesi, adaylarla ilgili çok şey söylendi, çok şey yazıldı… Konulara vakıf olan da yazdı, olmayan da… Samimi duygularla konuşan da oldu, art düşüncelerle atıp tutan da… Yapıcı fikirlerle katkı koymaya çalışanlar da oldu, etrafa nifak tohumları saçarak karanlık emellerine ulaşmaya çalışanlar da.

Seçimler öncesi kaleme aldığımız köşe yazılarımızda cumhurbaşkanlığı makamında oturacak olan ismin kimliği, Kıbrıs müzakereleri sürecinde bu güne kadar takip edilen belirgin politikanın virgülünü dahi değiştiremeyeceğinden bahsetmiştik… Bunun sebebinin KKTC’li her Kıbrıslının bugünlere nasıl gelindiğinin çok iyi bilincinde olduğunu ve bu bilincin o dönemlerde doğmamış olanların bile genlerine kodlandığını vurgulamıştık.

O yüzdendir ki, kimin ne dediği, kimin ne yazdığı, kimin nasıl bir algı oluşturmak istediği; Kıbrıs Türkü’nün düşünce yapısını ve siyasi bilincini hiç değiştiremeyecekti… Kıbrıs Türkü bunun bir kimlik bulma seçimi olduğunu çok iyi biliyordu… Kıbrıs Türkü pandemi sonrası şekillenecek olan yeni küresel sistemde anavatanlarının yanında yer almalarının gerektiğini çok iyi biliyordu.

Öncelikle şunu kesin olarak ifade etmek gerekir ki, siyasi görüşü ne olursa olsun; Kıbrıs’ta yaşayan tek bir KKTC’li dahi, Türkiyesiz bir çözümü asla kabul etmemektedir… 1974 Mutlu Barış Harekatı’ndan sonra Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri; yıllarca tek çözüm olarak gördükleri iki devletli federal Kıbrıs’ı ısrarla savunurken bile Kıbrıs Türkü’nün ilk şartı, anavatanlarının etkin garantörlüğü idi.

Geçtiğimiz hafta sonuçlanan KKTC’deki cumhurbaşkanlığı seçim yarışı; her ne kadar da hala federal bir yapıyı savunan görüş ile artık KKTC’nin yaşatılması gerekliliğine inanan diğer bir görüş arasında geçmiş olsa bile, özünde Kıbrıs Türkü’nün etkin bir kimlik olarak dünya üzerindeki yerini alma isteğinin bir tezahürü idi.

Seçim sonucunda ortaya çıkan yüzde 48’lik bir kitlenin; Rumların müzakere masasında Türkler ile herhangi bir anlaşmaya yanaşabileceklerini hala daha ummak, onların sadece ve sadece iyi niyetlerinin bir göstergesidir.

Şurası çok iyi bilinmelidir ki; seçim öncesi bazı çevreler tarafından hazırlattırılıp medya organlarına dağıtılan, neredeyse KKTC topraklarının yarısının Rumlara geri verileceğini gösteren, aslı olmayan haritaya hiçbir Kıbrıslı Türk onay vermez… Bu realiteye bakarak Kıbrıslı Türklerin hak yiyici oldukları zannedilmesin… Kıbrıslı Türkler, adil oldukları kadar dürüsttürler de… Hiç kimsenin hakkına tecavüz etme gibi bir tutum içerisinde asla olmazlar… Zor olsa da kuzey ile güney arasında toprak mübadelesi yaparak bu işin halledilebileceğini düşünürler.

Kıbrıs Rumları; Türklerin 37 senedir her türlü engellemeye rağmen yaşatmaya çalıştıkları devletlerini dikkate almadan, hala onları azınlık bir toplum olarak görmeye devam etmektedir… Nitekim seçim sonucunun belli olmasının hemen ardından açıklama yapan Anastasiadis, “Kıbrıs Türk toplumunun yeni lideri olarak Sn. Ersin Tatar’ı seçme kararına tamamen saygı gösterilmektedir” diyerek Kıbrıs sorununun çözümü için Tatar’la görüşmeye hazır olduğunu söylüyor.

Masadan kaçan hep kendileri olmasına rağmen; Kıbrıs Rum Lideri Anastasiadis, yeniden Türk tarafını toplumlararası müzakereler havanında su dövmeye davet etmektedir… Amaç; Rum tarafını dünya kamuoyunda ‘uzlaşmak isteyen’ taraf olarak gösterip statükoyu devam ettirmek… Amaç; Türk tarafının beynini masada meşgul edip KKTC’nin gelişmesini engellemek… Amaç; Kıbrıs Türk toplumunu uzun bir süre daha kimliksiz bırakıp bezdirmek.

KKTC, pazar günü tamamlanan cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda çok önemli bir fırsat elde etmiştir… Sesini tüm dünyaya duyurmasının yanısıra, Türkiye’nin bölgedeki gücüne güç katmıştır. O nedenledir ki, toplumlar arası müzakerelerde herhangi bir beklenti içine girmeden; gereğini yaparak, ancak fazla enerji harcamadan; yeni seçilmiş cumhurbaşkanının önderliğinde tüm kesimleri toparlayıcı ve üretken bir politika izlenmelidir.

KKTC’yi ekonomik olarak geliştirip dünyaya tanıtmak en büyük hedef olmalıdır… Bugün Türkiye Cumhuriyeti, bunu başarmak için KKTC önündeki tüm engelleri ortadan kaldırabilecek güce ve yeteneğe sahip bir ülke durumundadır ve bunu yapmaya hazırdır.

Güçlü bir KKTC’nin; Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki politikalarda etkin rol üstlenerek, halkını artık hak ettiği kimliğe kavuşturması gerekmektedir.

Günün Sözü

Hayatta hiçbir zaman yalpalamayacaksın, düşüncelerinde bir ileri bir geri adımlar atmayacaksın, her dönemin adamı değil, her dönem adam olacaksın.

Rauf Raif Denktaş

KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI